Prof. Dr. Ahmet Çaycı’nın düzenlediği programa konuşmacı olarak Prof. Dr. Haşim Karpuz, Prof. Dr. Ali Osman Öztürk ve Kemal Odabaşı katılarak, Konya’nın önemli hafızalarından biri olan merhum araştırmacı-yazar A. Sefa Odabaşı’nın hayatını ve şehre hizmetlerini paylaştılar.Konya Kültürünün "Çelebi" İsmi: Sefa OdabaşıTYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, Sefa Odabaşı’nın nezaketi ve şahsiyetine vurgu yaparak, onun şehre olan hizmetlerini şu sözlerle anlattı:
"Sefa Odabaşı ağabey tam bir Konya beyefendisiydi, bir çelebiydi. Hayatımda tanıdığım ender sakin ve beyefendi insanlardan biriydi; kızması bile son derece sakinceydi. Kızdığı birkaç anı hatırlıyorum, bunlar da hep Konya kültürü ya da folkloruyla ilgili yanlış bir bilgilendirme yapıldığında olurdu. 'Bilmiyorlar, keşke bilene sorsalar' derdi. Hazırladığımız 'Fotoğraflarla Geçmişte Konya' albümü, 90’lı yıllarda Türkiye’de çok ses getiren ve ödül alan bir eser oldu. Biz bu albümdeki fotoğrafların büyük çoğunluğunun 'fotoğraf altı okumalarını' Sefa Ağabey'e yaptırdık. Konya halkiyatına ve harsiyatına ciddi manada hakim olduğu için resim altlarının doğru okunmasında bizlere çok büyük faydası oldu. Sefa Ağabey'in bir hususiyeti de şuydu; kim Konya ile ilgili bir belge veya bilgi isterse ve onda mevcutsa, hemen onu kendisi ulaştırır, 'Ben sana getireyim' derdi. Konya’nın hak ettiği yerde durmadığını düşünür ve şehrin her yönüyle tanıtılması için adeta çırpınırdı. Bizler de onunla beraber yol yürümekten her zaman mutluluk duyduk."Musalla Mezarlığı'nda Vefa ZiyaretiProgram öncesinde gerçekleştirilen anlamlı ziyarete de değinen Köseoğlu, vefat yıl dönümünde Odabaşı’nı mezarı başında andıklarını belirtti:
"Vefatının seneidevriyesi olması hasebiyle 22 Nisan'da Musalla Mezarlığı'ndaki kabrini ziyaret ettik. Ailesiyle ve birkaç dostumuzla birlikte başında aşr-ı şerif okuyup dualar ettik. Sefa Ağabey'i mezarı başında yâd ederek bu anma programına başladık. 22 yıl önce düzenlenen ilk anma programının düzenleyicisi olan Haşim Karpuz hocamızın bugün burada konuşmacı olması da vefanın en güzel örneğidir."Konya'nın Kültür Türbedarı: A. Sefa OdabaşıKemal Odabaşı, babası merhum A. Sefa Odabaşı’nın Konya kültür hayatındaki müstesna yerini ve kendisine yakıştırılan anlamlı sıfatları şu sözlerle anlattı:
"Sözlerime başlarken rahmetli Seyit Küçükbezirci ağabeyin babam için çok kullandığı bir cümleyi hatırlatmak isterim; kendisi babam için 'Konya’mızın kültür türbedarı' derdi. Gerçekten de Mevlana Caddesi’ndeki o küçücük dükkanında haftanın her günü Selçuk Üniversitesi’nden hocalarımız, gazeteciler, belediye başkanları, öğrenciler, ilim ve kültür insanları babamı ziyarete gelir; Konya ile ilgili bilgi ve belge alışverişinde bulunurlardı. O günler hakikaten çok güzeldi. Babam aynı zamanda canlı bir bilgi ve belge kaynağıydı; üniversite öğrencilerinin bitirme tezlerinde ve seminerlerinde babamın kütüphanesinden sıkça faydalanılırdı."Bir Kültür Tarihçisi Olarak Sefa OdabaşıProf. Dr. Haşim Karpuz, Sefa Odabaşı’nın sadece yerel bir tarihçi değil, aynı zamanda şehri tüm dokusuyla tanıyan bir kültür tarihçisi olduğunu vurguladı:"Sefa Bey, yerel bir tarihçi olduğu kadar gerçek bir kültür tarihçisidir. Bu birikimi Konya’nın surları arasında, sokaklarında, çarşı ve pazarında yaşayarak kazanmıştı; şehri insanıyla birlikte en iyi tanıyan isimlerden biriydi. Konya çarşısında iki önemli mekanı vardı: Naci Fikret Sokak’taki halıcı dükkanı ile Emek İşhanı'ndaki meşhur arşivi ve kütüphanesi. Her sabah dükkanına gelir, 'koltuk altı arşivi' dediği köşesine geçer; gazete, dergi ve kitaplarını inceleyerek güne başlardı."
Eskicilerden Toplanan Bir Şehir HafızasıOdabaşı’nın devasa arşivini oluşturma sürecine ve titiz çalışma disiplinine değinen Karpuz, bir hatırasını şu sözlerle paylaştı:"Sefa Bey arşivini eskicilerden, kitap toplayıcılarından ve hatta hurdacılardan topladığı kıymetli parçalarla ilmek ilmek oluşturmuştu. Bir Temmuz günü dükkanında otururken Suat Abanazır’ın ona verdiği albümlerden, akşam katıldığı televizyon programlarından ve üniversiteye kazandırılan eski fotoğraflardan bahsetmiştik. O gün kütüphanesini ve arşivini nasıl kurduğunu uzun uzun anlatmıştı. Kendisi, kentin kaybolmaya yüz tutmuş fiziksel yapısına ve yakın tarihine dair muazzam bir bilgi kaynağıydı."Makalelerden Kitaplara Uzanan YolculukSefa Odabaşı’nın yazın hayatına atılma sürecini ve bu süreçteki dost desteğini anlatan Prof. Dr. Haşim Karpuz, şunları kaydetti:"Sefa Bey başlangıçta Konya gazetelerinde küçük makaleler yazıyordu. Şehrin önemli hafızaları olan Mehmet Ali Apalı, Şahabettin Uzluk ve Yılmaz Önge’nin vefatları üzerine, Sefa Bey’in Konya’nın fiziki yapısı ve yakın tarihiyle ilgili birikiminin mutlaka kitaplaşması gerektiğini düşündüm. Bu fikrimi ona açtığımda Seyit Küçükbezirci, Orhan Arda ve Yalçın Dikilitaş gibi dostları da ona büyük cesaret verdiler. Yedi İklim dergisindeki röportajıyla birlikte İstanbul basınında da tanınmaya başladı. Ardından birlikte 'Fotoğraflarla Konya' ve 'Alaaddin Camii' gibi konularda ortak yazılar yazdık. Bu süreç ona büyük bir özgüven getirdi ve sonrasında tek başına kıymetli eserler üretmeye devam etti."
Konya Türkülerine Can Veren MesaiProf. Dr. Ali Osman Öztürk, Sefa Odabaşı ile yürüttükleri "Dünden Bugüne Konya Türküleri" kitabının hazırlık sürecini ve Odabaşı’nın kültürel hassasiyetlerini şu sözlerle anlattı:
"Sefa Bey'in değişik dergi ve gazetelerde yayımlanan türkü derlemelerini, onunla birlikte 'Dünden Bugüne Konya Türküleri' isimli bir esere dönüştürdük. Bu çalışma sırasında onun en önemli özelliklerinden birine tanık oldum: Bilmediği bir konu varsa kesinlikle sorardı. Özellikle 'Konya otantiği' kavramı üzerinde büyük bir titizlikle dururdu. Ona göre Konya halk müziği, varyantlarıyla birlikte bir bütündü. Bu titiz çalışmanın sonucunda ortaya çıkan eser, Konya’nın ses hafızası için çok kıymetli bir kaynak oldu."Konya İmajının Mimarı ve Şehrin "Hezârfen"iSefa Odabaşı’nın vefatından kısa süre önce tamamladığı "Konya İmajı" kitabının önemine değinen Prof. Dr. Öztürk, Odabaşı’nın şehre bakışındaki derinliği şu ifadelerle özetledi:
"Sefa Bey'i sadece bir araştırmacı değil, bir imaj mimarı olarak görmeliyiz. Onun bıraktığı 'Konya İmajı' eseri sıradan bir tarih kitabı değildir; bir kentin kendi iç dünyasıyla, dışarıdan ona bakış arasındaki uçurumu gösterme çabasıdır. O, Konya’yı tüm insani renkleriyle, tüm çelişkileriyle seven bir 'Hezârfen'di. Şehri sadece müttekileriyle değil; demkeşleri, hovardaları, eski sinemaları ve seyyar satıcılarıyla bir bütün olarak anlattı. Konya’ya gitmeden, tozunu yutmadan şehri sığ kategorilere hapseden bakış açısına, derinlikli bir insan panoramasıyla cevap verdi. O, Konya’yı dünyaya sunarken poz vermedi; şehrin en mahrem, en insani hallerini belgelerle ortaya koydu."Programın sonunda merhum A. Sefa Odabaşı’nın gelini Hâle Odabaşı , Ali Işık, eski milletvekili Mustafa Kabakcı, Prof Dr. Nuri Şimşekler Prof. Dr. Nilgün Çelebi ve Prof.Dr. Ahmet Çaycı söz alarak kısaca hatıralarını anlattılar. Günün anısına konuşmacılara TYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, önceki dönem Konya milletvekili Mustafa Kabakcı ve Prof. Dr. Ahmet Çaycı ve eski baro başkanı Hasip Şenalp tarafından Katılım Beratı takdim edildi. Etkinlik, katılımcıların bir araya gelerek çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
"Sefa Odabaşı ağabey tam bir Konya beyefendisiydi, bir çelebiydi. Hayatımda tanıdığım ender sakin ve beyefendi insanlardan biriydi; kızması bile son derece sakinceydi. Kızdığı birkaç anı hatırlıyorum, bunlar da hep Konya kültürü ya da folkloruyla ilgili yanlış bir bilgilendirme yapıldığında olurdu. 'Bilmiyorlar, keşke bilene sorsalar' derdi. Hazırladığımız 'Fotoğraflarla Geçmişte Konya' albümü, 90’lı yıllarda Türkiye’de çok ses getiren ve ödül alan bir eser oldu. Biz bu albümdeki fotoğrafların büyük çoğunluğunun 'fotoğraf altı okumalarını' Sefa Ağabey'e yaptırdık. Konya halkiyatına ve harsiyatına ciddi manada hakim olduğu için resim altlarının doğru okunmasında bizlere çok büyük faydası oldu. Sefa Ağabey'in bir hususiyeti de şuydu; kim Konya ile ilgili bir belge veya bilgi isterse ve onda mevcutsa, hemen onu kendisi ulaştırır, 'Ben sana getireyim' derdi. Konya’nın hak ettiği yerde durmadığını düşünür ve şehrin her yönüyle tanıtılması için adeta çırpınırdı. Bizler de onunla beraber yol yürümekten her zaman mutluluk duyduk."Musalla Mezarlığı'nda Vefa ZiyaretiProgram öncesinde gerçekleştirilen anlamlı ziyarete de değinen Köseoğlu, vefat yıl dönümünde Odabaşı’nı mezarı başında andıklarını belirtti:
"Vefatının seneidevriyesi olması hasebiyle 22 Nisan'da Musalla Mezarlığı'ndaki kabrini ziyaret ettik. Ailesiyle ve birkaç dostumuzla birlikte başında aşr-ı şerif okuyup dualar ettik. Sefa Ağabey'i mezarı başında yâd ederek bu anma programına başladık. 22 yıl önce düzenlenen ilk anma programının düzenleyicisi olan Haşim Karpuz hocamızın bugün burada konuşmacı olması da vefanın en güzel örneğidir."Konya'nın Kültür Türbedarı: A. Sefa OdabaşıKemal Odabaşı, babası merhum A. Sefa Odabaşı’nın Konya kültür hayatındaki müstesna yerini ve kendisine yakıştırılan anlamlı sıfatları şu sözlerle anlattı:
"Sözlerime başlarken rahmetli Seyit Küçükbezirci ağabeyin babam için çok kullandığı bir cümleyi hatırlatmak isterim; kendisi babam için 'Konya’mızın kültür türbedarı' derdi. Gerçekten de Mevlana Caddesi’ndeki o küçücük dükkanında haftanın her günü Selçuk Üniversitesi’nden hocalarımız, gazeteciler, belediye başkanları, öğrenciler, ilim ve kültür insanları babamı ziyarete gelir; Konya ile ilgili bilgi ve belge alışverişinde bulunurlardı. O günler hakikaten çok güzeldi. Babam aynı zamanda canlı bir bilgi ve belge kaynağıydı; üniversite öğrencilerinin bitirme tezlerinde ve seminerlerinde babamın kütüphanesinden sıkça faydalanılırdı."Bir Kültür Tarihçisi Olarak Sefa OdabaşıProf. Dr. Haşim Karpuz, Sefa Odabaşı’nın sadece yerel bir tarihçi değil, aynı zamanda şehri tüm dokusuyla tanıyan bir kültür tarihçisi olduğunu vurguladı:"Sefa Bey, yerel bir tarihçi olduğu kadar gerçek bir kültür tarihçisidir. Bu birikimi Konya’nın surları arasında, sokaklarında, çarşı ve pazarında yaşayarak kazanmıştı; şehri insanıyla birlikte en iyi tanıyan isimlerden biriydi. Konya çarşısında iki önemli mekanı vardı: Naci Fikret Sokak’taki halıcı dükkanı ile Emek İşhanı'ndaki meşhur arşivi ve kütüphanesi. Her sabah dükkanına gelir, 'koltuk altı arşivi' dediği köşesine geçer; gazete, dergi ve kitaplarını inceleyerek güne başlardı."
Eskicilerden Toplanan Bir Şehir HafızasıOdabaşı’nın devasa arşivini oluşturma sürecine ve titiz çalışma disiplinine değinen Karpuz, bir hatırasını şu sözlerle paylaştı:"Sefa Bey arşivini eskicilerden, kitap toplayıcılarından ve hatta hurdacılardan topladığı kıymetli parçalarla ilmek ilmek oluşturmuştu. Bir Temmuz günü dükkanında otururken Suat Abanazır’ın ona verdiği albümlerden, akşam katıldığı televizyon programlarından ve üniversiteye kazandırılan eski fotoğraflardan bahsetmiştik. O gün kütüphanesini ve arşivini nasıl kurduğunu uzun uzun anlatmıştı. Kendisi, kentin kaybolmaya yüz tutmuş fiziksel yapısına ve yakın tarihine dair muazzam bir bilgi kaynağıydı."Makalelerden Kitaplara Uzanan YolculukSefa Odabaşı’nın yazın hayatına atılma sürecini ve bu süreçteki dost desteğini anlatan Prof. Dr. Haşim Karpuz, şunları kaydetti:"Sefa Bey başlangıçta Konya gazetelerinde küçük makaleler yazıyordu. Şehrin önemli hafızaları olan Mehmet Ali Apalı, Şahabettin Uzluk ve Yılmaz Önge’nin vefatları üzerine, Sefa Bey’in Konya’nın fiziki yapısı ve yakın tarihiyle ilgili birikiminin mutlaka kitaplaşması gerektiğini düşündüm. Bu fikrimi ona açtığımda Seyit Küçükbezirci, Orhan Arda ve Yalçın Dikilitaş gibi dostları da ona büyük cesaret verdiler. Yedi İklim dergisindeki röportajıyla birlikte İstanbul basınında da tanınmaya başladı. Ardından birlikte 'Fotoğraflarla Konya' ve 'Alaaddin Camii' gibi konularda ortak yazılar yazdık. Bu süreç ona büyük bir özgüven getirdi ve sonrasında tek başına kıymetli eserler üretmeye devam etti."
Konya Türkülerine Can Veren MesaiProf. Dr. Ali Osman Öztürk, Sefa Odabaşı ile yürüttükleri "Dünden Bugüne Konya Türküleri" kitabının hazırlık sürecini ve Odabaşı’nın kültürel hassasiyetlerini şu sözlerle anlattı:"Sefa Bey'in değişik dergi ve gazetelerde yayımlanan türkü derlemelerini, onunla birlikte 'Dünden Bugüne Konya Türküleri' isimli bir esere dönüştürdük. Bu çalışma sırasında onun en önemli özelliklerinden birine tanık oldum: Bilmediği bir konu varsa kesinlikle sorardı. Özellikle 'Konya otantiği' kavramı üzerinde büyük bir titizlikle dururdu. Ona göre Konya halk müziği, varyantlarıyla birlikte bir bütündü. Bu titiz çalışmanın sonucunda ortaya çıkan eser, Konya’nın ses hafızası için çok kıymetli bir kaynak oldu."Konya İmajının Mimarı ve Şehrin "Hezârfen"iSefa Odabaşı’nın vefatından kısa süre önce tamamladığı "Konya İmajı" kitabının önemine değinen Prof. Dr. Öztürk, Odabaşı’nın şehre bakışındaki derinliği şu ifadelerle özetledi:
"Sefa Bey'i sadece bir araştırmacı değil, bir imaj mimarı olarak görmeliyiz. Onun bıraktığı 'Konya İmajı' eseri sıradan bir tarih kitabı değildir; bir kentin kendi iç dünyasıyla, dışarıdan ona bakış arasındaki uçurumu gösterme çabasıdır. O, Konya’yı tüm insani renkleriyle, tüm çelişkileriyle seven bir 'Hezârfen'di. Şehri sadece müttekileriyle değil; demkeşleri, hovardaları, eski sinemaları ve seyyar satıcılarıyla bir bütün olarak anlattı. Konya’ya gitmeden, tozunu yutmadan şehri sığ kategorilere hapseden bakış açısına, derinlikli bir insan panoramasıyla cevap verdi. O, Konya’yı dünyaya sunarken poz vermedi; şehrin en mahrem, en insani hallerini belgelerle ortaya koydu."Programın sonunda merhum A. Sefa Odabaşı’nın gelini Hâle Odabaşı , Ali Işık, eski milletvekili Mustafa Kabakcı, Prof Dr. Nuri Şimşekler Prof. Dr. Nilgün Çelebi ve Prof.Dr. Ahmet Çaycı söz alarak kısaca hatıralarını anlattılar. Günün anısına konuşmacılara TYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, önceki dönem Konya milletvekili Mustafa Kabakcı ve Prof. Dr. Ahmet Çaycı ve eski baro başkanı Hasip Şenalp tarafından Katılım Beratı takdim edildi. Etkinlik, katılımcıların bir araya gelerek çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi.





























