Anılar aslında geleceğimizdi..
TAHİR SAKMAN

TAHİR SAKMAN

Anılar aslında geleceğimizdi..

21 Ağustos 2021 - 12:17


Anılar, anılar, anılar; anılara gömülüp yitip gitmek mi yoksa anılara sırt verip geleceğe yürümek mi?

Geçtiğimiz pazartesi günü uzun bir aradan sonra abim Vedat Sakman Konya’ya geldi. 18 Ağustos Çarşamba günü Konya Ramada Hotel Chya’da sahne almadan önce geçmişe bir yolculuk yaptık…

Ortak anılarımızın olduğu mahallelerde dolaştık. Velespitle gezdiğimiz yollar, Larende yokuşundan bisikleti salıp Akbaş Mahallesi’ndeki babaannemin evine gittiğimiz günler…

Abim ilkokulu Altınçeşme İlkokulu’nda okudu, ortaokulu ise Karma Ortaokulu’nda… Sonra İzmir günleri… Sömestri ve yaz tatillerinde Konya’ya geldiği zaman benim için bayram olan günler…

Babaannemin evinden, önce Kız Öğretmen Okulu’nun arkasına sonra da Muhacir Pazarı’na taşındık. 

Abim, İzmir Ticaret Lisesi’nde okurken Göztepe altyapısında kaleciydi, beni de çalıştırırdı. Muhacir Pazarı, Selimiye Mahallesi Çaldıran sokakta tozun toprağın içinde. Abim talihsiz bir şekilde kolunu kırınca futbol hayatı sona erdi ama müzik dünyası onun gibi bir müzisyen kazandı.

Akşamüzerleri, babam gazinoya gitmeden önce abim darbukayı eline alır, babam da sazı, birkaç türkü geçerlerdi.

Bense her zaman olduğu gibi elimde ütü kordonu tahtaboşta zoraki bir konser sunardım. 

Çok konuştuk abimle sabahlara kadar; bu Konya, o Konya mıydı?

Galiba değişimin değiştiremediği anılarımızdı. Biz de çok değişmiştik elbette; ufuklarımız daha da aydınlanmış, yerel değerlerimize sahip çıkarak evrensel değerleri yakalamanın peşinde olmuştuk hep… 

Her zaman, her şartta ışığa koşmuştuk ve bu koşumuz hâlâ sürüyor! Sanat ve bilim her zaman rehberimiz olmaya devam edecektir. 

Sevgiden başka bir yol yok, biliyoruz!

Abim o muhteşem sesi ve duygu dolu şarkılarıyla bir başka iklime götürdü. Sanatın, müziğin görkeminde, hatıraların eski Konya’sı canlandı gözlerimizde.

Buruktuk, hüzünlenmiştik ama asla acı dolmadık; çünkü sanat dolu bir ailenin, şehrin son yüzyılına damgasına vuran bir ailenin, halkın içinden gelip, söyleyeceği sözü olan bir ailenin mensuplarıydık.

Babaannem Hacı Vesile Sakman’ın bir dörtlüğünü hatırlamanın sanki tam sırası:

/Yapış derler yapışacak bir dal yok
 Söyle derler söylemeye mecal yok
 Eller libas giymiş sorgu sual yok
 Bize Şam hırkasın yasak ettiler/

Oysa o da biliyordu; sanatın önünde hiçbir yasak duramazdı; sanat özgürlüktü hatta kendinden bile…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar