Dünya’da çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayram olan “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına” sahip bir ülkenin vatandaşı olarak yıllarca sevinçle gururla idrak ettiğimiz bir bayramın 106’ncı yıl dönümünü idrak edeceğimiz bu hafta geleneksel olarak okunan “Bugün 23 Nisan, Neşe Doluyor İnsan” şiirini maalesef coşkuyla okuyamıyor, neşe dolamıyorum.
Analar, babalar sabah evden öperek koklayarak okula yolladıkları evlatlarının yolunu gözlerken akşam evlerine tabutları içinde dönüyorsa, tabutlarına sarılıp gözyaşı döküyorlarsa, ülke olarak yas içindeysek; çocuklar, acaba akşam eve dönebilecek mi kaygısıyla okula gönderildiği bugünlerde sorarım size: Neşe içinde olmak mümkün mü?
Öte yandan, dünyanın polisliğine soyunan ülkelerin yürüttükleri inadına dünyayı savaş ortamına sokmaktan zevk alanemperyalist güçlerin, Siyonist emellerini gerçekleştirmek için kadın çocuk herkesin katledildiği bir ortamda neşe dolabilir mi insan?
Öyle ya; Dünya’nın pek çok yerinde özellikle çocuklar mutsuz, Filistin’de, Gazze’de, Ukrayna’da, Doğu Türkistan’da hatta son günlerde İran’da yaşamaya çalışan, her gün savaş ortamına gözünü açan, bombaların altında hayata tutunmaya gayret eden çocuklar varken, nasıl neşe dolalım?
Ülkemizde, yıllarca büyük bir coşku ve katılımla kutlanan milli bayramlarımız resmi olarak bir bakanlığın ilgili birim amiri ve formalite protokol ve gündemle kutlanmaya başladığı için; hatta okul ve sınıflara mahkûm edildiği ve bayramın gerçek manasının yeterince anlatılamadığı için neşe dolamıyor insan.
Her akşam, televizyonlardaki aşiret ve mafya dizilerinde yapanın yanına kar kaldığı cinayetlerin izletildiği; sosyal medyada vurdulu kırdılı oyunları çocuklarımızın gözüne sokulduğu; hatta çocukların bu tür hadiselere özendirildiği, çocuk yaşta katillerin çoğaldığı bir ortamda neşe dolmak mümkün mü?
Bir tarafta bir dilim ekmeğe, bir bardak temiz suya ulaşmak için saatlerce kuyrukta bekleyen çocuklar bir tarafta yiyecek beğenmeyen, lüks ve şatafat altında yaşayan çocukların gözümüze sokulduğu günümüzdeokullarına giderken beslenme çantasına yiyecek koyamamanın ezikliği altında yaşayan aileleri düşündükçe nasıl neşe dolalım?
Her gün kadına ve çocuğa şiddet ve istismar olaylarının yaşandığı, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamadığı, çocuk işçisi sayısının arttığı, gözümüzün bebeği çocuklarımıza dini eğitim vermek üzere tarikat ve cemaatlerin ön plana çıktığı bir ortamda nasıl neşe dolalım?
Yine de; ulu önder Atatürk'ün “Küçük hanımlar, küçük beyler. Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı ve bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.” Sözünün muhatabı Türkiye Cumhuriyetinin gerçek sahipleri çocuklarımızın “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” kutlu olsun.
En büyük dileğimiz;her 23 Nisan’daDünyanın çeşitli ülkesinden ülkemize gelen misafir çocukların tüm dünyaya haykırdıkları gibi “Dünya’da Barış” çağrısının büyükler tarafından karşılık bulması ve İran’da,Filistin’de, Gazze’de, Ukrayna’da ve Doğu Türkistan’da yapılan insanlık dışı zülüm ve katliamların sona ermesi; dünyadaki bütün savaşların son bulmasıdır.
Bu vesile ile Türkiye Cumhuriyetinin ilk adımlarının atıldığı Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış gününü geleceğin Türkiye’sinin gerçek sahipleri çocuklara bayram olarak armağan eden Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum. Aziz milletimizin her zaman olduğu gibi bu yılda Anıt kabirde ziyaretçi rekoru kıracağı düşüncesiyle bir nebze olsun neşe dolmak istiyorum. Kalın sağlıcakla.
NAMIK CEYHAN
Neşe dolamıyor insan!
Dünya’da çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayram olan “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına” sahip bir ülkenin vatandaşı olarak yıllarca sevinçle gururla idrak ettiğimiz bir bayramın 106’ncı yıl dönümünü idrak edeceğimiz bu hafta geleneksel olarak okunan “Bugün 23 Nisan, Neşe Doluyor İnsan” şiirini maalesef coşkuyla okuyamıyor, neşe dolamıyorum.
Analar, babalar sabah evden öperek koklayarak okula yolladıkları evlatlarının yolunu gözlerken akşam evlerine tabutları içinde dönüyorsa, tabutlarına sarılıp gözyaşı döküyorlarsa, ülke olarak yas içindeysek; çocuklar, acaba akşam eve dönebilecek mi kaygısıyla okula gönderildiği bugünlerde sorarım size: Neşe içinde olmak mümkün mü?
Öte yandan, dünyanın polisliğine soyunan ülkelerin yürüttükleri inadına dünyayı savaş ortamına sokmaktan zevk alanemperyalist güçlerin, Siyonist emellerini gerçekleştirmek için kadın çocuk herkesin katledildiği bir ortamda neşe dolabilir mi insan?
Öyle ya; Dünya’nın pek çok yerinde özellikle çocuklar mutsuz, Filistin’de, Gazze’de, Ukrayna’da, Doğu Türkistan’da hatta son günlerde İran’da yaşamaya çalışan, her gün savaş ortamına gözünü açan, bombaların altında hayata tutunmaya gayret eden çocuklar varken, nasıl neşe dolalım?
Ülkemizde, yıllarca büyük bir coşku ve katılımla kutlanan milli bayramlarımız resmi olarak bir bakanlığın ilgili birim amiri ve formalite protokol ve gündemle kutlanmaya başladığı için; hatta okul ve sınıflara mahkûm edildiği ve bayramın gerçek manasının yeterince anlatılamadığı için neşe dolamıyor insan.
Her akşam, televizyonlardaki aşiret ve mafya dizilerinde yapanın yanına kar kaldığı cinayetlerin izletildiği; sosyal medyada vurdulu kırdılı oyunları çocuklarımızın gözüne sokulduğu; hatta çocukların bu tür hadiselere özendirildiği, çocuk yaşta katillerin çoğaldığı bir ortamda neşe dolmak mümkün mü?
Bir tarafta bir dilim ekmeğe, bir bardak temiz suya ulaşmak için saatlerce kuyrukta bekleyen çocuklar bir tarafta yiyecek beğenmeyen, lüks ve şatafat altında yaşayan çocukların gözümüze sokulduğu günümüzdeokullarına giderken beslenme çantasına yiyecek koyamamanın ezikliği altında yaşayan aileleri düşündükçe nasıl neşe dolalım?
Her gün kadına ve çocuğa şiddet ve istismar olaylarının yaşandığı, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamadığı, çocuk işçisi sayısının arttığı, gözümüzün bebeği çocuklarımıza dini eğitim vermek üzere tarikat ve cemaatlerin ön plana çıktığı bir ortamda nasıl neşe dolalım?
Yine de; ulu önder Atatürk'ün “Küçük hanımlar, küçük beyler. Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı ve bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.” Sözünün muhatabı Türkiye Cumhuriyetinin gerçek sahipleri çocuklarımızın “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” kutlu olsun.
En büyük dileğimiz;her 23 Nisan’daDünyanın çeşitli ülkesinden ülkemize gelen misafir çocukların tüm dünyaya haykırdıkları gibi “Dünya’da Barış” çağrısının büyükler tarafından karşılık bulması ve İran’da,Filistin’de, Gazze’de, Ukrayna’da ve Doğu Türkistan’da yapılan insanlık dışı zülüm ve katliamların sona ermesi; dünyadaki bütün savaşların son bulmasıdır.
Bu vesile ile Türkiye Cumhuriyetinin ilk adımlarının atıldığı Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış gününü geleceğin Türkiye’sinin gerçek sahipleri çocuklara bayram olarak armağan eden Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum. Aziz milletimizin her zaman olduğu gibi bu yılda Anıt kabirde ziyaretçi rekoru kıracağı düşüncesiyle bir nebze olsun neşe dolmak istiyorum. Kalın sağlıcakla.
NAMIK CEYHAN
Neşe dolamıyor insan!
Dünya’da çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayram olan “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına” sahip bir ülkenin vatandaşı olarak yıllarca sevinçle gururla idrak ettiğimiz bir bayramın 106’ncı yıl dönümünü idrak edeceğimiz bu hafta geleneksel olarak okunan “Bugün 23 Nisan, Neşe Doluyor İnsan” şiirini maalesef coşkuyla okuyamıyor, neşe dolamıyorum.
Analar, babalar sabah evden öperek koklayarak okula yolladıkları evlatlarının yolunu gözlerken akşam evlerine tabutları içinde dönüyorsa, tabutlarına sarılıp gözyaşı döküyorlarsa, ülke olarak yas içindeysek; çocuklar, acaba akşam eve dönebilecek mi kaygısıyla okula gönderildiği bugünlerde sorarım size: Neşe içinde olmak mümkün mü?
Öte yandan, dünyanın polisliğine soyunan ülkelerin yürüttükleri inadına dünyayı savaş ortamına sokmaktan zevk alanemperyalist güçlerin, Siyonist emellerini gerçekleştirmek için kadın çocuk herkesin katledildiği bir ortamda neşe dolabilir mi insan?
Öyle ya; Dünya’nın pek çok yerinde özellikle çocuklar mutsuz, Filistin’de, Gazze’de, Ukrayna’da, Doğu Türkistan’da hatta son günlerde İran’da yaşamaya çalışan, her gün savaş ortamına gözünü açan, bombaların altında hayata tutunmaya gayret eden çocuklar varken, nasıl neşe dolalım?
Ülkemizde, yıllarca büyük bir coşku ve katılımla kutlanan milli bayramlarımız resmi olarak bir bakanlığın ilgili birim amiri ve formalite protokol ve gündemle kutlanmaya başladığı için; hatta okul ve sınıflara mahkûm edildiği ve bayramın gerçek manasının yeterince anlatılamadığı için neşe dolamıyor insan.
Her akşam, televizyonlardaki aşiret ve mafya dizilerinde yapanın yanına kar kaldığı cinayetlerin izletildiği; sosyal medyada vurdulu kırdılı oyunları çocuklarımızın gözüne sokulduğu; hatta çocukların bu tür hadiselere özendirildiği, çocuk yaşta katillerin çoğaldığı bir ortamda neşe dolmak mümkün mü?
Bir tarafta bir dilim ekmeğe, bir bardak temiz suya ulaşmak için saatlerce kuyrukta bekleyen çocuklar bir tarafta yiyecek beğenmeyen, lüks ve şatafat altında yaşayan çocukların gözümüze sokulduğu günümüzdeokullarına giderken beslenme çantasına yiyecek koyamamanın ezikliği altında yaşayan aileleri düşündükçe nasıl neşe dolalım?
Her gün kadına ve çocuğa şiddet ve istismar olaylarının yaşandığı, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamadığı, çocuk işçisi sayısının arttığı, gözümüzün bebeği çocuklarımıza dini eğitim vermek üzere tarikat ve cemaatlerin ön plana çıktığı bir ortamda nasıl neşe dolalım?
Yine de; ulu önder Atatürk'ün “Küçük hanımlar, küçük beyler. Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı ve bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.” Sözünün muhatabı Türkiye Cumhuriyetinin gerçek sahipleri çocuklarımızın “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” kutlu olsun.
En büyük dileğimiz;her 23 Nisan’daDünyanın çeşitli ülkesinden ülkemize gelen misafir çocukların tüm dünyaya haykırdıkları gibi “Dünya’da Barış” çağrısının büyükler tarafından karşılık bulması ve İran’da,Filistin’de, Gazze’de, Ukrayna’da ve Doğu Türkistan’da yapılan insanlık dışı zülüm ve katliamların sona ermesi; dünyadaki bütün savaşların son bulmasıdır.
Bu vesile ile Türkiye Cumhuriyetinin ilk adımlarının atıldığı Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış gününü geleceğin Türkiye’sinin gerçek sahipleri çocuklara bayram olarak armağan eden Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum. Aziz milletimizin her zaman olduğu gibi bu yılda Anıt kabirde ziyaretçi rekoru kıracağı düşüncesiyle bir nebze olsun neşe dolmak istiyorum. Kalın sağlıcakla.


























