Türkiye'de Obezite ile mücadele Milli bir mesele olarak ele alınmalıdır...
“Genç nüfusumuzla övünüyoruz… Peki ne kadar sağlıklıyız?”
Türkiye’de yıllardır “genç nüfusa sahip ülke” söylemiyle övünüyoruz.
Gerçekten de Avrupa’nın birçok yaşlı toplumuna kıyasla daha genç bir demografik yapıya sahibiz. Ancak, ne kadar sağlıklıyız?
Çünkü, madalyonun diğer yüzüne baktığımızda çok ciddi bir tabloyla karşılaşıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre Türkiye, yetişkin nüfusta %32,1’i aşan obezite oranıyla Avrupa’da obezite yaygınlığının en yüksek olduğu ülkedir. ( Şişmanlıkta Avrupa şampiyonuyuz) Türkiye’de yetişkinlerin yaklaşık %59’u, yani yarısından fazlası fazla kilolu veya obezite sorunuyla karşı karşıyadır. Dünya genelinde yapılan değerlendirmelerde ise Türkiye, obezite oranlarında ilk 4-5 ülke arasında yer almaktadır.
Bu tablo bize yalnızca sağlık alanında değil, geleceğimiz adına da önemli bir işaret vermektedir.
Çocuk obezite konusunda ise, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF tarafından desteklenen, Dünya Obezite Federasyonu tarafından hazırlanan atlas ta Türkiye ilk 13 ülke içerisinde yer almaktadır
Burada sormamız gereken önemli soru, "Türkiye, genç nüfusuna rağmen neden bu kadar hareketsiz, sağlıksız ve fiziksel uygunluk açısından sorunlu bir toplum haline geldi"?
Bu sorunun cevabını doğru koymadan çözüm üretmek de mümkün değildir. Çünkü obezite yalnızca bir sağlık sorunu değildir. Obezite, artan kronik hastalıklar, azalan yaşam kalitesi, düşen üretkenlik, dikkat ve öğrenme problemleri, psikolojik sorunlar ve giderek büyüyen sağlık harcamaları demektir.
Bu nedenle ülkemizde, obeziteyle mücadele artık milli bir mesele olarak ele alınmalıdır. Ve bu mesele, yalnızca sağlık sisteminin omuzlarına bırakılabilecek kadar sığ bir konu da değildir.
Özellikle bu mesele;
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nı,
Sağlık Bakanlığı’nı,
Milli Eğitim Bakanlığı’nı,
Milli Savunma Bakanlığı’nı doğrudan ilgilendirmektedir.
Bu kadar obez ve hareketsiz bir nüfusla;
Sporda sürdürülebilir başarı elde edilebilir mi?
Sağlıklı bir toplum inşa edilebilir mi?
Eğitimde yüksek performans beklenebilir mi?
Sağlık harcamaları azaltılabilir mi?
Fiziksel yeterliliği güçlü bir savunma altyapısı oluşturulabilir mi?
Bugün, dünya sporunda başarılı ülkelerin ortak noktası; Onlar, çocuklarını küçük yaşta hareket etmeye teşvik ediyor, beden eğitimi kültürünü ciddiye alıyor, okul sporlarını güçlendiriyor ve fiziksel uygunluğu bir “milli kapasite” meselesi olarak görüyorlar.
Tam da bu yüzden yeniden sormamız gerekiyor...
Dünyanın en genç nüfuslarından birine sahip olduğumuzu söylerken
Dünya sporunda neredeyiz?
Sağlık harcamalarında neredeyiz?
Eğitim performansında hangi seviyedeyiz?
Gençlerimizin fiziksel uygunluk düzeyi nedir?
Askeri yeterlilik ve dayanıklılık açısından ne durumdayız?
Çünkü bizim meselemiz sadece bugünün değil, yarının insan kaynağı meselesidir. Eğer genç nüfusumuz hareketsiz, sağlıksız ve fiziksel olarak yetersiz hale geliyorsa,
Üstelik bir taraftan doğurganlık oranlarımız düşüyorsa, O genç nüfus artık avantaj olmaktan çıkıyor demektir.
Bakınız…
Amerika Başkanı Trump, “Okullarda Fiziksel Uygunluk Başkanlık Ödülü” uygulamasını yeniden gündeme taşıyan bir kararnameyi imzaladı.
İngiltere, Hollanda, Danimarka, Kanada ve daha birçok ülke bu konuda yıllardır hükümet düzeyinde stratejik adımlar atıyor. Örneğin Kanada’nın “Toplu Hareket” yaklaşımı kapsamında yürüttüğü çalışmaların ardından yapılan ölçümlerde, yalnızca bir yıl içinde sağlık harcamalarında 4 milyar dolar tasarruf sağlandığı açıklandı. Yani, fiziksel hareketi artırmak sadece sağlık kazancı değil, ekonomik kazanç da sağlıyor.
Peki biz ne yapıyoruz?...
Artık, ülkemizde özellikle yukarıda saydığım dört bakanlık, ortak ve sürdürülebilir bir projeyle obeziteye karşı mücadele etmeli ve bu meseleyi gerçekten milli bir mesele olarak ele almalıdır.
Aksi takdirde, hem sağlık harcamalarımız artacak, hem spor altyapımız zayıflayacak, hem de övündüğümüz genç nüfus avantajımız ağır yara alacaktır.
Ve aslında bu tablo, başka bir sessiz krizle birleştiğinde daha da düşündürücü bir hale gelmektedir.
Bakınız, sizlerle bir veri daha paylaşayım; TÜİK verilerine göre Türkiye’de evlenme çağında olup hiç evlenmeyen kişi sayısı 19 milyon 485 bin 977’ye ulaşmış durumda.
Bu rakam tarihi bir seviyedir. Yüksek yaşam maliyetleri, ekonomik belirsizlikler ve artan evlilik masrafları nedeniyle gençler evliliği erteliyor. 2025 verilerine göre ortalama ilk evlenme yaşı, erkeklerde 28,5, kadınlarda ise 26,0.
Ayrıca ülkemizde, yaklaşık 2,6 milyon kişi tek başına yaşıyor.
Doğurganlık azalıyor,
Nüfus yaşlanıyor,
Genç nüfus daralıyor,
Ve elimizde kalan genç nüfusun önemli bir kısmı da hareketsizlik ve obezite tehdidi altında.
İşte, bu nedenle mesele sadece bugünün değil,
Türkiye’nin geleceğinin meselesidir.
Bugün çocuklarımızı harekete geçiremezsek, yarın ne sağlıklı bir toplum kurabiliriz, ne güçlü bir ekonomi inşa edebiliriz, ne de dünya sporunda kalıcı başarılar elde edebiliriz.
Unutmayalım ki;
Obezite sadece bir sağlık sorunu değildir. Obezite sporun, eğitimin,ekonominin, savunmanın ve geleceğimizin temel sorunudur. Bu nedenle, obeziteye Milli bir mesele olarak yaklaşılmalı ve öyle değerlendirilmelidir.
Not: Bir başka tablo; Türkiye'nin 2025 yılı sağlık giderleri %38 artış göstererek 1,3 trilyon TL'yi aşmıştır. Dolar olarak hesaplarsak; Yaklaşık 29 milyar dolara karşılık gelmektedir.
2025 yılı itibarıyla Türkiye'de tütün bağımlılığının toplam ekonomik maliyeti ise, yaklaşık 24 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.
Bu ikisini topladığımızda 50
Başka bir yazımda buluşmak dileği ile ""Kalın Sağlıcakla"



























