16. Konya Mistik Müzik Festivali
TAHİR SAKMAN

TAHİR SAKMAN

16. Konya Mistik Müzik Festivali

26 Eylül 2019 - 11:36

Tam, “Beyşehir Belediyesi’nin Göl Festivali de olmasaydı, bu yazı boşa geçirdik, belediyelerimizin kültür müdürlükleri rahat bir yaz geçirdi” diye düşünmeye başlamışken, Konya Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün düzenlediği Mistik Müzik Festivali, sonbaharın hüznünü yaşadığımız şu günlerde içimizi ısıttı.

Yetkililerin aktardığına göre daha önceleri alanında dünyanın ilk 10 festivali arasında olan festival, bu yıl 8. sıraya yükselmiş. Şehrimiz adına önemli bir kazanım.

Uzun yıllardır festivali izlerim; alanlarında çok önemli sanatçıları dinledik, çevre şehirlerin yanı sıra bu festival için yurt dışından gelen insanların şehre de ayrı bir canlılık getirdiği görülmektedir.

Şahsen festivalde tanışarak dostluklar kurduğum birçok insan var. Her yıl aynı salona aynı heyecanla oturmak, bizlerde bir göz aşinalığı meydana getirdi. Salonda festival dostlarımızı görmenin mutluluğu farklı bir duygu.

İnsanların bu tür organizasyonlara verdiği önemi anlatan bir örnek vermem gerekirse, yıllardır aynı salonda görmekten mutlu olduğum insanlardan aslen İranlı ve annesi Türk olan ve Amerika’da yaşayan bir hanım doktoru gösterebilirim. İlerleyen yaşına rağmen her yıl festival için Konya’ya gelir. Tabii aynı zamanda da bir Mevlâna âşığı olduğunu söylememe gerek yok sanırım.   

16 yıldır böyle bir festivali sürdürmenin o kadar kolay bir iş olmadığını erbabı bilir. Bu nedenle tüm emeği geçenleri kutlarız. Organizasyondaki ufak tefek hatalar da olmuyor değil, ama önceden kestirilemeyen durumlar, teknik vs. gibi aksaklıkları da hoş görmek gerekiyor.

Konserlerdeki sanatçıların zaman zaman söylediklerini tercüme etmek mümkün olsaydı belki daha iyi diyalog kurulmasına vesile olunacaktı özellikle Tuva Cumhuriyeti’nden, Altay Dağları’nın esintileri getiren soydaşlarımızın neler söylediğini anlamayı çok isterdim doğrusu.

Öncelikle konserlerin başlama saati… yani çok mu zor ilan edilen saatte başlatmak? Haydi neyse 5-10 dakikaya alıştık, ama ya yarım saate nasıl alışalım?

Resmi organizasyonların kaderi sanki mutlaka geç başlayacak. Peki, neden? Ya protokol beklemek neyin nesi? Kim gelecekse vaktinde gelsin otursun, gelmiyorsa, gelemiyorsa konser başladıktan sonra gelsin hatta aslında konser başlayınca kapıları bile kapatmak gerek, insanlar orada müzik dinleyecek dinlemek isteyen pekâlâ vaktinde gelebilir.

İnsanların hayatlarından dakikaları çalmaya hiç kimsenin hakkı yoktur! Protokol halktan büyük değildir ki, onları oraya getiren de halktır! Ve bu organizasyonlar halkın parasıyla yapılıyor, hiç kimse cebinden bir kuruş harcamıyor. Programları vaktinde başlatmak, halka olduğu kadar sanatçıya da bir saygının ifadesidir.

Dün akşam Selçuklu Kongre Merkezi’ndeydi program. Girişte x-ray cihazının başında kimse olmamasına rağmen çantalarımızı cihazdan geçirmemizi istediler sonra kadınların çantalarını açıp baktılar. Böyle bir uygulama var mı bilmiyorum? Ve sadece iki güvenlik görevlisi vardı bu işi yapan. Doğal olarak vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılandı ve kapıda yığılmalar oldu. Bilmiyorum asıl neden bu muydu, ama konser yarım saat geç başladı, o da seyircilerin alkışlı protestosu sonrası…

Bu yıl programlar oldukça dolu geçiyor, bunda da sanatçıların seçimi önemli bir etken. Geçen yıla nazaran daha canlı konserler izliyoruz. Bu yıl şu ana izlediğim kadarıyla ki, 4 konser, 3 atölye çalışması izledim, oldukça başarılı geçti.

İzlerken bir başka dünyanın kapılarını araladık. Müziğin evrensel nağmeleri eşliğinde ayaklarımız yerden kesildi. Ve bir kez daha görüldü ki, müzik; barışa giden en kısa yoldur. Müziğin dili; sevgidir, barıştır, hoşgörüdür. Hz. Pir’in memleketine, bu festival çok yakışıyor doğrusu…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar