Konya Ben 36 yıldır bu şehirde yaşıyorum. Bu şehirde Arkadaşlar, dostlar, yol arkadaşları, değerli Meslektaşlar edindim. Çok mutlu ve sağlıklı bir şekilde yaşamıma devam ettiğim bu şehirde, Astsubay olarak on bir yıl görev yaptım. Emekli olarak yirmi altı yıldır şehirde keyif sürmekteyim.
Konya şehrinde yaşamaktan son derece memnunun, mutluyum. Bu şehirde herkese göre bir hayat vardır. Ben siyasetle uğraştım, Gazetecilik yaptım, konferanslar verdim. Tv Proğramları yapıyorum . Yurt dışı , yurt içi geziler yaptık. Kısacası dostlar bu şehirde yaşam devam ediyor.
Konya Kadim bir şehir dokuz bin yıl önce Çatalhöyükde başlayan yaşam devam ediyor. Lidyalılara, Frigyalılara, Romalılara yurt olmuş Selçuklulara başkentlik yapmış , Osmanlıya yurt olmuş, Cumhuriyet dönemini yaşamaya devam etmiş kadim bir şehirde yaşamaktan mutluyum.
Burada ben Selçuklu sultanlarının ayaklarının değdiği sokaklardan geçiyorum, Selçuklu sultanlarının girdiği taç kapılardan giriyorum . Melikşahın gezdiği taşlarda geziniyorum. Mevlananın seslendiği yerlerde dolaşarak aşağıdaki şiirini Türbenin gül bahçesinde okuyorum.
"Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?
Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?
Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?
Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
sıcaklığın ben'im demedim mi?
Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?
Söyle, bunları sana hep demedim mi?
Mevlananın yol arkadaşı Şemsi Tebrizi nin ayak izlerini takip ediyorum. Ateş Baz-ı velinin yemek pişirdiği mutfakta kimbilir neler pişirip dağıtmıştır diye düşünüyorum. Alaattin tepesinden Tarihi Valilik binasına kadar yürüsem Delibaş isyanında öldürülen insanları düşünüyorum. Cumhuriyete karşı çıkan işbirlikçi hainlerin her dönemde olduğunu düşünüyorum.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu şehre on üç defa gelmiş ve bu şehre özel bir önem vermiş olduğunu okuyorum.
"Konya, muhtelif Türk devletleri yaşatmış öz Türk vatanıdır. Konya, asırlardan beri tüten büyük bir Türk ocağıdır; Türk harsının (kültürünün) esaslı kaynaklarından biridir." diyerek Konya'ya seslenen Atatürk Mevlana türbesinde dua ederek ,
"Ne zaman bu şehre gelecek olsam, içimde bir heyecan duyarım. Hz. Mevlâna, düşünceleriyle benliğimi sarar." dediğini ben her türbeyi ziyaretimde tekrarlarım.
Sillede ne zaman gidersem Konya türkülerini seslendiririm. Konya Türküleri bir deryadır, seldir, sevdadır,
Şu Sille'den aman gece geçtim
Görmedim annem annem annem
Acı da tatlı aman sular içdim
Ölmedim annem annem annem
Aman Sille Sille Sille Sille
Çektiğim çille çille çille çille
Şu Sille'nin aman ufak defek daşları
Bir omuzdan bir omuza saçları annem
Annem annem annem annem annem.
Konya Türküleri Aşkı ,sevdayı, acıları, ağıtları en iyi anlatan türkülerdir.
"Atı olan haydi el atına biner mi
Yiğit olan ikrarından döner mi
Ah aman aman Saffet efendi
Beni buralardan al git efendi
Bütün suçlarımı affet efendi"
Karnınız acıktığında ise sizi Bamya çorbası, etli ekmek, yağ somunu, Konya böreği çağırır. Hangisi canınız çekerse
Artık Mevlananın ayak izlerini takip ederek Türbeye giderek dua ile Niyaz penceresinde dilek dileme zamanım olur.
Dostlarım Konya yazı yaz, Kışı kışdır. Benim sokaklarında , caddelerinde , salonlarında, parklarında mutlu olduğum bir şehirdir. Akşama doğru Arkadaşların düğün olur davet alırım bu bir Fantastik yemek sofrasıdır. Konya pilavı ile başlar Zerde ile biten bir yemek ziyafetinde hayat devam eder.
Tüm arkadaşlarıma, Dostlarıma, yol arkadaşlarıma, Aile dostlarıma sağlıklı, mutlu günler dilerim.





























