Etrafımda öyle insanlar var ki… Banka hesapları şişkin, bileklerinde pahalı saatler, üzerlerinde marka kıyafetler. Konuşmalarının içinde sadece para var. Kazançlarını anlatırken gözlerinin içi parlıyor, ama aynı parıltıyı kalplerinde görmek ne mümkün.
Birini arıyorsun mesela... Telefonu meşgule atıyor ya da hiç açmıyor. Sen bekliyorsun ki geri dönsün. Ama ne geri dönüyor, ne merak ediyor. Sanırsın Sabancı Holding’in CEO’su, saniyeleri milyon dolar ediyor. Ama bir de bakıyorsun, zamanının büyük kısmını insanlara "ne kadar kazandığını" anlatmakla geçiriyor. Ne ilginç değil mi? Hem çok meşgul, hem de sürekli kendinden bahsedecek kadar boş...
Bu tür insanlar genelde içini değil, dışını büyütürler. Oturup iki cümle kurmayı beceremez ama tavırları ile dünyayı ben yarattım edasıyla salına salına ortada gezerler. Farkındalıkları da yoktur. Bomboş olduklarının da farkında değildirler. Paradan bahsederler ama harcamayı bilmezler.
Çünkü o parayla yaşamayı öğrenememiştir. Para bir araçtır; ama onun gözünde artık bir amaç, bir gösteri malzemesi olmuştur.
Ama sonra bir bakıyorsun, aynı şehirde, aynı sokaklarda bambaşka insanlar da var. Sessiz, sakin… Gösterişten uzak ama içleri dopdolu. Üzerlerinde ne bir marka ararsın, ne de son trend bir aksesuar. Ama öyle bir tebessüm taşırlar ki, yanlarında huzur bulursun.
Paraları var mı? Elbette var. Ama hiçbir zaman bununla övünmeye ihtiyaç duymazlar. Onlar için para bir amaç değil, araçtır. Ne kazandıklarıyla hava atarlar, ne harcadıklarıyla övünürler. Çünkü gerçek varlıklarını, banka hesaplarında değil, kurdukları ilişkilerde, verdikleri değerde ve içlerindeki huzurda taşırlar.
Onlara telefon açarsın, hemen açarlar ya da müsait olduklarında mutlaka geri dönerler. Çünkü insanlar onlar için yük değil, değerdir. Yoğunlukları vardır belki ama hiçbir zaman “ulaşılmaz” değildirler. Ulaşmak için torpil gerekmez; bir selam yeter.
Sohbetleri para değil, hayattır. Birikimleri sadece maddi değil; düşünceyle, bilgiyle, kalple yapılmış birikimlerdir onlarınki.
Varlıklı olmak başka bir bilinç hâlidir aslında. Gösterişle değil, dengeyle ilgilenir. “Ben ne kadar çok şey alabilirim?” sorusuyla değil, “Ben ne kadar az şeye ihtiyaç duyuyorum?” sorusuyla yaşar. Her şeyin fazlasını isteyen zenginlikten değil, yetinmeyi bilen bir gönül zenginliğidir bunlarınki.
Zengin olanlar çok para kazandığını göstermekle ilgilenirken, varlıklı olanlar kimseye bir şey göstermeye ihtiyaç duymaz. Birinin cebinde para vardır, diğerinin cebinde parasıyla beraber yüzünde huzur. Birinin evi büyüktür, diğerinin evlerinin içi ferah. Zenginin adı duyulur, diğerinin varlığı hissedilir.
Zengin olmak kolay olabilir. Hırsla, şansla, zekâyla, fırsatla…
Ama varlıklı olmak, yılların emeğidir. Karakter ister, denge ister, vicdan ister.


























So accurate, instructive! Thank you sir!! !
İnanılmaz güzel yorumlamışsın abicim❤️emeğine sağlık
Maalesef toplumda sonradan görme zübük dolu