Dünyanın neresine giderseniz gidin, o ülkenin en büyük banknotu ayrı bir değer taşır. İnsan, onu cüzdanına koyduğunda ister istemez bir güven hissi duyar. Çünkü bilir ki, o parayla bir hafta rahat alışveriş yapılabilir, birkaç gün tatil planı bile çıkar.
Ne yazık ki Türkiye’de durum artık böyle değil. Bizde en büyük banknot, yıllar önce sağladığı o gücü çoktan yitirdi; bugün neredeyse bozuk para hissi veriyor.
Eskiden sabahın erken saatlerinde bir bakkala ya da manava gidip en büyük banknotla ödeme yaptığınızda, esnafın yüzünde hafif bir telaş olurdu. “Bu saatte nasıl bozayım bu parayı?” diye sorardı. Çünkü o banknot, kasadaki paradan çok daha değerliydi.
Şimdi aynı senaryoyu düşünün: En büyük banknotla alışveriş yaptığınızda esnaf rahatça para üstü uzatıyor. Kasasında her zaman hazır çünkü o paranın artık bir ağırlığı kalmadı.
Alım gücünün düşmesi sadece fiyatların artmasıyla açıklanamaz. Geçmişte bir banknotla dolu dolu bir pazar torbası taşırken bugün aynı banknotla iki ekmek, yarım kilo meyve, bir süt alıp çıkıyoruz.
En büyük banknotumuz 200 TL ile günlük ihtiyaçlarımızı bile karşılayamıyoruz. Bu rakamla saçımızı tıraş ettiremiyor, arabalarımızı yıkatamıyor, çocuklarımızın okul için günlük ihtiyaçlarını neredeyse karşılamıyoruz. Bir sinema biletine ya da dışarıda bir kahveye ancak yetiyor.
Bazen kendimize sormadan edemiyoruz: “Eskiden bu kadar zor muydu her şey?” Cevap net: Hayır. Sadece paranın değeri eridi, biz de onunla birlikte bazı küçük keyifleri ve ihtiyaçları ertelemeye başladık.
Bu durumun en acı tarafı ise buna alışmamız. Her gün ufak ufak kaybediyoruz ve zamanla kanıksıyoruz. Marketlerde, pazarlarda fiyatları görmezden gelmeye, aynı ürünleri daha küçük paketlerde almaya başlıyoruz. Hatta çoğu zaman “Zorunlu ihtiyaçlar listesi” yapmak zorunda kalıyoruz.
Cebimizde taşıdığımız en büyük banknot, artık büyük planları değil, yalnızca birkaç günlük ihtiyaçları karşılıyor. İnsan, en büyük banknotu cüzdanında hissettiğinde “Biraz elim rahat” diye düşünmek ister. Oysa şimdi kasada ödeme yaparken sadece “Yine yetersiz” hissi veriyor.
Alım gücünün düşmesi, hayatın her alanına dokunuyor: Pazardaki fileye, marketteki torbaya, çocukların okul masraflarına, hatta dışarıda içilen bir çaya kadar… Banknotlar büyüse de onların karşılığındaki hayat küçülüyor.
Bugün cebimizde aynı kâğıt, aynı renk, aynı rakam var ama taşıdığı anlam bambaşka.
Asıl mesele paranın üzerindeki sayılar değil; o sayının artık bize sunamadıkları.

























