Çok defa damdan düştük.
Çok defa girdabın içinde savrulduk.
Ama her seferinde ayağa kalkmasını bildik.
İşte bu yüzden bu hikâye sadece bir ligde kalma hikâyesi değil…
Bu, karakterin, direncin ve inancın hikâyesidir.
Konyaspor, bu sezon belki kimilerinin gözünde “mütevazı bir Anadolu kulübü” olarak anıldı.
Ama sahada gösterdiği duruş, verdiği mücadele ve en önemlisi kimseye boyun eğmeyen karakteri, birçok şampiyonluktan daha kıymetliydi.
Son haftaya kadar gelen zorlu süreçte, kimseye medet ummadan, hesap kitap yapmadan, sahaya çıkıp alın teriyle kazanarak ligde kalmak…
İşte bu, gerçek başarıdır.
Bu takım en son Trabzon karşısında aldığı galibiyet ile “çantada keklik” olmadığını bir kez daha gösterdi.
Çünkü o bir kuş değil…
O bir Anadolu Kartalı.
Sezonun kırılma noktası ise hiç şüphesiz İlhan Palut’un göreve gelişi oldu.
Onunla birlikte toparlanan takım, kısa sürede topladığı puanlarla 40 barajına ulaştı.
Özellikle Trabzon karşısında alınan kritik galibiyet, sadece üç puan değil; kaybolan özgüvenin de geri dönüşüydü.
Bugün camiada konuşulan tek bir cümle var:
“Palut Hoca 5-6 hafta önce gelseydi, bambaşka şeyler konuşuyor olabilirdik.”
Belki doğru…
Ama futbol “keşke”lerle değil, “şimdi ne yapacağız?” sorusuyla ilerler.
Artık bu sezon geride kaldı.
Acısıyla, tatlısıyla…
Dersleriyle birlikte.
Şimdi önümüzde çok daha önemli bir süreç var.
Ömer Atiker ve yönetim kurulu, vakit kaybetmeden İlhan Palut liderliğinde yeni sezonun temellerini atmalı.
Çünkü bu takım doğru planlama ve istikrarla çok daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip.
Bu şehir bunu hak ediyor.Bu taraftar bunu fazlasıyla hak ediyor.
Ve en önemlisi…
Bu arma, her zaman daha iyisini hedeflemeyi hak ediyor.Çünkü biz sadece ligde kalan bir takım değiliz.
Biz, düştüğü yerden kalkmayı bilen bir camiayız.


























