Suç duyurusunda bulunuyorum!...
YADİGAR GÜNEŞ

YADİGAR GÜNEŞ

Suç duyurusunda bulunuyorum!...

17 Eylül 2019 - 16:09 - Güncelleme: 18 Eylül 2019 - 01:40
Reklam

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’a açık mektubumdur…

Suç duyurusunda bulunuyorum.

Sayın Altun’a daha sonra resmi yollarla elbette şikayetimi yapacağım. Ama kendimi bir süredir basın sektöründe yaşanan sahtecilerin gerçek yüzünü de yazmak zorunda hissediyorum.

Mesleğimizin onurudur BASIN KARTI.

212 sayılı kanuna göre aktif olarak çalışan, yani fikren işçilik yapan, sahada Basın Meslek İlkelerine uyarak haber ve habercilik yapan gazetecilere verilir bu rengi düne kadar sarı olduğu için SARI BASIN KARTI diye anılan kart.

Başbakanlıktan alınıp doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlanarak adı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olan kurum, bir süre önce kartlarımızı yenileyerek rengini mavi ve pembeyle karışık, çok da beğenmediğimiz bir hale getirdi.

Ama konu, kartın rengi ya da şekli değil.

Basın kartının kimlerin elinde olduğu.

Bir süre önce yenilenen sürekli basın kartımı almak üzere gittiğim Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya İl Müdürlüğü’nde kart sahiplerinin olduğu listeyi gördüğümde hayretler içinde kaldım.

Gazete patronlarıyla aynı soyadını taşıyan ama adını ilk kez duyduğum kişiler, yine adını hiç bilmediğim isimler basın kartı, hatta bazıları sürekli basın kartı sahibi görünüyordu.

Daha önce hiçbir basın toplantısında ya da programda görmediğim bu isimleri kurum görevlisine sorduğumda kendisinin de çoğunu tanımadığına şaşırmadım.

Zira 30 yıla yaklaşan meslek hayatımda ben de bu isimlerden çoğunu tanımıyordum.

Çünkü biliyordum ki, her ne kadar eski adıyla Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon’dan ya da şimdiki Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan basın kartı almak bazı kural ve kaideler nedeniyle zor olsa da patron yakınlarının, gazetelerin diğer birimlerinde çalışanların bu kartları alması çok da zor değildi. Yani patronun bir sözüne bakıyordu.

Gazete patronları evde oturan eşlerini, kızlarını, oğullarını, gelinlerini, hatta bazıları ikinci eşlerini, sevgililerini, dahasını yazmaya elim varmıyor, vs’yi, 212 fikir işçisi kadrosunda gösterip, bir de basın kartı almasına göz yumdu ne yazık ki bugüne kadar.

Çarpıcı bir örnek.

Bir gazeteci arkadaşımız bir iş adamının ağzından anlatıyor;

“Benim ikinci hatuna X gazetenin patronundan sigorta yapmasını istedim. Onlar da aldıkları reklam karşılığında hatunun sigortasını gazetenin kadrosunda gösterdi. Eline şöyle bir de sarı bir kart vermişler, neyse… (adamcağız bu kartın ne olduğunu bilmediği için neyse deyip geçebiliyor, gerçek gazetecinin onurla taşıdığı basın kartına) O kartı Antalya’da gittiğimiz otelde gösterdi, personel önlerini ilikledi, bir saygı, bir ihtimam… Anlatamam. Meğer neymiş sizin bu kart.”

Bir gazetenin ilan karşılığında pazarlıkla bir işadamının metresine verdiği bu kart her ne kadar onları bir otelde onore etse de bu kart bizim öyle kolayca ayaklar altına alınamayacak onurumuz. Öyle herkesin elinde düşmemeli. Bu tarz insanların taşımak haddi olmamalı.

Gazetede çalışan dizgiciye, çaycıya, dağıtımcıya, kırımcıya, matbaacıya başkalarının haberlerinin ya da kurumlardan gelen basın bültenlerinin altına imza atarak, sahtecilikle, hırsızlıkla basın kartı verilmemeli.

Konya’da bu yollarla, yani başkasının haberinin ya da basın bülteninin altına hırsız gibi imzasını atıp, hak etmediği halde basın kartı alan çok sayıda kart sahibi var.

Kendilerini patrona yaptıkları yalakalıkla basın kartı alıp, hasbelkader bir belediye başkanı ile yemek yiyebildiler diye gazeteci zannedenler, evine “haber yapmaya gidiyorum” diyip 3 gün gelmeyenler, bu üç günde x kişisinin özel hayatında en özeline girip gazeteciliğe ve onurumuz diye taşıdığımız basın kartına buradan yol bulanlar var.

Hırsızlıkla, yosmalıkla, patrona yalakalık yapmakla kart alan insanlar yüzünden, basın kartını almayan, meslek yaşı, hırsızlıkla kart sahibi olup bir de bununla övünenlerin yaşından büyük, onlarca duayen gazeteci var.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın, meslek onurumuzu iade etmesi için dizgiciden, çaycıdan, matbaacıdan, kırımcıdan, evinde oturan patron karısından, sevgiliden, metresten bu kartların geri almasını umuyorum.

Belki o zaman basın kartını gerçekten hak edip zorla vermeye çalıştığınız halde bu insanlarla aynı kefeye konmamak için kartı reddedenler, o kartı onurla taşıyacaklardır.

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar