Halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan ve baharın müjdecisi olarak bilinen cemreler bugünlerde tekrar gündemde. Cemrelerin sırasıyla 19-20 Şubat Havaya, 26-27 Şubat Suya ve 5-6 Mart gecesi Toprağa düşmesi bekleniyor. Düşüş sıralamasında önce hava ısınıyormuş gibi görünse de hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz, meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak-hava-su şeklindedir.
Cemre kelimesinin anlamı ‘kor haline gelmiş ateş, köz’ Köz, yani kıpkırmızı ateş. Gerçekte düşen bir şey var mıdır, ne, nereye düşmüştür? Bu söz söylendiğinde bizler, tabii olarak bir şeyin bir yere düştüğünü düşünebiliriz. Aslında düşen bir şey yok. Görünmeyen bir olay, aklımızın daha kolay kavrayabilmesi için halk arasında böyle söyleniyor. Ateş anlamına gelen cemrenin havaya, suya ve toprağa düşmesini, sanki havaya, suya ve toprağa bir ateş değmiş ve ısınma başlamış gibi kabul edilmektedir. Peki, bu nereden geliyor?
Uzun süreli deneyim ve bilgi birikiminin bir ürünü olan halk takvimine (Rumi takvim) göre; eskiler 365 günlük yılı 'Kasım' ve 'Hızır' günleri olarak iki mevsime ayırmışlardır. Bu inanışa göre; Kasım 179, Hızır ise 186 gündür. Yılın Kasım kısmı yani kış devresi 8 Kasım’da başlar, 5 Mayıs’a kadar sürer, 6 Mayıs’ta da Hıdırellez ile birlikte yaz devresi, yani Hızır günleri başlar ve 7 Kasıma kadar devam eder.
Halk takvimine göre; Kasımın kırk altısında, kırk gün anlamına gelen 'Erbain', 21 Aralık’tan 31 Ocak’a kadar geçen soğuk karakış günlerine Zemheri, seksen altısında da (21 Mart) elli gün anlamına gelen 'Hamsin' başlar, böylece kışın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçip gider.
Kasım günlerinin ortasını geçip yüz gün arkada kalınca halk arasında zorlu kış günlerini arkada bırakmanın bir ifadesi olarak 'geldik yüze, çıktık düze' denilmektedir. Cemre günleri işte bu süreci ifade etmektedir. Bahar günleri gelmeye, doğadaki canlılar uyanmaya, topraktaki bitkiler yeşillenmeye, ağaçlar çiçek açmaya, leylekler gelemeye başlamıştır artık.
Çok eski yıllardan beri Tarım ve Hayvancılıkla uğraşan kesimler için halk takviminin yaşamsal önemi vardır. “Tarımda tek bir diktatör vardır, o da iklimdir” olduğuna inanan çiftçiler, çalışma planlarını hava koşullarına ve mevsime göre yaparlar. Biliyoruz ki toprak ısınmadan atılan bir tohum yeşermez, bu yüzden özellikle çiftçilikle uğraşan bazı büyüklerimiz cemre ve buna benzer olayları dikkatle takip eder, işlerini buna göre ayarlarlar.
Her ne kadar son yıllarda yaşanan iklim koşulları nedeniyle halk takvimi göstergeleri değişmekteyse de biz yine inanmaya ve geleneklerimizi yaşatmaya devam edelim. Kâinatın sahibinin bir bildiği vardır diye bekleyelim ve görelim. Umulur ki; Halk takviminde yer alan hadiseler kelime anlamıyla tam yaşanır ve doğal döngü devam eder.
Cemre, her ne kadar folklorik bir inanış olsa da, doğanın uyanışına vesile oldukları için yenilenmeyi hatırlattıkları için ve bir kez daha Yüce Yaradan’ın hikmetini, rahmetini ve bereketini bizlere hissettirdiği için güzel bir inanış ve gelenektir. Türk dünyasında bu gelenek halen yaşatılmaktadır.
Cemrelerin güzel Anadolu’yu vatan tutan, Türkiye’yi ana vatan belleyen herkesin yüreğinde sevgi, barış ve kardeşlik tohumlarının yeşermesine, milli birlik ve beraberliğimizin artmasına; emeklinin, asgari ücretlinin, dar gelirlinin yüzünün gülmesine vesile olması en büyük arzumuz.
Mübarek Ramazanın ilk günlerinde gelin hep birlikteRabbimize dua edelim: “Allah’ım bu sene Cemreleri bütün insanlığın gönlüne düşür de yüreklerini ısıtıp, nefreti, öfkeyi, kini yok etsin. Bu mübarek günler özellikle Ortadoğu coğrafyasındaki emperyalist güçlerin, Siyonist katillerin vecanilerin ıslah olmasına, mazlumun, mağdurun, fakirin, yoksulun yüzünün gülmesine vesile olsun, inşallah”. Kalın sağlıcakla.



























Namık'cığım çok güzel bir yazı olmuş.. Neden ?hava olayları ile ilgili güncel ve tarihi geleneksel bilgileri bir arada işlemişsin.. 76 yaşındaki ben bile bazı eksik bilgilerimi tamamladım. Senin şahsında Konya Olay' a da teşekkür ediyorum. Selamlar.