Dünya Kupası’na artık sayılı günler kaldı…
Kupaya katılan ülkeler son hazırlıklarını yaparken, oynanan her maç teknik heyetler için adeta bir laboratuvar niteliği taşıyor.
Çünkü hazırlık maçları sadece skor değil; oyuncu formunu, takım karakterini ve kriz anlarındaki reaksiyonu görmek adına büyük önem taşıyor.
A Milli Takım ilk hazırlık maçında Kuzey Makedonya karşısında ortaya koyduğu etkili futbolla 4-0 kazanmış ve futbol kamuoyuna olumlu mesaj vermişti.
Ancak gerçek testlerden biri bugün Venezüella karşısında yaşandı.
Maçın başlangıcında Milliler beklenen ritmi yakalayamadı.
Özellikle orta sahada yapılan pas hataları takımın oyun akışını bozdu.
Hücumdayken kaptırılan topun 14. dakikada gol olarak dönmesi aslında modern futbolun en net gerçeğini bir kez daha gösterdi:
“Top kaybının bedeli ağır olur.”
İrfan Can’ın top kaybı sonrası gelen gol, takımın savunma geçişlerinde hâlâ geliştirmesi gereken yönler olduğunu ortaya koydu.
İlk yarıda Barış Alper beklentilerin oldukça altında kaldı. İrfan Can etkisizdi. Orkun ise oyunun içine girmekte zorlandı.
Milliler üretken görünse de tempo ve organizasyon anlamında zaman zaman dağınık bir görüntü verdi.
Ancak bu takımın en önemli artılarından biri, oyunun sıkıştığı anlarda bireysel kaliteyle çözüm üretebilmesi…
Arda Güler’in kullandığı korner adeta “yarım gol” kalitesindeydi. Yaşanan karambolde gelen gol, Milli Takım’ın soyunma odasına moral üstünlüğüyle gitmesini sağladı.
İkinci yarının ilk bölümlerinde yine pas hataları devam etti.
Açıkçası bu bölümde Venezüella’nın daha cesur oynadığını gördük. Fakat yıldız oyuncular büyük maçlarda ve zor anlarda fark yaratır.
Arda Güler’in muhteşem pasında Yunus Akgün’ün yaptığı klas vuruş, sadece bir gol değil; aynı zamanda kalite göstergesiydi. O an şunu net biçimde gördük:
Bu takımın hücum hattında maç çözebilecek özel ayaklar var.
Golden sonra Milliler daha iştahlı, daha özgüvenli ve daha mücadeleci oynadı. Ancak bütün olumlu tabloya rağmen bazı sorunların hâlâ devam ettiğini söylemek gerekiyor.
Ama futbolun başka bir gerçeği daha vardır: Kötü oynarken kazanabilmek…
İyi takımlar bazen kusursuz oynayarak değil, eksiklerine rağmen sonuç alarak büyürler. A Milli Takım bugün tam da bunu yaptı.
Çok iyi oynamadığı bölümlerde bile oyundan kopmadı, reaksiyon verdi ve kazanmasını bildi.
Şimdi yapılması gereken şey belli… Eksikleri doğru analiz etmek, özellikle pas kalitesini yükseltmek ve savunma geçişlerindeki kırılganlığı azaltmak.
Çünkü Dünya Kupası’nda rakipler, yapılan her hatanın bedelini çok daha ağır ödetir.
Ama şu da bir gerçek:
“Bu takımın içinde umut var…
Bu takımın içinde yetenek var…
Ve en önemlisi, maç çevirebilecek bir karakter oluşmaya başlıyor.”



























