Son zamanlarda sosyal medyada dolaşan bazı paylaşımlarda birkaç doktor; spor yapmanın sakıncalı olduğunu ve zararlarından bahsetmektedirler. Eski milli bir sporcu, spor adamı ve akademisyen olarak bu konuya açıklık getirmeye çalışacağım.
Spor, tarih süreci içerisinde spor bilimcileri tarafından çok çeşitli anlamlar yüklenerek farklı şekillerde tanımlanmıştır. Spranger’e (1928) göre spor; Kültürel hastalıklar karşısında kendini iyileştirme olayı; Plessner’e (1970) göre; endüstriyel iş bölümüyle gereksinimleri giderilmeyen insanlar için bir ödünleme olanağı ve “ iş dünyasının baskısına, fabrika ya da bürodaki yaşama karşı bir isyan”; Pistone’a (1969) göre ise, oyun ve iş biçimleri arasında yer alan bir ilişkidir.
Görüldüğü gibi spor, onu yorumlayanların bakış açısı ve ona katılanların amaçlarına göre çok farklı anlamlar içerebilmektedir. Bu kadar geniş yelpazede etkinliğini sürdüren sporun değeri kişisel olarak esenlikten ve nesnel olarak da performanstan mahrum kalındığında anlaşılır. Spor eğer hazla yapılırsa olumlu etkisini gösterir. Lorentz’e (1938) göre haz duyulmadan spor yapılmaz.
Şimdi sporun çeşitli kaynaklara göre değişik tanımlamalarına bir göz atalım:
Spor, yapan açısından kazanmaya dönük teknik ve fiziki bir çaba; izleyen açısından yarışmaya dayalı estetik bir süreç; toplum genelince oluşturulan bütün içinde de, yerine göre o toplumun çelişki ve özelliklerini olduğu gibi yansıtan bir ayna, yerine göre onu yönlendirebilen etkili bir araç, ama son tahlilde önemli bir toplumsal kurumdur. (Öztürk 1998)
Spor, birey ya da grupların; sağlık, eğlence veya gösteri amacı ile yaptıkları, fiziksel ve/ veya beyinsel aktivite gerektiren, bazı kurallar içinde uygulanan organize oyuna verilen genel isim olarak tanımlanabilmektedir. (Güneş, 1998)
Spor, bireysel ve kolektif oyunlar şeklinde yapılan, genellikle yarışmaya yönelik olarak bazı kurallarla uygulanan ve geç dönemde yararlı olması beklenen beden hareketlerinin tümü olarak da tanımlanmaktadır. (Kalyon, 1997)
Spor, bireylerin bilişsel, duyuşsal ve psikomotor özelliklerinin planlı ve uygun yöntemlerle geliştirilerek belirli kurallar altında yatıştırılmasıdır. (Mirzeoğlu 1999)
Spor, bir amaca yönlendirilmiş, katılımcı ve yarışmaya dayanan, belirli kuralları olan, bireyin organizmasının fiziksel, sosyal ve düşünsel olarak katıldığı verimsel bir etkinliktir. (Konukman, Sezen 2000)
Spor, olası hareketlerin kültürel açıdan nesnelleştirilmesi ve tarihsel açıdan gerçekleştirme biçimleridir. Spor hareketi, oto disiplin, deneyim, kendini ifade etme, kendini gerçekleştirme ve bedensel ve fiziksel sınırların bir yaşantısıdır. Spor, heterojendir. Buna uygun olarak davranış örnekleri ve amaçları da çok yönlüdür. Farklı olan sporu arayan ve onunla ilgilenen kişilerin sosyal durumlarıdır. Spordan, gereksinimlere yönelik, haz unsuru ağır basan, cisimlendirilmiş, özgül sportif değerler, amaçlar ve yaptırımlar tarafından yönlendirilen, az ya da çok haz ve performans prensibine dayalı, bilinçli olarak zorluklar yaratan ve bunların aşılması için çaba gösteren insan bedeninin gönüllü hareketlerini anlıyoruz. (Atalay 1998)
Spor, sadece bir fiziksel gelişme değil, aynı zamanda hayat boyu öğrenmeye, katılımcı olmayı sağlayan bilgiler edinmeye katkıda bulunur.
Bu bağlamda spor, sadece sağlıklı ve mutlu olmanın doygunluğa ulaşmanın bir yolu değil, aynı zamanda bir eğitim aracıdır. Eğitim ise, insanların yaşamları boyunca devam eden bir süreçtir. O nedenle spor herkes için olmalıdır ve insanlar bu konuda bilinçlendirilmedir. İnsanlara, tüm yaşamları boyunca kullanacaklara spor gibi güçlü bir eğitim aracından yararlanma alışkanlığının kazandırılması gerekir.
Bana göre: Yenmek, geçmek, başarı kazanmak amacı ile yapılan ve belirli kuralları olan sistemli hareketlere spor denir. Spor bir yarışmadır ve en az iki kişi tarafından yapılabilir. (Ali Tunç 2002)
Tüm bu tanımlardan sonra sporu 2 gruba ayırabiliriz.
1-Verim sporu ( Performans için yapılan sporlar) ise; Yarışma amacı ile, başarılı olmak için yapılan, sürekli antrenman isteyen vücudun sınırlarını zorlayan sporlardır. Bir halterci Türkiye, şampiyonu, Avrupa şampiyonu, Dünya şampiyonu olmak, normalde 100 kğ bir ağırlığı kaldırırken bu ağırlığı 110 kğ çıkarmak için vücudun sınırlarını sürekli zorlaması, Bir atletin, 5000 m.yi 13.00 dakikada koşarken, 12.50 de koşmaya çalışması, sürekli antrenman yapması, vücudunu zorlaması anlamına gelmektedir.
Performans sporu, başarılı olmak, rekorlar kırmak için yapılan sporlar sağlık açısından sakıncalıdır.
2-Sağlık için yapılan sporlar. Bunlar, yürüyüş, yüzme, bisiklete binme, yavaş koşu vb. sporlardır. Özellikle birçok Dr. Tarafından tavsiye edilen sağlığa olumlu katkıları olan yarışma amaçlı yapılmayan sporlardır.
Kısacası Performans sporu organların daha çok çalışmasına, zorlanmasına ve yıpranmasına sebep olduğu için zararlıdır. Sağlık için yapılan sporlar ise faydalıdır.
Yıllardır tıp doktorları , beden eğitimi ve spor bilimcileri tarafından yapılan araştırmalar beden eğitimi ve sporun faydalarını saymakla bitiremiyoruz. Şimdi sporun zararlı olduğunu söyleyen 2 doktora mı yoksa faydalı olduğunu söyleyen binlerce araştırma yapan doktorlara mı inanacağız? Karar sizin.
Ben genel olarak sporun faydalı olduğunu düşünüyorum.
Sporla dolu sağlıklı günler dilerim.


























