Orta Doğu’da suların durulmadığı bir dönemde, İran askeri hiyerarşisinin en tepesindeki isimlerden biriyle ilgili sarsıcı haberler dünya gündemine bomba gibi düştü. Abd ve İsrail’in ortak operasyonunda hedef alındığı belirtilen İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi’nin akıbeti, bölgedeki dengeleri kökten değiştirebilecek bir gelişme olarak takip ediliyor.
Abdurrahim Musevi öldü mü?
İran devlet medyası ve uluslararası haber ajanslarının geçtiği son dakika bilgilerine göre; Abdurrahim Musevi, Abd ve İsrail tarafından düzenlenen ortak hava saldırısında hayatını kaybetti. İran basını, Musevi’nin saldırı sonucunda yaşamını yitirdiğini resmen duyururken, bu kayıp ülkede büyük bir yas ve öfke dalgasına neden oldu.
Abdurrahim Musevi kimdir? Kariyeri ve yükselişi
Seyyid Abdurrahim Musevi, 1959 yılında İran’ın Kum şehrinde dünyaya geldi. İran İslam Cumhuriyeti Ordusu’na 1979 yılında katılan Musevi, kariyeri boyunca şu önemli aşamalardan geçti:
İran-Irak Savaşı: Topçu birliklerinde 96 ay boyunca cephede görev aldı ve gazi unvanı kazandı.
Komuta Kademesi: 2017-2025 yılları arasında İran Ordusu Genel Komutanı olarak görev yaptı ve bu süreçte Tümgeneral rütbesine terfi etti.
Genelkurmay Başkanlığı: 23 Haziran 2025’te, bir önceki başkan Muhammed Bakıri’nin öldürülmesinin ardından Genelkurmay Başkanı olarak atandı. Musevi, düzenli ordu kökenli olup bu göreve getirilen ilk komutan olarak tarihe geçmişti.
Sert açıklamaları ve uluslararası yaptırımlar
İsrail’e yönelik tavizsiz ve sert söylemleriyle tanınan Musevi, uluslararası arenada da dikkat çeken bir isimdi. Abd Hazine Bakanlığı (OFAC), Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve Avustralya, insan hakları ihlalleri gerekçesiyle Musevi’yi yaptırım listesine almıştı. Öte yandan, 2024 yılında ülkenin savunma gücüne katkılarından dolayı Dini Lider Ali Hamaney tarafından "Fetih Nişanı" ile ödüllendirilmişti.
İran ordusunda kritik kırılma noktası
66 yaşında hayatını kaybettiği belirtilen Musevi’nin ölümü, İran ordusu için telafisi zor bir kayıp ve stratejik bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Bölgedeki karşılıklı saldırıların gölgesinde gelen bu haber, Tahran yönetiminin askeri komuta merkezinde yeni ve radikal bir yapılanmaya gitmesine neden olabilir.





























