48 takım, 104 maç, üç ev sahibi ülke ve 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası heyecanı yaşayan bir Türkiye…
ABD, Kanada ve Meksika’nın ortaklaşa düzenlediği 2026 FIFA Dünya Kupası’na Avustralya maçıyla başladık. Sadece bir maça değil; yıllardır özlemini çektiğimiz bir futbol sahnesine, yeniden dünya vitrininin içine çıktık.
Tam 24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası arenasında olmak bile başlı başına büyük bir başarı. Çünkü bu turnuva sadece futbol oynamak değil; dünyanın en büyük futbol organizasyonunda yeniden “biz de varız” diyebilmek demek.
BEKLENEN GÜN GELDİ…
2002’deki Dünya üçüncülüğünü yaşayan, o sevinci iliklerine kadar hisseden biriyim.
Tam 24 yıldır bugünün hayalini kurduk, özlemini çektik. Ve nihayet o büyük hasret sona erdi.
Günlerdir, haftalardır bu anı bekliyorduk.
Eminim ki bu pazar günü sadece statta değil, ekran başında da tüm Türkiye tek yürek olmuş durumda.
Kanada da ki, vatandaşlarımız Akşamı, bizler ise sabahı zor ettik. İşte bu duygular içinde maça başladık.
Başlangıçlar her zaman önemlidir; biz de Dünya Kupası’na iyi bir başlangıç yapmak istiyorduk. 27. dakikada yakaladığımız fırsatı değerlendiremedik.
Hemen ardından aynı dakika içinde Avustralya, Irankunda’nın savunma arkasına sarkmasıyla golü buldu.
Topa sahip olma oranında, pas trafiğinde, hücum organizasyonlarında ve şut sayısında üstün olan taraf bizdik.
Oyunun kontrolünü büyük ölçüde elimizde tuttuk. Ancak savunmada disiplinli şekilde kapanan rakip karşısında golü kalemizde gördük ve soyunma odasına geride girdik.
İkinci yarıya ön alan baskısıyla başladık. Adeta ilk yarının kopyası gibiydi; rakibi kendi sahasına hapsettik ancak aradığımız golü bulamadık.
Buna karşılık rakip, kazandığı her topla hızlı çıkarak sahamıza daha tehlikeli ataklarla gelmeye başladı.
Nitekim bu ataklardan birinde, 75. dakikada Metcalfe ceza sahası dışından çok rahat bir vuruş yaparak farkı ikiye çıkardı.
Avustralya, futbolun temel doğrularını sahaya eksiksiz yansıttı; savunmada disiplinli kaldı, kazandığı toplarla hızlı çıkarak sonuca gitti.
Üstelik hazırlık maçlarında iki kez mağlup ettiğimiz bir rakibe karşı kaybetmek, bu yenilgiyi daha da üzücü hale getirdi.
Ne yazık ki Dünya Kupası’na istediğimiz başlangıcı yapamadık.
Elbette eleştirilecek çok şey var.
Ancak turnuvanın daha başındayız; dere geçerken at değiştirilmez.
Şimdi yapılması gereken, bu mağlubiyetten doğru dersleri çıkarıp moralleri bozmadan önümüzdeki maça odaklanmak.
Çünkü bu takımın ayağa kalkacak gücü de, kaliteyi gösterecek oyuncuları da var.



























