Memleketin gündemi o kadar hızlı değişiyor ki, bazen kendimi durmadan dönen bir turnikenin içinde sıkışıp kalmış gibi hissediyorum. İçeri girmeye çalışırken bir haber çıkıyor, daha ne olduğunu anlamadan bir diğeri geliyor. Sabah okuduğumuz haber öğlene kalmadan unutuluyor; akşam televizyonu açtığımızda ise bambaşka bir konuyla karşılaşıyoruz. Bu ülkede güncel kalmak için turnikenin hızına ayak uydurmak şart, yoksa insan bir anda kendini dışarıda buluyor.
Dün herkesin konuştuğu bir olay, bugün yerini tamamen başka bir tartışmaya bırakıyor. “Bir durun da ne olduğunu anlayalım” deme şansımız bile olmuyor. Sosyal medya kaynıyor, haber siteleri arka arkaya başlık değiştiriyor, sokakta konuşulan konu bir anda başka bir yöne kayıyor.
Bu hızlı değişim sadece bir telaş değil, aynı zamanda zihinsel bir yük. Her bilgiye şüpheyle yaklaşmak zorunda kalıyoruz. Hangisi gerçekten haber, hangisi abartı, hangisi bilinçli bir yönlendirme? Herkesin uzman kesildiği bir ortamda doğruyu bulmak zorlaşıyor. Bu yüzden gerçeği anlamaya çalışmak yerine, sadece turnikenin hızına kapılıp savrulmamaya çalışıyoruz.
Bu sürekli hareket hâlinin hepimizi yorduğunu kabul etmeliyiz. İnsan bazen bir haberi düşünmek, üzerine biraz kafa yormak, gerçekten neyin olup bittiğini anlamak ister. Ama bu ülkede bir haberi sindirmeye çalışmak, dönen turnikede durmaya çalışmak gibi bir şey; durursanız çarpılırsınız. Siz düşünürken gündem çoktan sorununu çözüp başka bir soruna geçmiş oluyor.
En ilginç olan da şu: Gündem hızlandıkça insanlar yavaşlıyor. Daha isteksiz, daha kaygılı, daha umursamaz hâle geliyoruz. Bir noktadan sonra şaşırma yeteneğimizi kaybediyoruz. Yeni bir gelişme olduğunda sadece “Ha, yeni gündem gelmiş” deyip geçiyoruz. İşte asıl tehlike burada başlıyor: Bu kadar dönmekten başımız dönüyor ama durup düşünmeyi tamamen unutuyoruz.
Bu yüzden belki de artık turnikenin hızına kapılmamak gerekiyor. Biraz geri çekilip olanı biteni kendi süzgecimizden geçirmek önemli. Hangi haber gerçekten hayatımızı etkiliyor, hangisi sadece gürültü? Bunları ayırt edebildiğimiz gün, o dönen turnikenin içinde kaybolmaktan kurtuluruz.
Yine de dürüst olalım… Bu ülkede gündeme ayak uydurmak her zaman zor oldu, bundan sonra da kolay olmayacak. Ama mecburen o turnikenin içinde tepe taklak dönmek zorunda da değiliz. Bazen bir adım geri çekilip beklemek, nefes almak, kendi ritmimizi bulmak da bir seçenek.
Ama ne olursa olsun, bizim ülkemizde turnikenin hızının hiç düşmeyeceğini de bilmekte fayda var.
Biz en azından başımız dönmesin diye dikkatli olalım.



























