Evrende yalnız mıyız?
ABDULLAH YILDIRIM

ABDULLAH YILDIRIM

Evrende yalnız mıyız?

09 Nisan 2020 - 15:24

Son virüs beklenen üstünde dünya siyasetini, ekonomisini, sosyal yapısını derinden sarstı ve sarsmaya devam edecek. Işık çağına girdigimiz bu dönemde insanlar şaşırdı. Öyle bir hava vardıki, bilinmeyen hiç bir gizemli olay kalmamış, gerekirse bin yıl geriye doğru bile yolculuk yapacaktık.. Aciz kalmak şaşırttı, bir de tek yol olarak aman evden çıkmayın çagrılarından başka çare kalmaması hayal kırıklığı yarattı..

Bu neyi gösteriyor; hiç durmadan konuşan sosyal bilimciler, iktisatçılar, matematikçiler, bilimum konuşan kesim, din adamları, psikologlar, hepinizin konuştuğunun çare olmadığı, tıp bilimine kaldığımız ortada.. O zaman bu tür salgınlar olacak ki, hırsların sonunun olduğu, aslında son derece sıradan yaratıklar oldugumuz ortaya çıkaçak.. İnsanların bu dönemde sultanlara göstermedigi saygıyı, el öpmeyi, sadakati, parti başkanlarına göstermesinin eziklik işareti olduğunu anlayacaklar..

Bir yumurta tavuğunun, bir gün bile gün yüzü görmeden küçücük bir kafeste sadece yumurta ürettigini, sonra kesime giderken bile güneşi görmediğini, evde sıkıldıkları zaman akıllarına gelecek..

Hayvanat bahçelerinde kapalı tutulan aslanın, kaplanın, balinanın ve asil bir kurtun ne çektiğini evden çıkamayanlar anlamalıdır. Tarihte büyük veba salgınında milyonlar ölmüştü. Tifüste bile son İspanyol gribinde bile yüz milyona yakın insan öldü.. Bunlar normal olaylar, mühim olan insanın evrende yalnız omadığını anlaması lazım.. Sadece kendileri için bu evren yaratılmadı, diğer canlıların haklarınada riayet edilmesi lazımdı..

Tarihi değiştiren Büyük İskender'in 33 yaşında öldügünü, Timur'un 54 yaşında öldüğünü, Fatih'in 56 yaşında öldüğünü düşünürsek, insanların eser bırakmak için, yararlı olmak için 100 yaşına kadar yaşaması da çok önemli değil..

Öyle bir dünya düzeni kuruldu ki; her şeyimiz kayıt altında, nefes alsak sayıyorlar. Sanki ölümsüsüz. Bu kadar kontroller, bazı insanların ruhunu daraltır, hürriyetini kısıtlar, nefes alamaz hale getirir.. Biraz bırakın, insanlar kırlara çıksın, göl kenarlarında yürüsün.. Gelecek kaygısından kurtarın. Elinize çekseniz belki de insanlar çok daha rahat yaşayacak, daha güzel gelecekler kuracaklar..

Ben kendi bakış açımdan bakarsam; televizyonlara çıkan tüm tiplerden iğreniyorum, hiç birinde güven veren bir söz  bulamıyorum.. İstemiyorum da, yeter ki bu kadar manevi baskı oluşmasın.. Nasihatte bulunmak bu kadar kolay olmamalı. Şu bir gerçektirki, dünya üzerinde hiç bir gizemli olay yok, her gizem dediğinizin mutlaka mantıklı bir açıklaması vardır..

Hırsların, partizanlığın, kayırmacılığın son bulması gerekir.. Bu virüs dönemi bittiği zaman mutlaka tarih yeniden yazılmalıdır.. Büyük değişimler olmalı, insanoğlunun bazı konularda çaresiz olduğu kabul edilmelidir..

Tarihte de söyle olmuştur;

Yavuz Sultan Selim, Mısır'daki Memluklu Devletini yıkıp geldiği zaman, aslında Memluklu Türktü ya, orası ayrı konu. Tüm hazine odaları ağzına kadar altınla dolar.. Son derece mutludur.. Yanında büyük aşkı Dilruba Hatun, nedimleri ile oturmaktadır.. Sırtında küçük bir çıban çıkar. Çıbanı nedimi Hasan cana sıktırır, fakat çıban şirpencedir..

Kısa zamanda yaradan ölümün kucağına yaklaşınca, bir odalar dolusu altına bakar, bir de Veziriazam Piri Mehmet Paşa'ya.

"Yahu Mehmet" der,

"Şu odalar dolusu altını ver de çıbanı söndür" der ama sönmez...

Hayatın değerini "Bir musibet bin nasihatten iyidir" ata sözüne kalmadan öğrensek iyi olur..

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar