"Berg-i dırahtân-ı sebz der nazar-ı huşyâr
Her varakî defterist mârifet-i Kirdigâr"
Meşhur edip ve şair Sâdî-i Şirâzî'nin "Bostan" adlı eserinden alınma bu beyt, aşağıda nefis bir istifle kağıda dökülmüş Farsça Celî Ta'lik bir hat levhasıdır.
Anlamı:
"Uyanık bir göz için yeşil ağaçların her bir yaprağı, Yaratan'ın sanatını ve kudretini yazan bir defter gibidir."
Gerçekten de; İbret almayı bilen, tefekkür eden, derin düşünen ve hayatın farkında olan uyanık (akıllı, bilge) insanlar için, evrendeki en küçük obje, ayrıntı ve ince detaylar, Yüce Yaratıcı'nın varlığını ve gücünü kanıtlayan büyük bir kitabın sayfası gibidir.
Tam da, Rum suresinin 8.ayetinde Allah Teâlâ'nın belirttiği gibi. O şöyle buyuruyor:
"Onlar, Allah’ın gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunan her şeyi ancak gerçek bir sebep, derin bir hikmet, şaşmaz bir kanun ve belirli bir ecel ile yarattığını kendi içlerinde hiç düşünmezler mi?.."
Düşünmek ve tefekkür etmek; imanın başlangıcı, bilim ve üretimin yegane aracıdır. Bunu bilen sömürü düzeninin aktörleri, özellikle bizim insanımızı tefekkürden uzaklaştırmak için önüne oyalayıcı cazip oyunlar sermiş, türlü meşgaleler koymuş, görsel medya marifetiyle de olaylara sadece bakan ve seyreden ama derin düşünmeyen bir toplum inşasında başarılı olmuştur. Bunun sonucunda, sosyal medya mecralarında da görüldüğü üzere, düşünmeden konuşan ve bilgi sahibi olmadan fikir üreten "absürt" bir toplum meydana gelmiştir.
Düşünmek, tefekkür etmek ve aklı kullanmak; insanı diğer canlılardan üstün kılar. Kur'an'da onlarca ayet, düşünmeyi, tefekkür etmeyi emreder. Hatta, tefekkür etmeyenlerin, aklını kullanmayaların üzerine Allah'ın manevi pislik yağdıracağını söyler. (Bkz.Yunus,100).
Ey dostum unutma!
Diğer ibadetler gibi tefekkür de bir ibadettir ve hatta bir saat tefekkür, belki bir yıllık nafile ibadetten daha hayırlıdır. Tefekkür etmeyen, düşünmeyen ve aklını kullanmayan insanlar; güdülmeye mahkûm, burnu sürtülmeye müstehaktır.





























