ESKİDEN SİYASET
HAŞMET ÖYKEN

HAŞMET ÖYKEN

ESKİDEN SİYASET

01 Ağustos 2015 - 18:47 - Güncelleme: 03 Ağustos 2015 - 11:23

Bir bizim Tuzlukçulu Mustafaali enişteyi tanırdım siyaset de bir de Hacıhasanbaşıların Mustafa amcayı. 
Servetlerini ve ömürlerini siyaset yapmak uğruna yediler bitirdiler. Birisinin Tuzlukçudan çık, Haymana’ya kadar verimli toprakları vardı. Ötekinin, neredeyse Türbe önünün yarısı.
Öldüklerinde mirasçıları; ‘Çağırın Menderes’in torunları ile Demirel sülalesini babamızın cenazesini kaldırsın!...’ diyecek kadar zil duruma gelmişlerdi. Ne kadar derin siyaset yaptıklarını bilmiyorum. Ama bu adamlara bir bedel ödettiriyorlardı…
Mustafaali enişteye ‘Süleyman bey, söyleyin Mustafaaliye kursun köyde sofrayı geliyoruz ‘ dedi diye haber gönderirdi il başkanı. Mustafaali enişte, kırk kuzuyu aynı anda yatırır ihya ederdi köyün celebini, doyururdu, çiftçisini, fakirini fukarasını ve tabiî ki Angaranın beylerini.
Kalanları ile köyün itleri karınlarını doyurdukları gibi, zula ettikleri kemiklerle kırk gün idare ettikleri söylenirdi. Bu tanıdığım insanların enteresan siyasi bilgi ve birikimleri vardı.
Ankara ve dünya ile tek iletişim araçları radyolardı ve buradan besleniyorlardı. Ajans saatini hiç kaçırmazlardı!...Teknoloji yoksunu yıllarda ülkenin siyasi yapısı dengeler, siyasi karakter tahlilleri üzerine yaptıkları konuşmalar hayret vericiydi.
Vericiydiler, kirlenmediler.
Servetlerini üzerine tek kalem mal koymadılar. Onlar için rant, Ankara ile kurdukları muhabbetti.
Evlerinin baş köşesinde ve devamlı üzeri örtülü duran siyah renkli manyetolu telefonlarına onlardan başka kimsenin dokunması yasaktı. Gözleri ile her daim kontrol ettikleri bu alet çaldığı an odanın içindekiler ölüm sessizliğine bürünür, o edalı ilk ‘aloooo’ sesine kulak kabartırlardı.
Eğer telefon Ankaradan geliyorsa Mustafali eniştenin havası değişirdi. Gözleri süzülür, memleketi yönetmenin gururu ile endam eder boyun kırardı. 
Telefonun sonunda kuması ile aynı evde oturan teyzeme seslenir;
‘Hanım Ankara’dan çağırıyorlar’ derdi….
Topaldı….
Geçenlerde bu model siyasilerden birisini daha tanıdım. Birazını bırakmış. Malının mülkünün hepsini yiyememişler. Siyaset yüzünden yaşayamadığı günlerin keyfini çıkartmaya çalışıyor!
‘Nerelisin’ dedi.
‘Konyalıyım’ dedim.
‘Şükrü el Kuvvetliyi tanırmısın’ diye sordu.
!!!!!!!!!
Sonra ekledi ; Bizim bu Suriye’ye bulaşıklığımız var ya, yeni değil, taaa 1950’lere kadar gider. Hatta bir ara Savaşın kapısından döndük….
Menderes Suriye Cumhurbaşkanı Şükrü el Kuvvetliyi yıkmak için İstanbul’da çok toplantı yaptı, jetlerimiz Suriye’de uçurdu.
Bu Suriye Cumhurbaşkanı Şükrü var ya Şükrü… O’nun ailesi Konyalı bir Türktü!...
Siyaset onu terk etse de o hala terk etmemiş siyaseti.. Biraz uzağında ama hala olup bitenden haberdar.  Anlattıkları benim yakınımdakilerin hikayesiyle örtüşüyordu.
Demek ki o yıllarda ülkenin her tarafında bunlardan bulmuşlar kullanmışlardı. Biraz araştırdım doğru söylemiş, müthiş bir hafızaydı….

Son Yazılar