Milli Eğitim Bakanlığı'nın 12 Şubat'ta 81 il valiliğine gönderdiği yazıya göre okul öncesi, ilkokul ve ortaokul kademelerinde uygulanması için ayrı etkinlik kılavuzları yayımlandı.
Bakanlık, etkinliklerle "öğrencilere adalet, merhamet, vatanseverlik gibi milli ve manevi değerlerin kazandırılmasının hedeflendiğini" kaydetti.
Yazıda Ramazan ayı süresince okullarda paylaşma temalı sınıf içi çalışmalar, ihtiyaç sahiplerine yönelik sosyal sorumluluk faaliyetleri düzenlenmesi öngörüldü. Yazıda, Ramazan ayı boyunca öğrencilerin; "paylaşma bilincini geliştirmek, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazanma, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel ve sosyal etkinliklerin" uygulanacağı ifade edildi.
Yazıda okullarda gerçekleştirilecek etkinliklerin, öğrencilerin gelişim düzeyleri ve okul imkanları dikkate alınarak gönüllülük esasına dayalı olarak planlanacağı vurgulandı.
Bakanlık tarafından okullara gönderilen 'Ramazan Etkinlik Rehberi' okul öncesi, ilkokul ve ortaokul olmak üzere üçe ayrılıyor.
Okul öncesi seviyesinde daha çok sınıf süslemeler, kapı süslemeleri, mahya ışık tasarlama gibi Ramazan temalı şekilleri boyama etkinlikleri yer alıyor.
Örnek kapı süslerinden birinde, "Lütfen beni de sahura kaldırın" yazan bir kapı süsü görülüyor. Önerilen plana göre camide çocuklara vitray sanatı anlatılıyor ve çocuklar caminin dış cephesini, minaresini ve giriş kapısını inceledikten sonra, gördükleri şekil ve süslemeler hakkında konuşuyor.
Ayrıca "Ramazan Günlüğüm" etkinliği ile öğrencilerin Ramazan ayı boyunca duygu ve düşüncelerini aktaracakları kısa bir günlük tutmaları isteniyor.
Benzer şekilde "Ramazan İyilik Defterim" etkinliği ile öğrencilerin Ramazan boyunca yaptıkları iyilikleri yazı ve resimle kaydetmeleri isteniyor.
Öğretmen rehberliğinde bir cami ziyaretinin gerçekleştirebileceği belirtilen rehberde, öğrencilere dağıtılacak bir "Cami Ziyareti Gözlem Formu" örneği yer alıyor.
Formda; "Camide gördüklerim neler, Ramazan'da camide neler yapılıyor, Merak ettiğim ne, Camide nasıl davrandım ve Bugün ne öğrendim?" gibi başlıklar yer alıyor.
Oruç, sahur, iftar, mahya ve teravih namazı gibi kavramların bulmaca yoluyla öğrenilmesini hedefleyen oyunlar sıralanıyor.
"Evimizde En Sevilen Ramazan Yemeği" etkinliğinde ise aileden tarif öğrenme ve "Ramazan tarif kartı" hazırlama etkinliğine yer veriliyor.
Asıl sorunun başlangıcı 2016 yazı önemli bir kırılmaydı. Darbe girişimi sonrasında askeri liseler kapatıldı; güvenlik gerekçeleri öne sürüldü. Ancak karar yalnızca güvenlik düzenlemesi değildi. Devletin genç kuşakları hangi kurumsal hat üzerinden yetiştireceğine dair tercih de değişmiş oldu. Çünkü o tarihten sonra eğitim alanında yalnızca yapısal değil, yönelimsel bir yeniden yapılanma başladı.
2017’de TEOG’un kaldırılması bu sürecin ikinci önemli adımıydı. Merkezi sınavın kaldırılması ve yerel yerleştirmenin güçlendirilmesi, öğrencilerin okul türlerine erişim biçimini değiştirdi. Sınavla öğrenci alan okul sayısının sınırlandırılması ve adres temelli yerleştirme modeli, özellikle belirli bölgelerde imam hatip ağının fiili olarak daha güçlü bir seçenek haline gelmesine yol açtı.
Aynı dönemde imam hatip okullarının sayısındaki artış, yeni kampüsler ve kontenjan düzenlemeleri dikkat çekti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli vakıf ve derneklerle imzaladığı yüzlerce işbirliği protokolü eğitim alanında yeni bir yönetişim modeli oluşturdu. TÜRGEV, İlim Yayma Cemiyeti, Ensar Vakfı, TÜGVA gibi kamuoyunda bilinen yapılar farklı başlıklar altında eğitim süreçlerine dahil oldu.
2023’te imzalanan ÇEDES protokolü bu sürecin kurumsal çerçevesini daha görünür kıldı. MEB, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan bu protokol, “değerler eğitimi” başlığı altında din görevlilerinin ve dış aktörlerin eğitim süreçlerine katılımını sistematik hale getirdi.
En hassas başlıklardan biri ise 4-6 yaş grubuna yönelik din eğitiminin yaygınlaşması. Diyanet’e bağlı Kuran kurslarının sayısındaki artış ve her yıl yüz binlerce çocuğun bu programlara katıldığına ilişkin açıklamalar, erken yaşın artık sistemli bir politika alanı haline geldiğini gösteriyor.
MEB'in uygulamasına tepki gösteren 168 yazar, gazeteci, sanatçı, akademisyen ve sivil toplum örgütü temsilcisi "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bir metin kaleme alarak "Şeriatçı dayatmaları reddediyoruz" dedi.
Gelinen sonuç şudur Küçücük çocukların tüm bilimsel açıdan dini konularda eğitim açısından uygun olmayan yaşlarda siyasete indirgenmesi bilimsel açıdan doğru değildir. Bu dönemde verilen içerik yalnızca bilgi değil, zihinsel çerçeve inşa eder. Bu nedenle küçük çocuklarımızı korumak hepimizin görevidir.
Bu tartışmalar bizim geleneksel Ramazan ayının ruhani durumuna gölge düşürmüştür. Ayrıca Toplumların en önemli taşıyıcı unsuru olan Laiklik ilkesini zedeleyecek her türlü adıma karşı durmalıyız.



























