Günümüzde islam dinin temel direği olan Kur’an ve Haz. Muhammed’in sünneti ile ilgili sorular sorularak din ve dinler tarihi ile bilgisi olmayan insanların kafasını karıştırıyorlar.
Dini eğitimi almış biri olarak dikkatimi en çok sorulan ŞU SORU ÇEKİYOR:
“ 7. Yüzyıl yani 600 yılların yaşamında Kur-an’ın emri ve Haz. Peygamberin sünnetlerinin 2025 yılındaki yani bu çağ ve teknoloji ile ne kadar uyumlu ve ne kadar örtüşüyor?”
Çok güzel, Sorulan soruyu birkaç boyutu ile ele alalım:
# 600’lü Yıllarda Toplumsal yaşam nasıldı?
Ağırlıklı olarak kabile düzeni, sözlü kültür, yazının çok az kullanıldığı bir dönemdi. Örneğin
Ekonomi; ticaret, tarım ve hayvancılık üzerinden yürüyordu.
Kadın-erkek ilişkileri, savaş anlayışı, kölelik gibi kurumlar günlük hayatın parçasıydı.
# Peki, Bilim ve teknoloji ne durumdaydı?
Matematik, Tıp ve astronomi konuları temel seviyedeydi. Bugünkü anlamda bilimsel yöntem gelişmemişti.
# İletişim nasıldı? Sözlü aktarım, şairler, kervan gibi haber, bilgi, şiir ve hikâyeleri insanlar ezberleyerek ve aktararak kurardı.
# Bu durumda önce Kur’an’ın özünde yer alan emirler ele aldığımızda ikiye ayrılabiliyoruz:
1- Zaman ve mekân üstü evrensel ilkeler Adalet, dürüstlük, merhamet, yardımlaşma, zulme karşı çıkma, tevazu, paylaşma. Bunlar çağlar ötesi mesajlardı.
2- O Dönemin düzen ve şartlarına hitap eden uygulamalara gelince, paylaşımı, kölelik düzenlemesi, miras, ceza hukuku uygulamaları gibi konular 7. yüzyıl toplumunu dönüştürmeye yönelikti. Özü “adaleti tesis etmek” değildi.
# Peygamber’in Sünnetine gelince o da Evrenseldi. Peygamber’in insanlara şefkatle yaklaşması, istişareye önem vermesi, temizliğe dikkat etmesi, ilmi teşvik etmesi gibi tavırları bugün için de geçerli değil mi? # Yedinci yüz yıl dönemine özgün şartlar tabiiki bam başka idi. Deveyle yolculuk, hurma ile iftar, giyim tarzı gibi pratikler o dönemin yaşam kültürüydü. Burada amaç Peygamber’in özüne dair ölçülülük, sadelik ve anlayışı vardır.
# 2025 yani 21. Yüzyıl Yorum ve Örtüşme sorusuna verilecek cevaba gelecek olursak.
Örneğin Teknoloji ile günümüzdeki bağ:
# Kur’an’ın ilk emri bir çok ayette “ilim öğrenin” çağrısını yapıyor.
Örneğin: Alak Suresi 1–5 ayetler:
“Oku! Seni yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı alak’tan (embriyo/hücreden) yarattı. Oku! Senin Rabbin en büyük kerem sahibidir. O, kalemle (yazı ile) öğretti. İnsana bilmediğini öğretti.”
Bugün gibi yapay zekâ, tıp, uzay vb. araştırma alanlarda üretken olmayı o gün teşvik ederdi.
Nitekim 13. yüzyıllar (Abbasi Dönemi / İslam’ın Altın Çağı)
Dünya tarihinde ilim, tıp, matematik, astronomi ve coğrafya alanında Müslümanların öncülük ettiği çok dönemli dönemdi.
Bir başka örnek:
• “İsraf etmeyin” emri, bugünün çevre sorunları, enerji tüketimi ve sürdürülebilir yaşam anlayışıyla birebir örtüşüyor.
# Yine Toplumsal değerler:
Adalet vurgusu, bugün hukuk devleti, insan hakları ve eşitlik talepleriyle uyumlu.
Bir başka konu:
# Yardımlaşma: bugünkü sosyal adalet ve refah devletinin temelini o günden atılmıştı.
Yine:
# Bireysel yaşam
olan Sünnette olan temizlik, sağlık ve ölçülü yaşam, günümüzde hijyen, sağlıklı beslenme ve dengeli hayat için daha da anlamlı bir karşılaştırma değil mi?
# Merhamet, güzel ahlak, sosyal medyada ve dijital iletişimde nefret söylemine karşı durmak şeklinde güncellenebilir.
# Sonuç olarak 600’lü yılların toplumsal şartları farklıydı amma Kur’an, sünnetin özündeki ahlaki ve insani ilkeler evrenseldi.
# Bu ilkeler 2025’in günümüz teknoloji dünyasında da geçerlidir; hatta doğru yorumlandığında insanlığı dengeleyen bir pusula işlevi görmüyor mu?
# Dolayısıyla lafza takılmadan, özünü kavrayarak bugünün dünyasına taşımak olmalıdır.
Söz konusu soruları toplumun önüne koyan kişi veya kişiler art düşünce ya da inananların zihnini karıştırmaya yönelik değilse yukarıda izah ettiğimi benden, sizden çok daha iyi biliyorlar.
Ancak Kur’an ve hadisleri 6–7. yüzyıl şartlarıyla bugünü kıyaslayıp “uyumsuz” göstermeye çalışanların amacı, genelde insanlarda “bu din eski çağın ürünü, bugüne hitap etmez” algısı oluşturmak ve böylece inanç bağlarını zayıflatmaktır.
Oysa Kur’an’ın özü zamanüstü ilkeler (adalet, merhamet, ilim, eşitlik, ahlak); hadislerin özü de ahlaki rehberliktir.
Amaç, insanı özden uzaklaştırmak; dini sadece tarihsel bir olgu gibi göstermek isteyenler ve tabii bu dini amaç değil; şahsi, ekonomik ve siyasi hedefleri için araç haline getiren sözde Müslüman ya da ilgisi olmayan art düşünceli insanlardır.




























Bu yüzden bütün İslam coğrafyasında anlatığınız güzel örneklemeler,toplumun her kesiminde aşk ile yaşatılıp hayata geçiriliyor.
Keşke insanlar Kuranı kerime göre hareket etselerde bazı sözde ileri gelenlere göre hareket etmeseler çoğu sorun kökünden çözülür ve yine islamın en parlak azametli yüzyılı başlar. Rehber sadece Kuranı Kerim dir.