Geçen hafta çocukluk arkadaşım Konya’ya geldi. Konya’da uzun süre yaşadığı için ilk sorduğu şey “ Bu hafta sonu düğün pilavı var mı?” sorusuydu. Yaz sonu düğünleri hâlâ bitmemiştir diye düşündüm. Bizim burada davullar uzaktan duyulmaya başlayınca anlarsınız; bir yerlerde yine kazanlar kurulmuş, pilavlar kaynıyordur.
Konya’da düğün pilavı diye bir gerçek vardır. Belki dışarıdan gelen biri için sıradan görünebilir ama biz Konyalılar için o pilavın yeri ayrıdır. Çünkü bu pilav sadece bir yemek değildir. O, çocukluğumuzdur, mahalle anılarıdır, “komşu komşunun külüne muhtaçtır” sözünün hayattaki karşılığıdır.
Düğün evinin önünde, sabahın erken saatlerinden itibaren kazanlar kurulur. Büyük büyük bakır kazanlar… İçine genelde kuş üzümü, et, tereyağı, pirinç… Ama en çok da emek konur. Pilav piştikçe mahalleye kokusu yayılır. Kimsenin elinde davetiye yoktur, zaten kimseye lazım da değildir. O gün oradan geçen herkesin bir tabak pilav ve mis gibi kokan kavurma et hakkı vardır. İster tanı, ister tanıma. Çünkü o gün sofra herkese açıktır.
Benim için o pilavın anlamı bambaşka. Çocukken babam elimden tutup götürürdü. Uzun sıra beklerdik ama şikâyet eden olmazdı. Yuvarlak masanın etrafında toplanan yaklaşık 8-10 kişi masaya oturur masadakilere selam verir ve yemeğin başlamasını beklerdik. Önce masaya yayla ( yoğurt ) çorbası gelir. Herkes tereyağlı çorbaya kaşıklarını daldırırdı ama öncelik büyüklerin olmak kaydıyla. Sonrasında pilav üzeri et, daha sonra irmik helvası. Yemeğin sindirimi için ağzı yakacak derece sıcak olan bamya çorbası geldi mi herkes şöyle ekmeğe uzanır ve sıcak bamyaya kaşığını daldırırdı. Sonrası yenilebildiği kadar pilav üzeri kavurma ve yanında zerde tatlısı. En son tabaktan sonra yemek duası başlar ve sofradan kalkardık.
Şimdi şehir büyüdü, alışkanlıklar değişti. Artık çoğu düğün salonlarda oluyor. Kimi yerde pilavı da kaldırdılar. Ama hâlâ mahalle düğünleri yaşatıyor bu geleneği. Birkaç genç, “zor ama güzel” diyerek devam ettiriyorlar. İşte ne zaman böyle bir düğüne denk gelsem, içimde garip bir sevinç oluyor. Çünkü biliyorum ki hâlâ bazı şeyler kaybolmamış.
Bazen bir tabak pilavdan fazlasıdır yaşatılan şey. İnsanlar arasında bağ kurar, tanımadığını tanıtır, aynı sofraya oturtur. Bence Konya’nın en güzel yanı da bu: bir düğün bahanesiyle, bir tabak pilavın etrafında koca bir şehri bir araya getirebilmek.
Senin arkadaşa ne oldu diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Arkadaşım hafta sonuna kalamadı. Erken dönmek zorunda kaldı. Korkmayın, düğün pilavını yiyip öyle gitti. Bir dostumuzun şehir merkezinde açtığı Hamit Paşa Konağı Konya Düğün Pilavı Restoranında eşsiz tatlar ile düğün pilavının keyfine vardık. Her anıyla bize düğün pilavı geleneğini yaşattı bu mekan.
Bir gün yolunuz düşerse Konya’ya, siz de denk gelin bir düğüne. Davetiyem yok demeyin, selam verin yeter. Emin olun ki düğün sahipleri sizi keyifle misafir edeceklerdir.

























