Krizden bizi ancak üretim kurtarır…
YADİGAR GÜNEŞ

YADİGAR GÜNEŞ

Krizden bizi ancak üretim kurtarır…

07 Şubat 2021 - 14:35

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ülkeyi krizlere ve karamsarlığa sürüklememek için ekonomide her zaman olumlu tablo çizer.

Ancak bir de realite var ki; Sayın Cumhurbaşkanı her ne kadar “Ekonomi yükselişte”, “Dünyada yaşanmakta olan genel ekonomik sıkıntılar koronavirüs salgınıyla birlikte daha da ağırlaşırken Türkiye en az kayıpla süreci yönetmeyi başarmıştır”, “Kamuda tasarrufa gideceğiz”, “İhracat rakamları arttı”, “Halkın borçlanarak da olsa belli bir alım gücüne sahip olduğunu biliyoruz”, “İşsizlik azalmaya devam ediyor” dese de sokak bize farklı konuşuyor.

Esnaf pandemi tedbirleri kapsamında dükkanını açamıyor. İşçi işten çıkarıldı, hala işsiz. Emekli ve asgari ücretli umduğu zammı alamadı, geçinemiyor. Halkın alım gücü giderek azalıyor, faturasını ödeyemiyor, borçla geçiniyor. İş için çalınan bütün kapılar kapalı. Sanayici borçlar nedeniyle üretim yapamıyor, üretse de kapılar kapalı ihracat yapamıyor. Ekonomide çarklar dönmüyor. Çiftçi, artan girdi maliyetleri, kredi borçları, hacizler nedeniyle ekim yapmayı düşünmüyor. Marketler ise ellerindeki mala zam üstüne zam yapıyor.

Özcesi; sokağın ekonomisi Erdoğan’ın ekonomisiyle uyuşmuyor.

Bunların hepsi, ayrı birer başlık açılıp ayrı bir yazı konusu olacak kadar büyük ve önemli sorunlar. Ancak bütün bu kesimleri yakından ilgilendiren bir sektör var ki, o bittiği zaman hepimizi derinden sarsacak, dönülmez bir felaket getirecektir.

Tarım…

Tarım sektörü, her geçen gün artan girdi maliyetleri, borçlar, hacizlerle boğuşurken, bir de kuraklık tehdidi ile karşı karşıya.

Türkiye’nin içinde bulunduğu, ancak iktidarın “yok” dediği kriz ortamını, iki yıl önce “Esas kriz 2019’da” başlığıyla, o yılın daha ilk ayında yazmıştım.

Seçim arifesindeki o günlerde de çiftçinin, esnafın, sanayicinin zor durumunu, işten çıkarmalar nedeniyle artan işsizliği, alım gücünün düştüğünü, ülkenin sosyoekonomik olarak büyük bir girdaba girdiğini dile getirmiştim.

O günden beri ülkenin ekonomik gündeminde pandemi dışında değişen ya da gelişen bir şey olmadı. Aksine siyasetten kurtulamayıp üretime ve desteklemeye geçemediğimiz için, bir de üstüne pandemi eklenince tablodaki vahamet daha da arttı.

2019’da borcu boyunu aşan çiftçi, geçen süreçte bu borcu ödeyemediği gibi, tarlası ve traktörü haczedildiği, tohumu bile almakta zorlanacağı için bugün tarlasını ekemeyecek duruma geldi.

Aradan geçen 2 yılda diğer sektör çalışanları gibi o günden daha kötü durumda olan çiftçinin feryadını Konya’daki ziraat odası başkanlarının geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısından da duyduk.

Bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının çaresizliği içinde kıvranan çiftçi önümüzdeki bir kaç ay içinde yeterli yağış yağmaması halinde tarımsal kuraklık olasılığı nedeniyle de kara kara düşünüyor.

Bütün bu olumsuzlukların sonucunda ise gıda krizi kapımızı zorluyor.

Öyleyse sadece üretim boyutuyla çiftçiyi ve üreticiyi değil, kuraklık ve gıda boyutuyla hepimizi ilgilendiren bu konuda ne yapılabilir?

Yine çiftçilerin taleplerini sıralayalım.

Çiftçi, geçmiş yıllardan gelen ve 2020 yılında finans sıkıntıları ile daha da artan banka ve Tarım Kredi borçlarına kapsamlı bir yapılandırma istiyor.

Yeraltı ve yerüstü sularının azalması ile suya fazla ihtiyaç duyulan ürünleri ekmeyi düşünmeyen çiftçiler, kuraklığın had safhada yaşandığı bu dönemde suya ayrı bir başlık açılarak, su ile ilgili yatırımlara öncelik verilmesini bekliyor.

Desteklerde uygulanan stopaj kesintisinin kaldırılmasını, enflasyon üzerinde artan girdi maliyetlerindeki keyfi artışların önüne geçilmesini, 2020 yılında bir kere verilen yem desteğinin sürekli hale getirilmesini, et ve süt üretiminin sürdürülebilir olabilmesi için süt/yem paritesinin 1,50 oranında kalmasını, çiftçiyi afetlere karşı sigortalayan TARSİM primlerinin tabana yayılarak uygun hale getirilmesini istiyor.

Evet, çiftçinin sesi duyulmalı ve artık bir an önce üretim desteklenmeli. Aksi takdirde geliri azalan ya da işsizlik nedeniyle sıfıra inen, üzerine bir de borçlanan vatandaş para bulsa da gıda bulamayacak.

Bu milleti ayakta tutacak gücün üretim, dahası tarımsal üretim olduğunu, ulu önder Atatürk’ün “Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima yenildi” sözleri bize ne güzel özetliyor.

Öyleyse çiftçiyi sorun sarmalında yok etmek yerine desteklemek için neden gerekli adımları atmıyoruz?

Artık bırakınız siyasi muhaliflerinizle polemiği. Bu ülkenin halkı işsiz, bu ülkenin halkı geçinemiyor, bu ülkenin halkı aç, bu ülkenin halkı kuraklığın getireceği gıda krizi ile karşı karşıya…

Madem güçlü bir devletiz; o halde bunun gereğini yapın ve fakir fukarayı, işsizi, güçsüzü, emekliyi, çitçiyi, refaha eriştirecek üretim odaklı projeleri hayata geçirin ve üretimi destekleyin.

Krizden kurtulmanın yolunu “Acı reçete”ler yerine üretime odaklanarak bulacağız. Bizi kurtaracak tek şey; ÜRETİM…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar