Sanırım bu iki sözcüğü duymayanımız yoktur. Dindarı da dinsizi de İlahi adaletin varlığını kabul eder, eninde sonunda bunun gerçekleşeceğine inanır. Dinsizler buna "doğa kanunu" dese de, sonunda onlar da "İlahi adalet tecelli etti" cümlesini kurarlar.
İlahi adalet dediğimiz şey esasen Allah'ın adaletinden başka bir şey değildir. Gerçekten, Allah âdildir ve insanlara da adaletle hükmetmeyi emreder. Buna göre, herkes Allah'ın adaletine güvenir. Hangi siyasi görüşten, hangi etnik kökenden, hangi inanç ve düşünceden olursa olsun, hatta deist ve ateist olanlar da dahil herkes, Allah'ın mutlak adaletine inanır ve güvenir.
Ama madalyonun arka yüzüne baktığımızda farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. İşin traji-komik tarafı da bu zaten... Tablo şudur: İnsanlar, İlahi adaletin varlığını bildiği, bu adalete inandığı ve güvendiği halde, nedense Allah'ın adaletinin toplumda uygulanmasını istemez...
Garip değil mi?
Nedir Allah'ın adaleti?
Ortak paylaştığımız kamusal alanlarda, evimizde, iş yerimizde, okulumuzda, kışlamızda, sosyal ilişkilerimizde, siyasi yaşantımızda, ekonomik ve ticari münasebetlerimizde, kısaca hayatımızın her alanında; Allah'ın bizler için koyduğu kurallara göre yaşamamızdır. Bunun için Yüce Allah şu beş esası korumakla bizi görevlendirmiştir:
1) Hayatı/Canı korumak
2) Aklı korumak
3) Dini/İnancı korumak
4) Malı korumak
5) Namusu/Nesli korumak
Soru şu:
Siz dünyada arzuladığınız adaletin tecelli etmesini mi istiyorsunuz? Buna evet diyorsanız, öncelikle bu beş esası korumak için tedbir alacak ve bunları tavizsiz uygulamak için yasal düzenlemeler yapacaksınız...
Nedir bu düzenlemeler?
Bunun cevabı yukarıda sayılan beş esasın içindedir. Bu esasların ihlal edilmesi durumunda her hukuk sisteminde olduğu gibi bunlara denk cezai müeyyidelerin uygulanmasıdır.
Mesela;,
1) Haksız yere bir insanın hayatına mı kast edildi, canına mı kıyıldı, katledilip öldürüldü mü, derhal İlahi adalet gereği "kısasa kısas" yapılarak onun da hayatına son verilmelidir.
2) İnsanların akılları mı yok ediliyor, düşünme melekeleri mi engelleniyor, hür iradeleri ve fikir özgürlükleri mi kısıtlanıyor, derhal buna denk bir ceza infaz edilmelidir.
3)İnsanların dinini yaşamaları, ibadetlerini yapmaları ve inançlarını açıklamaları yasaklanıyor mu veya engelleniyor mu, derhal bunun önü alınmalı, bunu yapanlar bir daha yapamayacak şekilde cezalandırılmalıdır.
4)İnsanların malı-mülkü gasp mı edildi, evine, dükkanına mı girildi, hırsızlık mı yapıldı, bunu yapan derhal bu işten eli çektirilmeli/kestirilmeli, alışkanlık haline getirenlere de ibret-i âlem için caydırıcı ceza uygulanmalıdır.
5)İnsanların ırz ve namusunu kirletenlere, zina edenlere acımamalı, fuhuş ticareti yapanlara, lgbti+ sapkınlarına, pedofili veya çocuk istismarcılarına bir daha aynı suçları işleyemeyecek ölçüde ağır bir ceza uygulanmalıdır.
Yukarıdaki suçların birinci madde haricinde olanların tekrarı halinde ceza daha da ağırlaştırılmalı, "Her muzır öldürülür" kuralı gereği artık ıslahı mümkün olmayan, topluma ve devlete zararlı hale gelen bu âsi ve muzır varlıklar ortadan kaldırılmalıdır.
Başta söylediğimiz gibi, madem ki hepimiz İlahi adalete inanıyor ve güveniyoruz, buyurun bunları uygulayalım, bakın bakalım sonuç nasıl olacak?! Göreceksiniz, Devletimizin emniyet ve yargı organları nasıl da rahat ediyor, toplum nasıl da nefes alıyor, adli vakalar nasıl da azalıyor, suç oranları nasıl da düşüyor, ortalık nasıl da güllük gülistanlık oluyor, görün bakın!.. Bunu gerçekleştirebilirsek, inanın şu kurban bayramında kesilen kurbanlardan daha değerli bir iş yapılmış olacaktır.
Bazılarının itirazını duyar gibiyim. Onlara da sözüm şudur: Bu söylediklerimiz, ne mevcut sisteme ne de laikliğe aykırı!... Nasıl ki, art arda yargı paketlerinde bir yığın adli düzenlemeler vekillerimizce yapılıyor, kanun teklifleri sunulup yasalaşıyor ve bunların hepsi ülkenin ve milletin yararına yapılıyorsa, biz de aynı anlayışla ve düşünce özgürlüğü kapsamında bir vatandaş olarak bu tekliflerimizi yapıyor ve ilgililere duyurmuş oluyoruz. Beğenen alır, beğenmeyen sonucuna katlanır.
Olmaz öyle şey diyorsanız, o zaman "ilahi adalet" ten de söz etmeyiniz!...



























