1977 – 1979 yıllarında Şahnalar hudut taburu Cebeci hudut bölüğüne Astsubay olarak tayin oldum. Arpaçay ilçesinin Kızılçakçak (şimdi Akyaka ilçesi) nahiyesinin köyleri bizim bölüğün hudut sınırları içerisinde olduğu için bütün köylerle ilgimiz olurdu. Hudut bölgesinde tarlasında çalışacak olan köylüler bize isimlerini bildirip izin alması gerekiyordu.
Bizim Sınır karakolumuz olan Mehmetçik karakolumuz Büyükdurduran köyüne yakın olan bölgede olduğu için köylülerle diyaloğumuz fazlaydı. Bir köylümüzün evinde otururken odada duvarda olan üç sarıklı fotoğraf görmüştüm ev sahibine sordum “ bizim pirlerimiz demişti”
Aradan bir süre geçmiş günlerde 01-şubat-1979 günü Erzurum televizyonu bir saatlik paket yayın yaptığında İmam Ayetullah Humeyni Tahrana iniyordu. Hemen hatırladım Küçükdurduran köyünde köylünün evinde resimleri olan bu Humeyniydi. Köye gidip sorduğumda bana ilginç bir şey söyledi “ Komutan köyümüzden her sene onlarca genç İran kum kentinde eğitim görüyor” şaşırmıştım.
Arpaçayın bir köyünden şii eğitimi için İrana gençlerimiz gidiyordu. Üzülmüştüm.
İslam tarihindeki etkilerini bugün dahi görebildiğimiz en önemli dönüşümlerden biri, hiç şüphesiz İran’ın 16. ve 17. Yüz yıllarda Sünni Müslümanlıktan Şiiliğe geçişidir. İran’ın İslamı kabul ettiği 7. yüzyıldaki Arap fetihlerinden 16. yüzyılda Safevilerin ülkeye egemen olmasına kadar geçen dönemde Sünni Müslü manlığın kalesi ve entelektüel merkezi olduğu bugün din âlimi olmayanların çoğu tarafından bilinmez. Aralarında Seyid Şerif Cürcanî, Fahreddin Razî, Ömer Nesefî gibi âlimler; İmam Ga zalî, Abdülkadir Geylanî gibi mutasav vıflar; İmam-ı Azam, Davud el-İsbeha ni gibi fıkıh bilginleri; Taberî, Beyhakî, Belâzurî gibi tarihçiler; Nizamülmülk, Celaleddin Devvanî gibi siyaset bilim ciler; Molla Camî, Feridüddin Attâr gibi şairler ve hadis derleyicilerinin (Kütüb-i Sitte’nin bütün Sünni müel liflerinin) bulunduğu Sünniliğin en önemli düşünürleri İranlıdır.
Safevilerin kontrolü altındaki topraklarda Şiiliğin şiddet uygulanarak kurumsallaştırılması ve Sünni Müslümanların vahşice ortadan kaldırılması. bâtılın mağlup edilerek (yegâne hak mezhep olan Şiilik anlamında) hakkın zaferiyle kurulan yeni bir düzenin geldiğinin habercisiydi.
Şüphesiz İran’ın Şiiliği zorla kabul etmesi ve seb’in kurumsallaşması, Sünni Müslümanlar arasında pek de hoş karşılanmamıştır. Bu uygulama nın varlığı Osmanlılar ile Safeviler ara sında 16. ve 17. yüzyıllar boyunca de vam eden savaşların resmî nedenidir.
İşte İran ilki 16. yüzyılda, ikincisi ise 17.-18. yüzyıllarda gerçekleşen bu iki köklü dönüşümle Sünni dünyadan koptu. Şeyh Haydar ve Şeyh Cüneyd dönemlerinde Ermenistan ve Gürcistan seferleri gibi örnekler ışığında kısmen koruduğu “gâzi-devlet” vasfı hemen tamamen ortadan kalktı ve mücadelesinin kahir ekseriyetini İslam alemindeki Sünni komşularına teksif eden garip bir ‘İslam devleti’ ortaya çıktı.
1979’daki İslam Devrimi başlangıç ta sanki bu zinciri kıracak gibi görünü yordu ancak çok geçmeden İran İslam Cumhuriyeti de Safevilerle başlayan ‘millî din’ politikasına sahip çıkacak ve bugünkü Ortadoğu tablosunda yalnız devlet olarak kalacaktı.
Şah İsmail’in Tebriz’e girdikten sonra gerçekleştirdiği korkunç Sünni katliamıyla başlayan, görünüşte On iki İmam Şiiliğini kılıç zoruyla kabul ettirme süreci ki arka planında Kızılbaşlık dediğimiz senkretik bir inançlar manzumesi yatıyordu.
İkinci aşamada ise yavaş ya vaş Fars/Tâcik, yani İranî unsurların bürokrasi ve taht/saray üzerinde kur dukları telkin ve giderek kontrol me kanizmasıyla el ele ilerleyen ve Arap ülkelerinden davet edilen Şiî ulemanın yönetime ağırlığını koymasıyla belirginleşen Oniki İmam Şiiliği ve Caferî fıkhının hakimiyet tesisi kalıcılaşacak ve bugünkü İran coğrafyasının ana karakterini belirleyecektir.
İran’ın Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Erdebil ve Zencan eya letleri diye ayırdığı Azerbaycan böl » İran’ın göçebe Türkleri İran coğrafyasının etnik gruplarından Kaşkaylar, Azerilerden sonra ülkedeki en kalabalık Türk halkıdır. Çoğunluğu göçebe olan Kaşkaylar yazları Şiraz civarındaki yaylalarda, kışları da Basra Körfezi’ne yakın ovalarda yaşar. Bir Kaşkay çadırı. DERİN TARİH / 2015 EYLÜL 76 gesi ise bütünüyle Türklerle meskûndur. Tebriz, Hoy, Uru miye, Meraga, Zencan, Erde bil, Hemedan, Save ve Kazvin Türkçenin tamamen hakim olduğu şehirlerdir. Bu arada hatırlatalım ki, Azerbaycan Türkleri kendi lerine Azeri denilmesinden nefret ederler. Çünkü bu isim 20. yüzyılın başlarında Peh levîler döneminde ortaya çık mış, daha çok politik tezlerle -Azeriler Türkleşmiş İranlılardır!- üretilmiş bir isimlendir medir. Azerbaycan Türkleri nüfus olarak Farslardan sonra ikinci sırada yer alırlar. Yerli bir Azerbaycanlının, nüfuslarının 30-35 milyon civarında olmasıyla övündüğünü belirteyim.
1923 da Ahmed Şah’ı tahttan indiren Rıza Şah Pehlevi, Aralık 1925’te kendisini şah ilân etti. Böylece İran’da Kaçarlar dönemi kapanarak Pehlevi hanedanlığı başladı. 1929 Muhammed Musaddık’ın başını çektiği Cephe-i Millî kuruldu. Şah karşıtı gruplar bu parti etrafında toplandı. 1951 İran petrollerinin millileştiril mesi için Musaddık’ın meclise sunduğu yasa onaylandı. Böylece ülke İngiliz sömürüsünden kurtulmuş oldu. Meclisin bu kararıyla Musaddık başbakanlığa getirildiyse de 1953 CIA tarafından düzenle nen bir darbeyle görevinden uzaklaştırıldı.
1963 Yönetim karşıtı fikirleriyle öne çıkan Ayetullah Humeyni tutuklanarak ölüm cezasına çarptırıldı. Ayetullah Şerîatmedârî’nin girişimiyle ölümden kurtularak önce Türkiye’ye, sonra da Irak’a sürgüne gönderildi. 15 ocak 1979 da Şah Muhammed Rıza, şah karşıtı gösterilerin artmasından ötürü ülkeyi terk etti. 1 şubat 1979 da Fransız havayolları uçağıyla Humeyni tahran havaalanına indi.
İranda kara bir islamın farklı bir versiyonu uygulamaları başladı . İslamla hiçilgisi olmayan ibadetler, namazlar uygulamalar toplumda sindirme, bakı ve zulüme dönüştü. İran halkı her türlü baskıya, tutuklamalara, işkencelere tabii tutuldu. İran Irak savaşı esnasında iki Müslüman ülke binlerce insan ölümüne sebeb oldular.
Ülkede Din polisi oluşturarak kılık kıyafet kontrolüne soyunan yönetim başörtü yasağını bile uygulayamadı iranda kadınlar başlarının yarısın örterek saçlarının yarısını dışarda bırakarak dolmaktadırlar. Cafelerde alkol yasaklarını baş edmeyen yönetim Alkolsüz bira serbestisi verdiler.
Petrol ülkesi iran halkına harcamadığı paralarla diğer ülkelere devrim ihracına başladılar, Suriye, Lübnan, ırak , yemen gibi ülkelerde vekalet savaşı yürütmeye başladılar. Ülkemizde radikal gurupları desteklediler, Kürt ayrılıkçı ve bölücü PKK ya destek verdiler. Binlerce insanı idam ettiler. İdam edilecek bakire kızların idam edilmeden bakireliklerinin bozulması gibi , muta nikahı gibi sapkınlıkları din adına uyguladılar.
En son içerde İsrailin yüzlerce ajanları ülkenin fizikçilerini, askerlerini, cumhurbaşkanını, genelkurmay başkanının ve komutanlarının öldürülmesini bir türlü önleyemediler. İran halkının ekonomik gücünü yükseltmek yerine Nükleer silah üretmeye çalışan İranlı mollalar yönetimin yıkılması an meselesidir.


























