Spor, insan hayatında sadece fiziksel sağlıkla değil, aynı zamanda ruhsal dengeyle de doğrudan ilişkili bir faaliyettir. İslam, insanların bedenine ve ruhuna hitap eden, sağlıklı bir yaşam tarzını teşvik eden bir din olarak sporun önemini de vurgular. Kur'an-ı Kerim ve Hadislerde, sağlıklı bir bedenin, sağlıklı bir ruhun temeli olduğu sıkça ifade edilmiştir.
Peygamberimiz zamanında gerek savunma, gerekse daha güçlü ve sağlıklı olma amacıyla o günün şartlarında çeşitli spor dallarıyla uğraşılmıştır. Meşruiyet sınırlan içinde olduğu sürece bu tür spor dallarıyla uğraşılması mubah ve caizdir. Önemli olan, gerek rakip sporcuya, gerekse sporda kullanılan canlı varlıkların hayatlarına kastedilmemesi veya yaralanmalarına yol açılmamasıdır. Hem sporun yapılışında, hem de seyrinde dinî kurallara aykırı davranılmamasıdır.
İslam da, Spor, oyun ve eğlencelerin mubah sayılması için, bazı şartlar gerekir:
1) Oynamaya dalıp namazı ve ibadeti ihmal etmemek,
2) Kumara âlet etmemek,
3) Oyun sırasında dilini kötü sözlerden sakınmak,
4) Rakip oyunculara insanî ve ahlâkî ölçüler içinde davranışta bulunmak,
5) Giyim-kuşamın dinî ölçülere uygun bulunması.
İslâm kumarı yasaklarken belli bir şeklini kastetmemiş, mana ve neticesini hedef almıştır. Hangi âlet ve metotla oynanırsa oynansın, oyunun önceden belli olmayan sonucunda, taraflardan biri veya birkaçı kâr yahut zarar edecekse kumar gerçekleşmiş demektir. "Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları, şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçınınki mutluluk ve esenliğe eresiniz. Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi, Allah'ı anlamaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bundan vazgeçersiniz değil mi?" (Maide 90-91)
Spor toto, İddia, Ganyan müşterek bahis gibi tertip ve oyunlar da kumardır; daha büyük kalabalıkların oynadığı kumardır, kumarın bütün unsurlarını içine almaktadır. Bunlardan bazı tesis ve hayır kurumlarının yararlanması, İslâmî açıdan mazeret değildir.
Sporun geneline de bu Ölçüler içinde yaklaşmak, onu kitleleri uyutan, yozlaştıran kumara dönüşen haliyle tasvip etmemek, fakat kişinin bedeni ve zihni gelişimine katkıda bulunan şekliyle tasvip etmek en uygun formül olsa gerektir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) her mü'minin hayırlı, ancak kuvvetli müminin zayıf mü'minden daha hayırlı olduğunu bildirmektedir. "Kuvvetli" sözü gerek fizik bakımından, gerekse iktisadî açıdan güçlülüğü kapsayacak mahiyettedir. Fizik olarak güçlü bir mü'minin bedenî ibadetlerini daha iyi yerine getireceği, insanlara daha yararlı olacağı muhakkaktır. Malî bakımdan güçlü olan bir mü'minin insanlara yapacağı yardım elbette yoksul bir mü'minden fazladır
İslam’da spora verilen değer, Hz. Muhammed’in (s.a.v) de hayatında örnek teşkil ettiği birçok aktiviteyle gözler önüne serilmektedir. Okçuluk, atıcılık, yüzme ve koşu gibi spor dalları, Peygamberimiz tarafından teşvik edilmiştir. Bu bağlamda, Müslümanların fiziksel aktivitelere yönelmesini sağlamak, hem bireysel hem de toplumsal faydalar sağlayacaktır. Örneğin, okçuluk, sadece bir spor dalı değil, aynı zamanda bir strateji ve sabır pratiğidir. Bu tür sporlar, insanlara hem zihinsel hem de bedensel disiplin kazandırır.
Sporun İslam’ın öğretilerinde nasıl bir yer kapladığını anlamak için, sadece sporun fiziksel yönüne odaklanmamak gerekir. İslam, sporu ahlaki ve etik değerlerle birleştirerek, sporu bir ibadet şekli haline getirmiştir. Spor yaparken adil olmak, rakiplere saygı göstermek, centilmenlik ve kardeşlik duygularını ön planda tutmak, İslam ahlakının temel taşlarındandır. Bu yönüyle, spor sadece bedeni güçlendiren değil, aynı zamanda sosyal ilişkileri güçlendiren bir araçtır.
Günümüzde sağlıklı yaşam bilinci ve spor yapma alışkanlığı, bireylerin yaşam kalitesini artırmakta büyük bir rol oynamaktadır. Bununla birlikte, özellikle genç neslin sporla tanışması ve bu konuda bilinçlenmesi gerekmektedir. İslam toplumları, çocuklara ve gençlere yönelik spor faaliyetlerini desteklemekle kalmayıp, aynı zamanda bu faaliyetlerin İslam ahlakıyla örtüştüğünü vurgulamak zorundadır. Sporun, gençlerin gelişiminde olumlu bir etki yarattığı ve sağlıklı bireyler yetiştirmeye yardımcı olduğu göz ardı edilmemelidir.
Ayrıca, İslam toplumları, sporun sadece eğlence veya rekabet unsuru olarak görülmemesi gerektiğine dikkat etmelidir. Spor, insanın kendine olan saygısını artırmakla birlikte, topluma olan faydalarını da göz önünde bulundurmalıdır. Birlikte yapılan spor etkinlikleri, toplumsal dayanışmayı pekiştirir ve kardeşlik bağlarını güçlendirir.
Sonuç olarak, sporun İslam’daki yeri, bedensel sağlığın yanı sıra ruhsal ve sosyal değerleri de kapsayan önemli bir boyuttur. Müslüman bireyler olarak, sporun önemini kavrayarak sağlıklı bir yaşam sürdürebilir ve toplumsal ilişkilerimizi güçlendirebiliriz. İslam, bize bedenimize iyi bakmayı, sağlıklı yaşamayı ve sporun faydalarını benimsemeyi öğretirken; aynı zamanda bu çabaların, inancımıza olan bağlılığımızı da artıracağını unutmamalıyız. Spor yaparken, bedenimizi korurken ruhumuzu da beslemeye yönelik bir anlayışla hareket etmeliyiz.
İslam da Spor (2 ) de “Hz. Peygamber (s.a.v.) Hangi sporları yapmış ve yapılmasını tavsiye etmiştir.” yazmaya çalışacağım. Kalın sağlıcakla. Hayırlı Ramazanlar.



























Kalemine sağlık Ali hocam çok güzel ifade etmişsiniz
Selamünaleyküm Ali hocam kalemine sağlık çok güzel bir anlatım olmuş tebrik ederim hayırlı Ramazanlar
Selamünaleyküm Ali hocam yazınız okudum. Ben de diyanet işleri başkanlığı'nın bir yayınında Peygamber efendimiz (hz) Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem in sizin makaleniz de yazmadığınız iki branş daha var teşvik ettigi. Bunlar yüzme ve güreş. Hatta kendisi torunları Hasan ve Hüseyin'i birbiriyle güreştiriyordu. Makalene bence bunlar da eklersen daha iyi olur. Hz Hamza çok büyük bir pehlivandı. Ve bizim güreşimizin Piri olarak bilinir.