Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, ataklar halinde seyredebilen astım hastalığında belirtilerin zaman zaman tamamen de kaybolabileceğini ancak altta yatan inflamasyon devam ettiği için uygun tedavi verilmediğinde atak risklerinin sürmeye devam edebileceğini belirtti. Bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan maddelere karşı aşırı yanıt vermesi durumu olan alerjide ise, polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri ve küf mantarları en sık karşılaşılan alerjenler olarak öne çıkıyor. Burun ve alt solunum yolları bir bütün olarak çalıştığı için günümüzde "tek hava yolu, tek hastalık" yaklaşımının benimsendiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, sürekli burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı gibi alerjik rinit belirtileri olan kişilerde astım gelişme riskinin daha yüksek olabileceğini belirtti.
Astım ve alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık önemli bir rol oynuyor ancak çevresel faktörler de hastalığın ortaya çıkışında belirleyici oluyor. Özellikle hava kirliliği, sigara dumanı, kapalı ortamlarda uzun süre kalma, ev içi alerjen maruziyeti ve solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı tetikleyebileceğini belirten Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Çocukluk çağında sigara dumanına maruz kalmak ilerleyen yaşlarda astım gelişme riskini artırmaktadır. Ayrıca obezite, stres ve mesleki maruziyetler de bazı bireylerde astım belirtilerini kötüleştirebilir. Tetikleyicilerin tanınması ve mümkün olduğunca azaltılması hastalık kontrolünde önemli bir basamaktır" ifadelerini kullandı.Astım ve alerjik hastalıkların doğru yönetilmesinin bireyin yaşam kalitesini belirgin şekilde artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Ancak belirtilerin hafife alınması, düzensiz ilaç kullanımı ve kontrol muayenelerinin aksatılması hastalığın kötüleşmesine neden olabilir. Sık tekrarlayan öksürük, gece uykudan uyandıran nefes darlığı, egzersizle gelişen hışıltı ya da günlük yaşamı etkileyen alerjik şikayetler varlığında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Erken tanı ve uygun tedavi ile astım hastalarının büyük çoğunluğu aktif, üretken ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmektedir'' diye konuştu.
Astım ve alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık önemli bir rol oynuyor ancak çevresel faktörler de hastalığın ortaya çıkışında belirleyici oluyor. Özellikle hava kirliliği, sigara dumanı, kapalı ortamlarda uzun süre kalma, ev içi alerjen maruziyeti ve solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı tetikleyebileceğini belirten Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Çocukluk çağında sigara dumanına maruz kalmak ilerleyen yaşlarda astım gelişme riskini artırmaktadır. Ayrıca obezite, stres ve mesleki maruziyetler de bazı bireylerde astım belirtilerini kötüleştirebilir. Tetikleyicilerin tanınması ve mümkün olduğunca azaltılması hastalık kontrolünde önemli bir basamaktır" ifadelerini kullandı.Astım ve alerjik hastalıkların doğru yönetilmesinin bireyin yaşam kalitesini belirgin şekilde artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Ancak belirtilerin hafife alınması, düzensiz ilaç kullanımı ve kontrol muayenelerinin aksatılması hastalığın kötüleşmesine neden olabilir. Sık tekrarlayan öksürük, gece uykudan uyandıran nefes darlığı, egzersizle gelişen hışıltı ya da günlük yaşamı etkileyen alerjik şikayetler varlığında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Erken tanı ve uygun tedavi ile astım hastalarının büyük çoğunluğu aktif, üretken ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmektedir'' diye konuştu.
































