Kaldığımız yerden, yeniden…
YADİGAR GÜNEŞ

YADİGAR GÜNEŞ

Kaldığımız yerden, yeniden…

17 Nisan 2018 - 00:04 - Güncelleme: 24 Şubat 2021 - 12:42

Kanımıza, iliğimize, kemiğimize işlemiş meslek. 
Yapamadık… Olmadı… 
Evin sıcaklığı, huzuru…
Rahatlığı battı…
Kadınların ayda bir toplandıkları altın günlerinin, pasta börek tariflerinin, gelin, kaynana, görümce muhabbetlerinin içine sığamadım.
Televizyonlardaki kadın programlarından, tekrar tekrar çıkan dizilerden, komşularla kahve muhabbetlerinden, kamelya ve havuz başı sohbetlerinden bir şey anlamadım, keyif alamadım. 
Anladığım işe dönmeliydim. 27 yıl emek verdikten sonra özlediğim o yoğun tempo, koşuşturma, aktif yaşam içinde olmalıydım. 
Çeyrek asrı aşan mesleki hayatımın sonundaki 1 yıllık ev hayatı bana kafese kapatılmışım gibi gelmişti.
İşte tam da bu yüzden…
Kaldığımız yerden, yeniden merhaba…
Evet, çok istiyordum sevdiğim mesleği tekrar yapmayı. Ama koşullar öylesine değişmiş, öylesine yozlaşmıştı ki, içimden bir gazeteye adım atıp da “Hadi bismillah” demek gelmiyordu.
Arada bir dost ziyaretleri oluyordu sadece. İşte bu dost ziyaretlerinden birini umreye giden Milliyet Gazetesi Konya Temsilcisi Kemal Soylu ağabeyimize “hayırlı olsun” diyebilmek için yapmıştım. Mesleğe dönüşümün başlangıcı da burada başlıyor.
Kemal ağabey, “Evde ne oturuyorsun?”, “Gazetecinin emeklisi mi olurmuş?”, “Gel şuraya otur. Sen evde yapamazsın” dedi. Haklıydı. Yapamıyordum.
Böylece kaldığımız yerden, yeniden başladık.
Konya Olay Gazetesi’nin yazı işleri kadrosuna zevkle katıldım. İlave olarak Star Gazetesi’nin temsilciliğini de gururla yürüteceğim. 
Bana bu imkanı sunan Konya’nın duayen, kalemini eğip bükmeden, dürüstçe kullanan, habercilikteki cesaretiyle - ne yazık ki sadece- gençlere örnek olan Kemal Soylu ağabeyime teşekkür ediyorum.
İLK BASIN TOPLANTISI, İLK HAYAL KIRIKLIĞI
Göreve başlar başlamaz haberciliğimizi sahada icra etmeye başladık. Yeni haber kaynaklarıyla tanışıp, daha önceden dostluk kurduğumuz eski haber kaynaklarımızı tekrar ziyaret ettik. Ve haberciliğin rutinlerinden olan basın toplantılarına katıldık. 
Kamuda, basın müdürlüklerinde çalışmam nedeniyle 8 yıllık aktif gazetecilik hayatıma verdiğim bu aradan sonra ilk büyük basın toplantısına Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek’ün daveti üzerine icabet ettik. 
Başkan Akyürek’in büyük toplantıları için sıkça kullandığı otelin en büyük salonlarından birine, 14 yıllık hizmet ve yatırımlarını dinlemek üzere gittik. 
Salon hınca hınç dolu. Az sayıda milletvekili, il başkanı, ilçe belediye başkanları, partililer, kadın kollarının çoluk çocuk katıldığı üyeleri, gençlik kolları, belediye meclis üyeleri, Büyükşehir Belediyesi’nin daire başkanları, müdürleri, esnaf odalarının temsilcileri, muhtarlar odası başkanı, vs. vs…
Neredeyse bütün Konya oradaydı.
Bu hengamede basına ayrılan yeri aradık. 
Öyle bir yer yoktu. Kalabalıkta göremedik.
Arka tarafın basına ayrıldığını söylediler. Geçip sahneye en yakın olan yere oturmaya çalıştık. Önümüzü kapatan kameralardan sahnedeki sunumu kafamızı bir sağa bir sola çevirerek izlemeye çalıştık.
Bu arada duyduğum iki cümle inceden üzdü, yaraladı. “Basın önde ne yapacak, arkaya otursun. Fotoğraflarını çekmek için gelip gelip gitsinler” 
Evet, son dönemde medyanın geldiği nokta için söylenenleri yaşayarak görmüştüm. Basının değeri gerçekten kalmamıştı. Bu iki cümle de bunun en güzel kanıtıydı. Nasılsa her istediğini yazdırdığın ya da engellediğin basını öne oturtup işini kolay yapmasını sağlamaya da gerek yoktu. Çünkü değeri yoktu.
Yasama, yürütme ve yargıdan sonra 4. kuvvet olan basının nasıl da bu duruma  düştüğünü acı bir şekilde görmek ziyadesiyle üzdü. 
Bu üzüntümü daha sonra paylaştığım Büyükşehir Belediyesi Basın Halkla İlişkiler Müdürü Cemil Anıl Doğan’ın, “muhabirler için arka tarafta haberlerini bilgisayardan yazabilecekleri rahat bir çalışma alanı oluşturduklarını, büyükler içinse ön taraftan yer ayırdıklarını” söylediği cümleler de üzüntümü hafifletmeye yetmedi.
Gördüm ki, kamudaki çalışma hayatımı da sayarsam ara verdiğim 8 yılda basında çok şey değişmiş. Dengeler şaşmış. Gazetecilik, habercilik bitmiş. Muhabirler şehrin yatırımcı bir kurumunun 14 yılını değerlendireceği toplantıyı takip etmek yerine halı saha maçına gitmeyi tercih etmiş. Gelenler, Büyükşehir’den haber gelecek rahatlığıyla not almaktan imtina etmiş.
Dilerim bu atalet bir an önce kalkar üzerimizden. Dilerim gazeteler, kapanmak üzere oldukları bu noktaya neden geldiklerini, benim dışarıdan gördüğüm gözle görüp silkinip kendilerine gelirler. 
Aksi taktirde söylendiği gibi 5-10 seneye de kalmaz, birkaç yıl içinde gazete diye bir şey kalmaz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar