Urfalı Gül kokulu abimi kaybettim
RECEP ÇINAR

RECEP ÇINAR

Urfalı Gül kokulu abimi kaybettim

11 Nisan 2020 - 20:17
Reklam

Öleceğiz…
Buna şüphe yok…
Azrail, vakti saati geldiğinde, ne şah ne padişah, kimseyi tanımıyor…
Zerre kadar toleransı yok…
Zengin-fakir, siyah-beyaz, yakışıklı-çirkin ayırımı yok, herkesi aynı iştahla yutmaya devam ediyor…
Canından çok sevdiklerini de götürüyor,  günahını bile paylaşmak istemediklerini de…
Dedim ya zerre  kadar toleransı yok…
“Bak bu Urfalı Mehmet, bu dünyada hatırı sayılır güzellikler yaptı,  dostluklar kazandı,  çokça hayır dualar  aldı, bu dünyaya güzel evlatlar,  aklı başında, daha önemlisi de  vatana millete ve topluma yararlı sporcular yetiştirdi, buna biraz  torpil yapsan”  gibi bir yakarışı  dinlemedi ve tam da 12’den, hem de can evimizden vurarak  Pekoz’u, yani Mehmet Abiyi bizden kopardı…
Dünyanın büyük buhrandan geçtiği, her gün binlerce  insanın öldüğü bu  günlerde  Mehmet Abinin ölüm haberini almak, deyim yerindeyse ciğerimi söktü attı…
Bir anda yaşamanın, nefes alıp-vermenin anlamsızlaştığını yüreğimin en derinliklerinde hissederken, evin bir köşesine çekilip göz yaşlarıma engel olmak istemedim…
Sonra Hanifi’yi aradım…
Mehmet Abi ile Zahide Ablanın,  İbrahim,  Nezahat, Emine ve Mustafa’sından sonraki gınalı guzusunu…
Konuşamadık tabi ki…
Nasıl konuşacaksın ki?
Hanifi arkadaşı gibi babasını, ben ise babam gibi arkadaşımı kaybettim.
xxx 
İki bin yirminin on bir nisanı…
Nefes  alıp verdiğim, yani yaşadığım müddetçe, asla unutamayacağım ve hiç iyilikle,  güzellikle anmayacağım,  anlamayacağım bir gün olacak…
Çünkü,  canımdan can, kanımdan kan gitti  bugün…
Hava ne kadar aydınlık,  günlük güneşlikte olsa da, benim için kapkara bir gün oldu.
Ne yalan söyleyeyim,  anamdan sonra hiçbir ölüm bana bu kadar koymadı,  bu kadar ciğerimi sökmedi, bu kadar burnumun  direğini sızlatıp da,  derin yaralar açmadı yüreğimde.
xxx
Uzun zamandır hem yüreği, hem bedeni yıpranmıştı…
Ama, yaşamı sevmesi, daha doğrusu insanları sevmesi,  onun  hayata tutunmasında önemli bir rol oynamıştı…
Ta ki bugüne  kadar…
3-5 gün önce yine Hanifi ile konuştuk, “Amca babam yoğun bakımda, ancak doktorlar verdikleri iyi haberle  benim yüreğimi serinlettiler” demişti…
Güçlü adamdı Mehmet Abi…
Allah’ın yarattığı, etten ve kemikten bir insanın direnemeyeceği kadar direndi…
Hayata tutunmak, çocuklarına, torunlarına ve sevenlerine bu kadar erken veda etmemek için büyük bir çaba göstermişti…
Ama, Mehmet Abinin yarası derindi…
Bilenler biliyor…
Mevzu derin…
Ve  ayrı bir konu…
Mehmet Abiyi sevdiklerinden koparanlar, hangi affedilmez günahlarının cezasını çekecekler?
Tabi ki bunun cevabını şüphesiz Allah bilir…
Bu güzel yürekli adamın ve ailesinin, tabi ki sevdiklerinin çektiklerini bir kendileri bilir, bir de Yaradan…
Neyse…
Dedim ya, mevzu hem derin, hem de nazik…
Ata binip uzağa gitmenin sırası da değil.
xxx
Güzel yürekli Mehmet Abi, Azrail’e dinletemedi, dinlemedi Azrail…
Anlatamadı meramını…
Ve gitti Urfalı yiğit adam…
Ve  zamansız gitti…
Ve can acıtarak.
xxx
Yıllar önce Gaziantep’e giderken bir yarımızı götürmüş, bir yanını da bize bırakmıştı…
O orada, biz burada bir yarılarımızla teselli  buluyor,  en azından ve de herşeye rağmen hayatlarımızı sürdürebiliyorduk…
Şimdi mi?
Öyle bir gitti ki, hem bedenimizde, hem de ruhumuzda derin izler bırakarak.
xxx
Neyse…
Sözün bittiği yerdeyiz…
Ne kadar evelesek, ne kadar gevelesek de, aslı şu; ebediyete gönderdik  gül kokulu Mehmet Abiyi…
Hem de adam gibi bir adamı değil, yiğit bir adamı…
Şunu net olarak söyleyebilirim ki, boş gitmedi… 
Yüreklerimizin bir yarısını da götürdü…
Yüreğinin bir yarısını bırakarak…
Gök kubbede hoş bir seda bırakarak…
Güle güle Urfalı…
Güle güle Pekoz…
Güle güle Mehmet Abi…
Güle güle Mehmet Hoca…
Güle güle Gazianteplilerin “Konyalısı”,  Konyalıların  “Urfalısı”  Mehmet Gül…
Allah mekanını Cennet etsin inşallah…
Dualarımız seninle…
Dualar sana…
Kavuşmak ve görüşmek umuduyla.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar