Siyasetin yüzü soğuktur, siyasetçi de çoğu zaman soğuk bir yüz olarak karşımıza çıkar. Sözler ölçülü, gülümsemeler hesaplı, duygular ise çoğunlukla kontrollüdür. Ancak bazı anlar vardır ki; insan, unutur hesapları, unutur sıfatları... Geriye sadece paramparça bir kalp, dostluk, acı, vefa ve insanlık kalır. İşte o anlarda siyaset biter ve samimi duygular ortaya çıkar.
Bugün kıymetli bir siyasetçiyi, bir babayı, bir eşi, iyi bir insanı ebediyete uğurladı Manisa. Aslında beyefendiliği, sıcak kalbi, samimi duruşu ile herkesin kalbine dokunduğu için tüm ülke uğurladı bu güzel insanı. Mekanın cennet olsun Ferdi Zeyrek Başkanım.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in hemşerisi, çocukluk ve siyaset arkadaşının bu ani vefatının ardından sergilediği duruş, tam da böyle bir andı. Gözyaşları sadece bir dostu uğurlamanın hüznü değildi. O gözyaşlarında bir mahalle anısı vardı, birlikte yürünmüş sokaklar, birlikte kurulan hayaller, birlikte çekilmiş mücadeleler… Ve hepsinden öte, yitip giden bir dostun ardından dökülen samimi bir iç sızısı vardı.
Bu ülkede liderlerin, çoğu zaman “güçlü görünmek” adına duygularını sakladıkları anlara şahit olduk. Bir çok insana doğru görünebilir bu davranış ama bana göre asıl güç, duygularını saklamadan ayakta kalabilmektir. Özgür Özel bunu yaptı. Acısını gizlemedi, göz yaşlarını içine akıtmadı, duygularını bastırmadı, yasını ertelemedi. Bir lider yalnızca kararlarıyla değil, kalbiyle de örnek olurun resmini çizdi.
Onun bu tavrı, yalnızca kaybettiği dostuna değil; seçmene, halka, partililere ve hatta siyaset üstü değerlere bir mesajdı. “Ben önce insanım” diyordu. “Siyaseti dostlukla, vefayla, samimiyetle yapan bir kuşağın temsilcisiyim” diyordu. Ve bu söyleyiş, ne bir kürsüde ne bir mitingde… Sessizce dökülen gözyaşlarında saklıydı.
Özgür Özel bu acıyla birlikte bir kez daha gösterdi ki; iyi bir siyasetçi olmak, önce iyi bir insan olmaktan geçiyor. Bu ülkenin böyle liderlere ihtiyacı var. Ağlamaktan utanmayan, dostunu unutmayan, yola çıktıklarını yolda bırakmayan liderlere…
Çünkü siyaset yalnızca kürsüden seslenmek değil, kalpten konuşabilmek, yeri geldiğinde susarak yüreğiyle anlatabilmektir. Siyaset; yol arkadaşı toprağa verildiğinde gözyaşını tutamamak, bir fotoğrafa bakarken geçmişin yükünü omzunda hissetmektir. Bizim kültürde siyaset, özünde bir yürek işidir; samimiyetin, vefanın, insaniyetin sınandığı en ağır imtihandır.




























Sn.Dr.Rıdvan Peker Kaleme aldığınız bu duygu ve düşuncenizi mekalenizi ancak bukadar doğru yazılabilirdi, bende harfiyen katılıyorum, yüreğinize gönlünüze sağlık ,kaleminiz hep var olsun , selamlar