Önce Şanlıurfa… Ardından Kahramanmaraş…
Okullardan gelen haberler yürek yakıyor.
Bir zamanlar sadece filmlerde gördüğümüz, haber bültenlerinde uzaktan izlediğimiz olaylar artık bizim okullarımızda yaşanıyor. Eskiden “Amerika’da oluyor” derdik… Şimdi ise dönüp kendimize bakıyoruz.
Sahi…
“Ne oldu bu gençliğe?
Daha da önemlisi…
Ne oldu bize?”
Çünkü mesele sadece gençlik meselesi değil. Bu bir toplum meselesi.
Bugün bir okulda yaşanan şiddet olayını sadece o çocuğa bağlamak en büyük yanlıştır.
O çocuk bir günde o noktaya gelmedi. O davranış, yılların birikimi.
Aileden başlar… Sevginin eksik olduğu, ilginin azaldığı, iletişimin koptuğu yerde ilk çatlak oluşur.
Sonra okul devreye girer…
Öğretmen sadece ders anlatan değil, aynı zamanda yol gösteren olmalı. Ama öğretmen de yalnız bırakılırsa, sistem içinde sıkışırsa ne kadar etkili olabilir?
“Okul yönetimi…
Rehberlik hizmetleri…
Disiplin mekanizmaları…”
Ve en tepede sistem… Milli Eğitim’den başlayarak en üst kademeye kadar uzanan bir yapı…
Açık konuşalım: Bu zincirin herhangi bir halkası zayıfsa, sonuç hepimizi etkiler.
Bu yüzden bugün yaşanan her olumsuzlukta sadece birilerini suçlamak kolaycılıktır.
Gerçek şu ki; aileden öğretmene, okul müdüründen bürokrasiye kadar hepimiz bu tablonun bir parçasıyız.
“Evet, belki farklı oranlarda…
Ama hepimiz sorumluyuz.
Çocuklarımız artık daha öfkeli…
Daha sabırsız…
Daha yalnız…”
Çünkü onları anlamaya çalışmak yerine, çoğu zaman sadece yargılıyoruz. Dinlemek yerine
susturuyoruz.
Rehberlik etmek yerine cezalandırıyoruz.
Oysa çözüm çok uzak değil.
Önce aile yeniden güçlenecek.
Çocuk, evinde sevildiğini hissedecek.
Sonra okul…
Öğretmen yalnız bırakılmayacak, desteklenecek.
Ve en önemlisi…
Eğitim sadece sınav kazandıran değil, insan yetiştiren bir sistem haline gelecek.
Unutmayalım…
Bugün okulda yaşanan her şiddet olayı, yarının toplumsal sorunlarının habercisidir.
Eğer şimdi durup düşünmezsek…
Eğer şimdi sorumluluk almazsak…
Yarın çok daha ağır bedeller öderiz.
Sahi…
Ne oldu bize?
Belki de artık bu soruyu sormaktan çok,
cevabını bulup gereğini yapma zamanı gelmiştir.


























