Gençlik, enerjik, atak, biraz asi, hayalleri olan, tutkuları peşinde giden, özgürlük peşinde, coşkulu, yüreği sevgiye açık, duygusal, riyasız, gösterişten uzak dost doğru yaşanan bir kişiliktir. Ergenlikten yetişkinliğe geçiş döneminde yaşanan bambaşka bir duygudur. Gençlik, gelecektir, umuttur. Gençlik yarınların gerçek sahibidir.
Evet, gençlik ülkenin geleceğidir. Ama günümüz gençliğinin yargılamak ya da övmek değil “anlamak” düşüncesiyle çevreme şöyle bir bakıyorum. Bizim dönemin –yirminci yüzyılın son çeyreği- gençleri ile günümüz gençliğini karşılaştırdığımda anlamakta güçlük çekiyorum.
Bugün ülkemizde yüreğindeki vatan sevgisi ile yanan; kutsal vatan toprakları için seve seve canını verecek sorumluluk sahibi gençlerimiz de var elbette; ancak, barlarda, kafelerde, eğlence yerlerinde, nargile salonlarında yanında sevgilisiyle vur patlasın çal oynasın gününü gün eden, sosyal medya bağımlısı olmuş, sorumluluk almaktan kaçan gençlerimizde var. Bu gençler, kendilerine verilen emanetin ne kadar farkındalar, ne kadar sorumluluk sahipleridir? Ülkemizin geleceği ne olacak? Gençler nereye gidiyor?
Ben, tam bu soruların cevabını düşünürken; gençlikte ne değişti diye sorgularken; karşıma ünlü Sümerolog merhume Muazzez İlmiye ÇIĞ’ın Sümer tabletlerine dayanarak yazdığı ““Bu Gençlik Nereye Gidiyor?” yazısı çıktı. Bu satırları okuyunca; galiba asırlardır değişen bir şey yok, diyebilir miyiz? Bakın merhume Sayın ÇIĞ ne yazmış:
“M.Ö. 4. yy. da yaşayan Sokrates’in “Günümüz çocukları lüksü seviyor, Görgüsüzler, otoriteye başkaldırıyorlar, yaşlılara saygıları yok, çalışmak yerine lak lak etmeyi seviyorlar. Çocuklar artık ailenin hizmetçisi değil, tiranı (gücü elinde tutan). Yaşlılar içeri girince ayağa kalkmıyorlar onlara itiraz ediyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar.”,
Daha da eski; M.Ö. 8. yy. da yaşayan Hesiodos’un “Günümüzün gençleri öyle umursamaz ki ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.”.
M.Ö. 350 yaşayan Aristo’nun “Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar, Yetişkinlere karşı saygısızlar, ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar.” Sözleriyle, asırlardır değişen bir şeyin olmadığını anlıyorsunuz”
Evet, antik dönemdeki gençlik değerlendirmesiyle günümüz gençlik hallerinin aynı olması tesadüf olmamalı. Zaman değişse de duygular, davranışlar değişmiyor. Yani her toplum yeni kuşak gençlerden şikâyetçi olmuş ve her dönemde yetişkinler gençleri anlamakta zorluk çekmişler ve halende çekmektedirler. Günümüzde de galiba gençleri oldukları gibi kabullenmek gerekir.
Türkiye Cumhuriyetinin kurucu Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, en büyük eserim dediği cumhuriyetin geleceğinin gençlerle var olacağı gerçeğini o günlerde görmüş ve “Ey Türk Gençliği Birinci Vazifen, Türk istiklâlini ve Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir…” diye başlayan hitabesinde bu ülkeyi gençlere emanet ettiğine göre gençliğe güvenmek gerekiyor.
Tabii ki, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında ona sahip çıkacak, onu yaşatacak ve daha nice yüzyıllara taşıyacak yine günümüzün gençleridir. Bizlerde günümüz gençlerine güvenelim ve inanalım. Onlar mutlaka doğru yolu bulacak ve geleceğine sahip çıkacaktır. Yani umudumuz her şeye rağmen yine günümüz gençlerinde ve daima genç kalabilenlerdedir. Kalın sağlıcakla.



























