Dünya Çevre Günü ve Çevre Haftası, ülkemizde 1-7 Haziran tarihleri arasında “Dünya Bize Emanet” temasıyla kutlanıyor. Aslında bu bir kutlama değil hafta boyunca çevre bilincinin gelişmesi, farkındalığının artması amacıyla bir dizi etkinliklerin yapılacağı bir farkındalık haftası.
Cenâb-ı Hakk’ın dünya üzerinde yarattığı tüm güzellikler birer nimettir. Rabbimizin ihsanıdır. İnsanoğluna bahşedilen birer emanettir. Mal emanettir. Can emanettir. Sıhhat emanettir. Doğal güzellikler emanettir. Hava, su, toprak emanettir. Kısacası Dünya bize emanettir.
Bizlere düşen; bu emanetlere ibadet aşkıyla sahip çıkmak, korumak ve yaşatmaktır. Cenabı-ı Hakk’ın istediği istikâmette en güzel bir şekilde değerlendirebilmek ve onları ahiret sermayesi hâline getirebilmektir. İnsan hayatında huzur ve saadetin başka yolu da yoktur.
Unutmamalıyız ki; Bu dünya, sadece biz insanlar için yaratılmamıştır. İnsan bu büyük düzenin sadece bir parçasıdır. Rabbimiztarafından yaratılanların en şereflisi unvanıyla onurlandırılan ve elhamdülillah Müslümanım diyebilen her bireye kıyamete kadar devam edecek ağır bir sorumluluk yüklenmiştir:“Emanete sahip çıkmak, yaşatmak”
Ancak Allah(c.c)’ın önemli ölçüde sadece bizlere verdiği zekâmızı yıllardır bencilliğimize kurban ediyoruz.Çok daha fazla para kazanma hırsı ve rant peşinde koşan, gözü bir türlü doymayan insanların -sözde kalkınmamıza katkı- faaliyetleri yüzünden tarım alanları, orman alanlarımız, sulak alanlarımız, doğal güzelliklerimiz, doğal hayat, biyolojik çeşitliliklerimiz gittikçe yok oluyor ve bizler maalesef seyrediyoruz.
Buna karşılık, iklimler değişiyor, doğal afetler artıyor, bazı bölgelerde kuraklık, bazı bölgelerde sel, fırtına, aşırı yağışlar adeta uyarı veriyor ama bizler ders almıyor, bindiğimiz dalı kesmeye devam ediyoruz. Peki, bu daha nereye kadar daha devam edecek?
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; insanlığın tüketim hızının, doğanın kendisini yenileyebilme kapasitesinin oldukça üstüne çıktığı gerçeğidir. Nitekim “Dünya Limit Günü- yani doğal kaynakların ihtiyacı karşılama süresi artık yaz aylarına kadar gerilemiş durumdadır. Bu durum gelecek için tehlikenin habercisidir.
Ne var ki; insanoğlu doğaya bıraktığı ayak izini (karbon, su) azaltarak tersine bir hareket başlatılabilir.Tüketim alışkanlıklarını gözden geçirerek israf çılgınlığından vazgeçebilir. Bu konuda dini inancımız, tarihsel kültürümüz ve örf ve adetlerimiz yeterlidir. Yeter ki köklerimizle sağlam bir bağ kuralım ve kadim kültürümüze göre hareket edelim.
İşte tam da bu aşamada hepimizin “Yeni bir çevre ahlakına ihtiyacımız var”. Yeni Çevre ahlakı, yeryüzünde yaşamakta olan insanların birbirine ve gelecek nesillere karşı sorumlulukları yanında doğaya karşı sorumluluklarının bilinciyle oluşan kadim ahlâkî temeller üzerine inşa etmesiyle başlayacaktır.
Bireyler olarak hepimiz tüketim alışkanlıklarımızı değiştiren yeni bir çevre ahlakının egemen olması konusunda hep birlikte çaba göstermeliyiz. Yeni çevre ahlakının temelitüketerek ve kirleterek değil, diğer yaratılanlarla bölüşerek ve onları da koruyarak mutlu olmayı merkeze alan bir anlayışla başlamalı.
Bu ahlak, yanı başımızdaki kardeşimizin sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşama hakkına saygı göstermekle başlayacak; bunların yanı sıra sokaktaki kediye, köpeğe, yerdeki karıncadan gökteki kuşlara, ormandaki ağaçlara, yaban hayatına, sulak alanlarımıza, doğal güzelliklere kısacası yaratılan her şeye sahip çıkan onu yaşatan koruyan bir ahlak anlayışı ile taçlanacak bir davranış şeklidir.
Konya’da yaşayanlar için bu işin reçetesi belli, uzaklara gitmeyelim. Madem Hz. Mevlana bizim için çok kıymetlidir. Mademki; O’nun hoşgörüsüne sığınıyoruz, o halde Hazretin yedi öğüdünü hayatımıza düstur edinmeliyiz. En başta da “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözüne sadık kalalım yeterli. İslam dini yaratılanı yaratandan dolayı sevmeyi, korumayı ve israf etmemeyi emretmiyor mu?
Bu vesile ile hem Dünya Çevre Gününüzü tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dilerim. Kalın sağlıcakla.



























