Bugün sabah Yeniden Refah Partisi Konya İl Başkanı Av. Hasan Yel ve Konya Milletvekili Ali Yüksel'in ev sahipliğinde gerçekleştirilen kahvaltılı basın toplantısı, sadece klasik bir siyasi açıklamalar dizisi değil, aynı zamanda halkın yakıcı gündemine doğrudan temas eden güçlü bir irade beyanıydı. Gerek dünya siyaseti gerekse yerel meseleler açısından oldukça dikkat çekici tespit ve eleştiriler barındırıyordu.
Toplantının en çarpıcı bölümlerinden biri Orta Doğu’daki gelişmelere dair yapılan değerlendirmelerdi. İsrail’in son aylarda Gazze, Lübnan, Suriye ve İran’a yönelik saldırılarla bölgeyi adeta yangın yerine çevirdiği vurgulanırken, Türkiye’nin bu durum karşısındaki tavrının daha net ve kararlı olması gerektiği dile getirildi. “İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelecek” uyarısı, sadece bir dış politika değerlendirmesi değil, aynı zamanda milli güvenliğe dair ciddi bir endişeyi de içeriyor.
Benzer bir kararlılık Gazze konusunda da gösterildi. İsrail'in sivilleri hedef alan saldırılarının kınanmanın ötesine geçmesi gerektiği ifade edilirken, Türkiye’nin somut adımlar atarak uluslararası yaptırımlara öncülük etmesi gerektiği vurgulandı. Kürecik ve İncirlik üslerinin kapatılması çağrısı ise dış politikada yeni bir pozisyon arayışının sinyallerini verdi.
İl Başkanının altını çizdiği bir başka önemli mesele ise gençliğin maneviyattan uzaklaşmasıydı. 28 Şubat sürecinde dini değerler uğruna büyük bedeller ödeyen neslin çocuklarının, bugün deizme yönelmiş olması; yalnızca bir kuşak değişimi değil, aynı zamanda bir sistem ve eğitim politikası eleştirisi olarak karşımıza çıkıyor. 4+4+4 sistemine yönelik eleştirilerle birlikte, gençliğin kimlik bunalımı içinde olduğu ve eğitimde ideal değil, ideoloji temelli adımların hâkim olduğu bir tablo çizildi.
Ekonomi başlığı ise adeta bir yangın alarmıydı. Enflasyonun kontrolsüz yükselişi, yüksek vergiler ve borç sarmalı içinde ezilen halkın durumu detaylarıyla anlatıldı. Asgari ücretlinin ve emeklinin alım gücünün eridiği, gençlerin işsizlikten kırıldığı bir ortamda; hükümetin sadece faizci ve rantiyecileri besleyen ekonomi modeliyle hareket ettiği yönünde sert bir eleştiri getirildi. NATO’ya yapılacak katkı payının %5’e çıkarılmasının, halkın sofrasından eksilecek lokma anlamına geleceği de yine dikkat çekici değerlendirmeler arasında yer aldı.
Konya’ya dair yerel tespitler ise oldukça sertti. Yarım kalan Mavi Tünel Projesi, her yağmurda sular altında kalan caddeler, çiftçinin artan maliyetlerle boğuşması, trafik çilesi, yetersiz altyapı, eskiyen içme suyu şebekesi ve çözülmeyi bekleyen sağlık hizmetleri sorunları; Konya’da yönetim zafiyetinin adeta canlı bir fotoğrafı gibiydi. Konya Büyükşehir Belediyesi’nin faiz ödemelerinin maaşlardan fazla olması da ekonomik yönetim açısından düşündürücü bir veri olarak paylaşıldı.
Tüm bu tablo karşısında Yeniden Refah Partisi, halktan kopmayan, şeffaf ve adil, üreten ve paylaşan bir Türkiye ve Konya vaadiyle hazır olduklarını belirtiyor. Elbette siyaset vaatlerle değil, icraatlarla ölçülür. Ancak şu da açık ki; seçmen artık sadece laf değil, çözüm bekliyor. Ve bu çözüm; ne ideolojik saplantılarda, ne günü kurtaran paketlerde gizli. Gerçek çözümler, cesur bir yüzleşme ve samimi bir yeniden inşa iradesiyle mümkün olabilir.




























Yanındaki uluslararası dola.... Olmasaydı güvenirdim
Gül bahçelerimiz var ya