Bir kadını öldüren her erkekten sonra aynı cümleyi duyuyoruz: Kıskançlık.
Bir sonrakinde: Ayrılmayı hazmedemedi.
Bir diğerinde: Namus meselesi.
Hayır.
Bunun adı ne kıskançlık, ne aşk, ne öfke, ne de namus.
Bunun adı erkeklik falan hiç değil.
Siz kendinize erkek mi diyorsunuz?
Kadınlar zayıf değil.
Kadınlar çaresiz hiç değil.
Ama bu ülkede kadınlar yalnız.
En çok da hukuk karşısında, sokakta, evde, boşandığı adamın gölgesinde yalnız.
Bir kadın artık istemiyorum dediği anda başlıyor tehditler.
Bir kadın boşandı dediğinde bitmiyor sahiplenme.
Bir kadın kendi hayatımı kuracağım dediğinde, kendini erkek zanneden birileri bunu ihanet sayıyor.
Çünkü mesele kadın değil.
Mesele, kadını hâlâ kendi malı sanan zihniyet.
Boşanmış olsa bile…
Ayrı evlerde yaşasa bile…
Başka bir hayata başlamak istese bile…
Bazı erkekler için kadın hâlâ “namus” başlığı altında tapulu bir eşya.
Ve işte tam burada soruyorum:
Hangi erkeklik, bir insanı mülkü gibi görür?
Hangi erkeklik, gücünü bıçaktan, tabancadan, şiddetten alır?
Gerçek erkeklik, bir kadının hayır deme hakkına saygı duymaktır.
Gerçek erkeklik, terk edilince çekip gitmeyi bilmektir.
Gerçek erkeklik, kaybettiğinde öldürmemektir.
Ama bizde ne var?
Sokak ortasında vurulan kadınlar var.
Evinde, çocuğunun gözü önünde öldürülen anneler var.
Defalarca şikâyet etmiş, korunma talep etmiş, “başına bir şey gelirse sorumlusu bellidir” demiş kadınlar var.
Ve sonra ne oluyor?
“İndirim."
“İyi hâl.”
“Pişmanım.”
Bir kadının hayatı, bir erkeğin kravatına, düzgün konuşmasına, mahkeme salonundaki rolüne teslim ediliyor.
Adalet terazisi bu kadar mı hafif?
Bir kadın canı bu kadar mı ucuz?
Toplum olarak en büyük yalanımız şu: Bizde aile kutsaldır.
Hayır. Şiddetin olduğu yerde aile kutsal değildir.
Korkunun olduğu yerde yuva olmaz.
Ölümün olduğu yerde ahlak konuşulmaz.
Kadını döven, tehdit eden, öldüren biri için "ama iyi babaydı" cümlesi kuran herkes, bu cinayetlerin ortağıdır.
Kol kırılır yen içinde kalır diyen herkes, o mezarlıkların sessizliğinde pay sahibidir.
Bu mesele sadece kadınların meselesi değildir.
Bu mesele insanlığın meselesidir.
Bu mesele erkeklerin aynaya bakma meselesidir.
Çünkü erkeklik; bağırmak değil, vurmak değil, öldürmek hiç değildir.
Erkeklik; kontrol edemediğinde yok etmeye kalkmamaktır.
Artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı geldi:
Silah taşıyan mı erkektir?
Yoksa öfkesini dizginleyebilen mi?
Kadınlar korunmak istemiyor.
Kadınlar yaşamak istiyor.
Ve biz hâlâ susuyorsak,
Her öldürülen kadında biraz daha insanlığımız gömülüyorsa,
O zaman bir soruyu da kendimize sormamız gerekiyor:
Siz kendinize erkek mi diyorsunuz…
Peki biz kendimize insan diyebiliyor muyuz?



























Merhaba Bu başka türlü izah edilemezdi. Eline emeğine yüreğine sağlık kardeşim benim