Bir Rüyanın Ardından Başlayan,
ÖMER HALİSDEMİR’e duyulan vefa
Bazı insanlar vardır; yaşarken bir milletin umudu olurlar, şehadetleriyle ise bir milletin vicdanına dönüşürler. Onların adı anıldığında gözler dolar, yürekler titrer, kelimeler kifayetsiz kalır. İşte Ömer Halisdemir de böylesine kutlu bir ismin adıdır. O, yalnızca bir asker değil; imanıyla, cesaretiyle, sadakatiyle ve vatan sevgisiyle tarihe adını altın harflerle yazdırmış bir kahramandır.
15 Temmuz 2016 gecesi bu aziz millet, tarihinin en karanlık gecelerinden birini yaşadı. Ezanları susturmak, bayrağı indirmek, milleti esaret altına almak isteyen hainler; karşılarında imanla yoğrulmuş bir millet buldular. O gece kimi tankların önüne yattı, kimi kurşunlara göğsünü siper etti, kimi de aldığı emri tereddütsüz yerine getirerek tarihin akışını değiştirdi. İşte Ömer Halisdemir, bu milletin kaderini değiştiren o yiğitlerden biriydi.
Aradan çok kısa bir zaman geçmişti ve 15 Temmuzun asil kahramanına olan sevdamız, ziyaretlerimiz bir rüya ile başladı.
15 Temmuz 2016’dan çok kısa bir süre sonra Ömer Halisdemir’i sabaha karşı rüyamda gördüğümde bana diyordu ki “Her yere gidiyorsun ama bir beni ziyarete gelmedin.” Uyanır uyanmaz, üzerimi giyinip, konuma Ömer Halisdemir kabrini yazarak yola düştüm ve sabahın ilk ışıkları ile Kahraman Şehidimizin kabrindeydim. “Geldim, buradayım.” dedim.
Hayatım boyunca unutamayacağım anlardan biriydi bu. O an yalnızca bir kabir ziyareti değildi. O gün, gönlümde başlayan bir vefa yolculuğunun ilk adımıydı.
Biliyoruz ve inanıyoruz ki Şehitler ölmez, onlar diridirler ama biz bilemeyiz. Rabbimizin müjdelediği bu hakikatin huzurunu o kabir başında tüm kalbimle hissettim. Sessizlik içinde yükselen dualar, dalgalanan al bayrak ve tarifsiz bir manevi atmosfer… İnsan bazen konuşamaz; sadece hisseder. Ben de o gün hissettim.
İşte o gün bugün tam 10 senedir her yıl 15 Temmuz yıldönümü öncesinde Ömer Halisdemir Ağabeyimizi ve Ailesini ziyaret etmeyi kendime şiar edindim.
Her yıl aynı heyecan, aynı hüzün, aynı gurur…
Çünkü vefa, sadece hatırlamak değildir. Vefa; unutmamak, unutturmamak ve emanete sahip çıkmaktır.
Beni bilen bilir ki; şehitler benim için çok özeldir, değerlidir, kırmızı çizgimdir. Hele ki tarifi mümkün olmayan o gecenin 15 Temmuz’un aziz kahramanları bizim kendilerine bir vatan borçlu olduğumuz müstesna şahsiyetlerdir.
Bugün üzerinde özgürce yürüdüğümüz bu topraklarda çocuklarımız huzurla oynayabiliyorsa, minarelerden ezanlar yankılanıyorsa, ay yıldızlı bayrağımız göklerde gururla dalgalanıyorsa bunda o gece canını hiçe sayan kahramanların payı vardır.
Ömer Halisdemir, kendisine verilen emri yerine getirirken geri dönmeyi düşünmedi. O, ölümün üzerine yürürken aslında bir milletin geleceğine hayat olacağını biliyordu. Kurşunlar bedenini hedef aldı ama inancını, cesaretini ve adını asla silemedi. Çünkü bazı insanlar toprağa değil, milletin kalbine emanet edilir.
Ben her kabir ziyaretimde sadece bir şehidi ziyaret etmiyorum. Aynı zamanda sadakatin ne olduğunu, teslimiyetin ne demek olduğunu, vatan sevgisinin hangi noktaya ulaşabileceğini yeniden öğreniyorum.
Şehitlerimizin kabirleri bana hep aynı şeyi hatırlatıyor:
Bu vatan kolay kazanılmadı.
Bu bayrak kolay dalgalanmadı.
Bu ezanlar kolay okunmadı.
Ve bu millet kolay teslim olmadı.
Bu sene de hamdolsun nasip oldu Ömer Halisdemir Ağabeyimizi kabri başında ziyaret etmek. Hamdolsun yine nasip oldu koca yürekli babası Hasan Hüseyin Halisdemir Amcamızın duasını almak.
Bir babanın yüreğinde taşıdığı hasreti tarif edecek kelime bulmak mümkün değil. Ama onun metaneti, vakarı ve teslimiyeti her defasında bana büyük bir ders veriyor. Evladını vatana kurban vermiş bir babanın duasını almak, benim için dünyadaki en büyük manevi zenginliklerden biridir.
Kabri başında edilen dualar, okunan Yasin-i Şerifler, sessizce dökülen gözyaşları… Bunların her biri aslında millet olarak verdiğimiz sözün ifadesidir:
“Sizi unutmayacağız.”
Çünkü şehitler sadece ailelerinin değil, seksen altı milyonun evladıdır.
Bugün üzerinden tam on yıl geçti.
Yıllar geçiyor…
Takvimler değişiyor…
Nesiller büyüyor…
Ama 15 Temmuz gecesi yazılan destan asla eskimiyor.
Çünkü o destan, kanla yazıldı.
Çünkü o destan, imanla mühürlendi.
Çünkü o destan, şehadetle taçlandı.
Bizlere düşen görev ise Onların uğruna can verdiği değerlere sahip çıkmak, birlik ve beraberliğimizi korumak, devletimize ve milletimize sımsıkı sarılmaktır. Asıl vefa budur.
Çocuklarımıza Ömer Halisdemir’i anlatmalıyız.
Gençlerimize 15 Temmuz’u öğretmeliyiz.
Şehitlerimizin hikâyelerini nesilden nesile aktarmalıyız.
Çünkü hafızasını kaybeden milletler, geleceğini de kaybetmeye mahkûmdur.
Ben inanıyorum ki Ömer Halisdemir’in adı, sadece tarih kitaplarında değil; dualarda, gönüllerde ve vicdanlarda yaşamaya devam edecektir.
O, bir gecenin kahramanı değil; bir milletin ebedî gururudur.
15 Temmuzu, Ömer Halisdemir’i, bu vatan için ölüme gülerek, koşarak giden Aziz Şehitlerimizi unutmayalım, unutturmayalım.
Rabbim bütün şehitlerimizden ebeden dâimen razı olsun. Ruhları şad, makamları âli, mekânları Firdevs-i Âlâ olsun.
Allah bu aziz millete bir daha 15 Temmuzlar yaşatmasın.
Âmin.





























