Şehirler sadece yollarla, binalarla, meydanlarla büyümez.
Şehirler; “vizyonla, insanla ve en önemlisi gençleriyle büyür.”
Uğur İbrahim Altay’ın Bosna Hersek Mahallesi’nde attığı iki imza, aslında sıradan bir temel atma töreninden çok daha fazlasını ifade ediyor.
Biri bir başlangıç, diğeri bir mesaj…
Daha önce ticari amaçlarla kullanılan bir binanın, Lise Medeniyet Akademisi’ne dönüştürülmesi…
Bugünün ekonomik şartlarında bakıldığında bu karar, klasik belediyecilik anlayışıyla açıklanamaz.
Çünkü o bina kiraya verilse, satılsa ciddi gelir elde edilebilir. Ama tercih bu değil.
Tercih; gençlik.
Tercih; gelecek.
İşte tam da bu noktada “Konya Modeli Belediyecilik” kavramı içi dolu bir anlam kazanıyor. Slogan olmaktan çıkıp, sahada karşılık buluyor.
Yaklaşık 120 milyon liralık bir yatırımla hayata geçirilecek Talha Bayrakçı Lise Medeniyet Akademisi, aslında bir bina değil; bir bakış açısıdır.
Gençleri sokaktan alıp, ilimle, sanatla, kültürle buluşturma iddiasıdır.
Yanı başında yükselen FERA ise bu vizyonun tamamlayıcı parçası.
Sadece bir kafe değil; sosyal alan, buluşma noktası, nefes alma durağı… Üstelik hijyenik, ekonomik ve erişilebilir.
Bu iki yatırım yan yana konulduğunda ortaya net bir tablo çıkıyor:
“Konya’da belediyecilik sadece asfalt dökmek değil, hayat inşa etmek anlamına geliyor.”
Ahmet Pekyatırmacı’nın da ifade ettiği gibi, bu tür yatırımların mahalle ölçeğinde karşılığı çok büyük.
Çünkü eğitim yatırımı, bir bölgenin kaderini değiştiren en güçlü hamledir.
Bugün Bosna Hersek Mahallesi’nde atılan temel, yarının doktorlarını, mühendislerini, sanatçılarını yetiştirecek bir zemindir.
Kısa vadede kazanç hesaplayanlar için bu projeler “fedakârlık” gibi görünebilir.
Ama uzun vadede bakıldığında bu bir kayıp değil, en büyük kazançtır.
Çünkü bir şehir, en çok gençlerine yatırım yaptığında büyür.
Konya, tam da bunu yapıyor.
Ve belki de en önemlisi…
Bu şehir, betona değil; geleceğe yatırım yapıyor.



























