Geçtiğimiz 27 Mart Cuma günü “Dünya Tiyatro Günü” idi. Bugüne özel yayımlanan ulusal ve uluslararası bildirilerde savaş, toplumsal krizler ve tiyatronun dönüştürücü gücü öne çıktı. Ortak vurgu “Sanat ve savaş birbirine
Bu sene ulusal bildiriyi kaleme alan sahne tasarımcısı ve yönetmen Sayın Metin Deniz’in “Sanat ve savaş birbirine karşıdır. İnsan da (insan olan) savaşa karşıdır. İnsan sanatı sever, sanata düşkündür. İnsan sanat için vardır. İnsansız sanat olmaz, sanatı olmayan bir toplum da olmaz. Toplumlar ise, asıl sanat aracılığıyla birbirleriyle tanışırlar, ilişki kurarlar, hesaplaşırlar. Tiyatro bu tanışıklığı, asırlardır var olan gücüyle sürdürür. Tiyatronun bu ilişkiyi sürdürebilmek için kullandığı araç ise insandır. Tiyatro her zaman insanı sorgular. İnsandan aldığını insana verir. Sahnelenen her şey insanın kendi gerçeğidir” ifadeleri: Tiyatronun insanın ve hayatın kendisinin bir yansıması yani aynası olduğunu işaret ediyor.
27 Mart Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi ise ünlü Amerikalı aktör, tiyatrocu ve Venedik Tiyatro Bienali’nin sanat yönetmeni Willem Dafoe
Ateş çemberi içinde nereye sürüklendiği belli olmayan bir dünyada insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu barışı sağlamak çabası gösteren, yaşama sevincinin tükendiği bir ortamda savaşa karşı dik duranların başında yine sanatçılar olmuştur. Dili, dini, ırkı mezhebi, hatta ülkesi fark etmeden İnsan olmanın onurunu taşıyan herkes sanatseverdir. Sanat seven her insan savaşa karşıdır. İnşallah, zaman içinde sanat savaşı yenecektir. Hepimizin duası savaşların sona ermesi, dünyaya barışın egemen olması.
Günahsız bebeklerin, çocukların, kadınların bir hiç uğruna ölmediği, ateş füzelerinin, bombaların suçsuz insanların tepesinde patlamadığı bir dünya yaratmak mümkün. Yeter ki sanatın ve sanatçının sesine gücüne kulak verilsin. Eninde sonunda savaşlar sona erecek, Aziz Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” hâkim olacak inşallah.
Yine Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” sözünde geçen Sanat, bir milletin ruhunu besleyen ve onu ayakta tutan "hayat damarlarından" biri olarak anlam kazanmaktadır.
Dünya üzerinde ülkelerin hayat damarı olarak kabul edilen sanat ve sanatı icra eden sanatçılar, ulusal ve ulusal düzeyde anma günleri veya (Oscar) gibi ödül törenlerinde sahneye çıktıklarında ağızlarından hep barış isteği ile savaşlara son, kadınlar ve çocuklar ölmesin ifadeleri dökülmüyor mu? Yine dünya üzerinde savaş karşıtı gösterilerde en önde yürüyenler arasında sanatçılar gelmiyor mu?
Gözü dönmüş canilerin hırsı yüzünden ateş çemberine dönen coğrafyalarda her gün yeni bir tiyatro sahnelenmektedir. Özellikle dünyanın polisliğine soyunan ABD’nin başkanı sarı saçlı adamın her gün değişiklik gösteren dünyaya ayar vermek için sergilediği oyunlar usta tiyatroculara taş çıkaracak niteliktedir. Umarız ki aklıselim insanların ve sanatın ve sanatçıların gücü ona ve çevresindekilere dur diyebilir. Siyonist İsrail’in Başbakanı Netanyahu’ya “Yeter- yahu!” diyebilir. Netice de onlar da bir ölümlü değil mi?
Umuyor ve bekliyoruz ki; başta Amerika olmak üzere dünyanın pek çok ülkesindeki sanatçılar seslerini yükseltecek ve YETER YAHU! Diyecektir. Savaşı ancak sanatın gücü durdurabilecektir. İnşallah. Kalın sağlıcakla.


























