Türkiye Cumhuriyeti devletinin 782.562 km2 topraklarında yaşayan ve aynı havayı teneffüs eden, aynı dili konuşan aynı duyguları paylaşan insanlar aynı gemidedir. Gemi su alırda batarsa hepimiz batarız. O nedenle hepimiz geminin sağlıkla ve güvenle seyahat etmesi için çaba göstermeliyiz.
T.C. Anayasası'nın 66. maddesi Türk vatandaşlığını düzenler ve "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" hükmünü içerir. Bu kapsamda Türkiye topraklarında yaşayan aynı havayı teneffüs eden, aynı dili konuşan aynı duyguları paylaşan insanlar, etnik kökenleri ne olursa olsun, farklı görüş ve düşüncelerde de olsalar aynı gemideler; Herkes biliyor ki: Gemi su alırda batarsa hepimiz batarız.
Farklılıklar bizim zenginliklerimizdir. Farklılık
Gün, millet olarak içimizdeki ve çevremizdeki dostu ve düşmanı tanıma günüdür. Gün farklılıkları geride bırakıp birbirimize sarılma, birlik ve beraber olma günüdür.
İran edebiyatının en büyük şair ve düşünürlerinden biri kabul edilen, Gül Sadi Şirazi
“Bir tümseğin üzerinde otla bağlanmış birkaç demet taze gül gördüm. ‘Bu değersiz ot ne oluyor ki gül ile birlikte bulunuyor?’ dedim. Ot ağladı ve şöyle dedi:
Sus! Kerem sahipleri arkadaşlığı unutur mu? Her ne kadar güzelliğim, rengim, kokum yoksa da nihayet ben de bu güllerin bittiği bahçenin otu değil miyim?’” Evet, netice de hepimiz aynı bahçenin ürünüyüz, kimimiz gül, kimimiz dikeniz ama gülünü seven dikenine de katlanmalı ve tahammül etmeliyiz.
Etrafımız ateş çemberi altında kaynıyorken, gün birlik ve beraberlik günüdür. Gün, kutsal vatan topraklarımıza sahip çıkma günüdür. Şanlı tarihimizden aldığımız bayrağı ilelebet dalgalandırmak ve yarınlara teslim etme günüdür.
Dünya’da hatta ülkemizin hemen yanı başında yaşanan savaşlarda mazlumun ve mağdurun yanında olmak; din kardeşlerimizin yanında olmak, barıştan yana tavır koymak, bizim kadim geleneğimizde vardır.
Bu konularda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Dünya’da Sulh” ilkesine sıkı sıkı sarılıp, Türkiye Cumhuriyetinin dış politika geleneğine uygun, diplomatik çözümlerle sonuca gidilmesi için tüm imkânlar seferber edilip, çaba harcamaya devam edilmelidir.
Amerika Birleşik Devletleri ve katil İsrail’in başını çektiğiküresel emperyalist güçler, Orta doğuya yeniden şekil verme planlarını (BOP) Suriye ve Irak’ta gerçekleştirdikten sonrabugünlerde rotalarını İran’a çevirdiler.
Bazılarına göre sonraki Hedef Türkiye. Ancak bu asla gerçekleştirilemez. Bunu düşünenlere Türk’ün şanlı tarihini okumasını “Ya İstiklal Ya Ölüm” şiarıyla büyüyen Türk milletiniiyi tanımasını tavsiye ederiz. Hiç kimsenin gücü bizi bölmeye ve emellerine ulaşmaya yetmeyecektir. Tarihi geçmişimiz bunun en güzel delilidir. En son 15 Temmuz hain darbe girişiminde olduğu gibi bugünde İktidarı ve muhalefetiyle kenetlenip Allah’ın izniyle emperyalistlerin ülkemiz üzerindeki hain emellerine ulaşmasına izin verilmeyecektir.
Üç tarafı denizlerle çevrili, stratejik öneme sahip bir konumda bulunan Türkiye Cumhuriyeti’nde; Yüce Yaradan tarafından bizlere bahşedilen doğal güzellikler ve tabii kaynaklar pek çok ülkede bulunmamaktadır. Tüm bu nimetlerin kıymetini bilmek ve yaşatmak bizim hem yasal hem de kulluk görevimizdir.
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, iktidarıyla ve muhalefetiyle süre gelen çekişmelere bir son verip, milli birlik ve beraberlik ruhu içinde hareket etmenin tamda zamanıdır. Gün birlik ve beraberlik günleridir. Mübarek Ramazan ayının ruhuna uygun hoşgörülü olmalı; kısır döngü içindeki çekişmeler yerine hak hukuk ve adalet duygusunu öne çıkarmalı ve ona göre hareket etmeliyiz.
Yazımızın sonunu da yine Sadi-i Şirazi Hazretleri
“Dünyada en büyük servet, akıldır; en büyük felaket, cahilliktir.” Rabbim tüm insanlığı ve inananları delilerin, gözü dönmüş canilerin ve cahillerin şerrinden


























