Hem gazetecilik hem de benim sporculuk hayatımda önemli yerleri olan iki değerli spor adamını arka arkaya kaybetmek beni hüzünlendirdi…
Dahası içim acıdı…
Kazım Hoca benim için önemli bir futbol figürü, bir futbol adamı ve sohbeti doyumsuz insandı…
Ben siyah-beyazlı Konyaspor geleneğinden gelen birisiyim…
Sarı Mehmetlerin, Ali Büyükbayramların, kaleci Yüksellerin, Cankut Özbayların, Ali Palalıların, Ali Dilişenlerin, Hafız Hikmetlerin, Mehmet Güntanların, Muhtar Pekmirzaların başarılarını alkışlayan, başarısızlıklarında kahrolan siyah-beyazlı Konyaspor hayranıydım…
O dönemlerde Konya İdmanyurdu gibi aristokrat kesiminin gurur duyduğu bir takım gerçeği de vardı…
Benim ailemde aristokrat ya da kelli felli adamlar yoktu, ama nedense ben ve halamın oğlunun dışında herkes Konya İdmanyurdu tarafındaydı…
Rahmetli Halamın oğlu Resul Buğdaycı, Konya futboluna hem sporcu hem teknik adam hem de yönetici olarak hizmet etmiş Abdullah Büyükkoşucu’nun yanında kalfalık yaptığı sıralarda gönlünü Konyaspor’a kaptırmış, benim de Konyasporlu olmama vesile olmuştu…
İyi ki de Konyasporlu olmuşum…
Daha önceki yazılarımda da ifade etmiştim, rahmetli abimle, defalarca Konyaspor-Konya İdmanyurdu kavgası yaptığımızı.
Kazım Hoca, Konya doğumlu değildi, ama çok Konya doğumludan daha Konyalı ve daha Konya milliyetçisi bir insandı…
Bildiğim kadarıyla İstanbulluydu…
Vatani vazifesinden sonra karayollarında görev yaptı…
Spor hayatı da orada başladı…
Nazmi Sırıt Ağabeyin anlattığına göre, Yolspor su takımının başında fahri olarak hem teknik adam hem de yönetici olarak görev yapmış…
Daha sonra da Konya İdmanyurdu serüveni başlamış Kazım Hocanın…
Kara Yollarında Köprüler Şube Müdürlüğünde Sayman olarak görev yaptığını bilmiyordum, Nazmi Ağabey hatırlattı…
Kazım Hocanın Konya İdmanyurdu serüvenini çok takip etmedim, ama Konyaspor’a geldikten sonra ve kendisini birebir tanıdıktan sonra, hayranlarından birisi olmuştum…
Allah var, oda beni sevdi ve bana zaman zaman öğütlerde bulundu…
Konyaspor’da iyi işler yaptı…
Özellikle Konyalı çocuklara ayrı bir önem verdi ve onları hem hayata hem de Türk futboluna kazandırdı…
Konya’dan ayrıldıktan sonra İzmir Karşıyaka’ya yerleşti…
İrtibatı hiç kesmedik…
Rahmetli Orhan Berk, Sabit Horasan ve beni Karşıyaka’daki evinde misafir etmiş ve inanılmaz mutlu olmuştu…
Son zamanlarda görüşmedik, ama kendisiyle ilgili olarak Konyaspor’un efsane teknik adamlarından Hüseyin Hocadan (Hamamcı) bilgi aldım…
İyi adamdı Kazım Hoca…
Ekmeği yenir, suyu içilir, sohbetlerine doyum olmazdı…
Allah mekanını cennet eylesin.

OSMAN SİVİLOĞLU
Kültürlüydü ve çok nazik bir adamdı…
Konuşurken kibar, kimseyi kırmamaya özen gösterir, lafını dinletirdi…
Kültürlü olduğu için de, Konya ve Antalya’da Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü görevlerinde bulundu…
Emekli olduktan sonra da Isparta İslamköyde bulunan Süleyman Demirel Müzesinde uzun bir süre müdürlük görevinde bulundu.
Sahadaki Osman Siviloğlu mu?
Otoriterdi…
Tavizsiz bir hakemdi Osman Siviloğlu…
Kromspor’da oynarken 2-3 maçımızı yönetmiş ve gergin geçen bir maç içinde, “Çınar burada gazeteci değil, futbolcusunun buranın hakimi de benim” dediğini dün gibi hatırlarım…
Yani, ‘burada toleransım yok’ demeye getirdi lafı…
Seydişehir Eti Alüminyum maçı olabilir…
Konya’dan ayrıldıktan sonra, zaman zaman görüştüğümüz oldu, ama daha çok sosyal medyadan bir birimizi takip ediyor, hatta zaman zaman yazılarıma beğeni de yapıyordu…
Osman Hocayı da dün toprağa verildi…
Memleketi Düzce’nin Gölyaka ilçesinde…
Allah’ın rahmeti üzerine olsun.





























