Bu ülkenin bir kurucusu var. Sadece bir devletin değil, bir aklın, bir istikametin, bir ufkun kurucusu. Adı Mustafa Kemal Atatürk. Cumhuriyetin temeline yalnızca bayrak dikmedi; aklı, bilimi, vicdanı ve özgürlüğü koydu. O yüzden Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir yol haritası.
Bugün dönüp baktığımızda yaşadığımız birçok sıkıntının ortak bir nedeni var. O yoldan uzaklaşmak. Hatta daha açık söyleyelim; o yoldan bilerek sapmak.
Atatürk’ün çizdiği yol nettir. Akıl ve bilim rehber olacak, din vicdanlarda kalacak, devlet tüm vatandaşlarına eşit mesafede duracak. Kimse inancından dolayı üstünlük iddia etmeyecek, kimse kutsalı kullanarak güç devşirmeye kalkmayacak. Çünkü Atatürk, dinin istismar edildiği bir toplumda ne özgürlüğün ne de adaletin yeşermeyeceğini çok iyi biliyordu.
Bugün ülke olarak ne çekiyorsak, büyük ölçüde bu ilkenin terk edilmesinden çekiyoruz. Dini bilgiyle değil sloganla konuşan, ahlakı davranışla değil bağırarak anlatan, inancı bir arınma alanı değil bir baskı aracı hâline getiren anlayıştan… Kutsalı yücelten değil, kutsal üzerinden kendini yüceltenlerden.
Oysa Atatürk’ün mirası tam tersini söylüyordu. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” derken bir cümle kurmuyordu; geleceğe istikamet çiziyordu. Eğitimde, hukukta, ekonomide, sosyal hayatta… Her alanda çağdaşlığın pusulasını veriyordu. Kadını kamusal hayata dahil ederken, genci sorumluluk sahibi birey yaparken, devleti yurttaşın hizmetkârı olarak tarif ederken hep aynı şeyi söylüyordu: Özgür olmayan bir toplum güçlü olamaz.
Bugün “keşke”lerle konuşuyorsak, sebebi yolun kaybolması değil. Yol orada duruyor. Haritalar da duruyor. Sorun, o yolu hatırlamak istemeyenlerde.
Atatürk’ü anlamak, heykeline bakmakla olmaz. Onu anlamak; akla güvenmekle, bilimi savunmakla, hukuku eğip bükmemekle, dini siyasetin malzemesi yapmamakla olur. Onun yolunda gitmek; bir lidere körü körüne bağlanmak değil, düşünceye sadık kalmaktır.
Bu ülke bugün hâlâ ayağa kalkabilecek güçteyse, bunun sebebi o temelin sağlam atılmış olmasıdır. Cumhuriyet hâlâ nefes alıyorsa, Atatürk’ün bıraktığı akıl ve vicdan mirası sayesindedir.
Sorun Atatürk’ün yolu değil.
Sorun, o yoldan neden ve kimlerin bizi çevirdiğidir.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ruhu şad, mekanları cennet olsun.



























Yolu yanlış olana istikamet çizilmez.