İKİ HİKAYE
HAŞMET ÖYKEN

HAŞMET ÖYKEN

İKİ HİKAYE

14 Kasım 2015 - 13:56

Şehrin en hareketli kavşaklarından birisinde bir çocuğumuz var.

Suriyeli değil, Zeytinköylü değil. Bizim coğrafyamızın neresinden hiç sormadım hiç de önemsemiyorum.
Ama bir çocuk.
Bizim Öykü’yle aynı yaştalar. Bu yıl dört seneye beş olacak ama nerede olacak onu da bilimyorum.
Yaz tatili boyunca her sabah rast geldim.
Bu aralar tatil günlerinde.
Kırmızı ışıkta durduğumda pencereye yanaşıp soruyor;
Amca su alırmısın, sana türkü’de söylerim!...
Su elli kuruş, bir lira , beş lira , on lira. Yani gönlünden ne koparsa.
Türkü bedava…
Suyu alınca o otomatiğe bağlamış bildiği tek türküyü okuyor,
‘Kadifeden kesesi
Kahveden gelir sesi…’
Işık yanıncaya kadar türkü. Sonra ayrılıyorsunuz.
Aslında oturup dinlesem o’nun hikayesi doksan saniyelik kırmızı ışık süresinden daha uzun biliyorum. 
Yeşil bana yanacak o yine kırmızı da kalacak.
Bir başkasın, bir başkasına okuyacak iki satırlık nakaratı.
Dalgın bakıyor, boş bakıyor.
Kafasındakileri çözemiyor insan.
Dayanamadım sordum;
Ne yapıyorsun kazandığın parayı.
‘Okul harçlığı’…
En geçerli en bilindik en dramatik yanıtlardan birisi.
Öyle soruya böyle cevap verecek tabi.
Peki şu soruma verilen yanıta bakarmısınız!
‘Hep aynı türkü hep aynı türkü. Başka türkün yok mu senin?’
‘Biliyorum amca, ama bu babamın türküsü!....’
……….
Elli kuruş’a mutluluk

 


Seçimde oyumuzu TOKİ ‘de kullandık.
Dönüşte, Döşemealtı eski Belediye Başkanı Nurettin Tursun’un giderayak ilçesine kazandırdığı bana göre kazık attığı kapalı Pazar yerine uğradık.
Neden ilçelere böyle dandik Pazar yerleri yaparlar anlamam.
‘Yeter lan sizin gibi köylülere’ der gibi.

Seçim öncesi Pazar fiyatları uçmuş.
Kurusunun hakkından gelemeyenler taze fasulyenin yanına yanaşmış.
Bizim kılçıklı ayşe kadın 3.5 lira!...
En yeşil olanı bu tezgah sıramızı beklerken iki çocuk bir aile yanaştı satıcıya;
‘Ya baba şunu üç lira yap da alalım….’
Tezgahdaki abi facedeki saray karşıtlarından farksız. Asabimi asabi…
Ben almışım zaten üç’e elli kuruş kazanmayayım mı. Olmaz babam…
Aradaki elli kuruşu kaşla göz arasında ben tamamladım. Uyanık tezgahtar arkalarından bağırdı;
‘Gel bakalım, senimi kıralım hemşehrim bir fasulye için!...’
Dört kişilik aile yarım kilo istedi taze fasulyeyi,
Olsun elli kuruş hepimizi mutlu etti….

Son Yazılar