Söz konusu vatansa gerisi laf-ü güzaftır

Söz konusu vatansa gerisi laf-ü güzaftır

18 Mart 2021 - 18:58

Çanakkale’yi konuşmaya başladılar mı, içimden bir şeyler kopar, vücudum titrer, tüylerim ürperir ve celalim kat be kat artar. Şimdiki neslimize savaşları yaşamış olanların o günleri anlatması gayri mesel oldu. Oysa ben ve benim yaşımdakiler bu zor ve ölümle yaşam arasında vatan toprağının tercih edildiğini yaşayan gazilerden ve şehit olmuş atalarımızın eşlerinden dinlemiştik.

Anadolu insanı savaşa giderken çobanıyla, öğretmeniyle, çiftçisiyle kadınıyla genci ihtiyarıyla silahı varsa silahıyla silahı yoksa çoban değneğiyle, çiftçiler övendiresiyle katılırken yeni evli gelinler kocasını, nişanlılar yavuklusunu, daha geçkin hanımlar çocuklarının babalarını, askere uğurlarken adeta onun yanında imiş onunla cephede imiş gibi bir halvet içerisinde oluyorlardı. O savaşın bütün çetinliğini zorluğunu hayal ederek yaşamış gibi bizlere anlatıveriyorlardı.

Yaşamım atalarımın savaştığı yerleri ya gezerek ya da anlatılanları dinleyerek geçti. Vatanımıza saldıran düşmanlara karşı içimde bir büyük hınç oluşurken bu cennet vatanı can vererek, kan dökerek savunan, bizlere emanet eden atalarımızı hürmetle, rahmetle anıp dualar gönderdim, hep hüzünlenip ağladım.

Neleri dinlerdik atalarımızdan… Önce amcam merhumun Yemen’de şehit olduğunu amcamdan dinlediğim için onunla birlikte yemende askerlik yapmış komşumuz Zeybek Ali Emmi’ye sorardım. Çok ihtiyarlamış yaşına rağmen bana şöyle anlatırdı, emmimin şahadetini:

Meraklı oğlu, beni yoracaksın ama anlatayım. Bizlerin zamanında Yemen’de 7 sene askerlik yapardık. Benim 6 yılım dolmuştu. Emmin Osman yanıma geldi 6 ay kadar kaldık birlikte. Bölüklerimiz ayrıydı. Osman bir sabah yanıma geldi “Ali Ağa, tuza gitmek zor olur mu?” diye sordu. “Niye sordun Osman?” “Beni tuza gitmeye seçtiler” deyince içim cız etti. Ben biliyordum tuza gidip gelenlerin yarısından çoğu ölürdü. Çünkü o 6 ayda gidip gelinen çöl yolu adamı çarpardı. “Zor olsa da gidilecek Osman gardaşım, Osmanlı askeri emre uyar” dedim. Gitti. Zaman geçti, tuzcular geldi diye duyuldu. Osman’ı sormaya gittim “Sahra hastanesinde” dediler. Orada ziyaret ettim, durumu çok iyi değildi, teselli edecektim. O çabuk davrandı “Ali Ağa benim vadem geldi köye varınca kızım Zahide’yi benim için doya doya öp” dedi. “İkinci vardığımda ölmüştü emmin” dedi, gözyaşlarına hakim olamadı.

Çanakkale savaşlarından söz açılır da köyümde söz sahibi olmaz mı? Gazi vardı şehit eşleri vardı, gazi anacığımın emmisi Çolak İmam namıyla bilinen Maryalı oğlu Ahmet idi. Çolak namı ise Çanakkale savaşına medreseden giderek katılmış cephede bir şarapnel parçası ile çenesi kırılmış kolu kırılıp çolak kalınca adına Çolak Hoca denmiş. O çenesi kırık ağzı ile Kuran’ı mükemmel tilavet ederdi. Ayrıca Çanakkale de şehit olup künyesi bile gelmeyen Ali Onbaşı’nın adını alan torunu Ali okul arkadaşım, oğlu öğretmenim, hanımı Şefika nine de komşumuzdu. Künye gelmeyince şahadetine inanamayan Şefika nine oğlu Durmuş ile savaştan 14 yıl sonra gidip Çanakkale yarımadasında asker kocasını günlerce arayıp sonunda yorgun düşüp bir yerde çocuğu ile uyuyunca kocası Ali Onbaşı’nın rüyasına girip eşine “Beni arayan dağ çiçeğim! 15 adım yukarıdaki iki çatal çamın dibindeyim. Oraya gelin demesi ile ‘Kalk Durmuş babanı buldum’ diyerek tarif edilen çam ağacının dibine vardıklarında toprağın adeta hopladığını gördüm” diye anlatılanları dinlerdim.

Köyümüzden İstiklal Savaşı için çağrılınca Akşehir’de öğretmen olan eşini ve iki çocuğunu trenle Konya’ya at arabası ile de köye götürüp bir gece bile kalmadan tekrar aynı araba ile geriye dönüp cepheye koşan Mülazim Hüseyin Efendi’yi eşi Fadim Yenge’den dinlerdim.

Köyün tellalı ile evlerin damlarından köylülere çiftçi övendiresiyle çobanlar değneğiyle kadın kızlar el emeğiyle Seferberlik ilan edildi. “Eli silah tutan herkes yarın harman yerlerinde toplanacak diye ilan edilince” ayrıca civar köylerden cepheye sevk için bizim köyümüzde toplanan askere gidecek olan gençlerin gurup gurup köylülerin başlarındaki fes ve çevresindeki serpuşlarını salladıklarını… En iyi giysilerini giyerek kınalı elleri ile kimi tef çalarak kimileri saz çalarak kimileri de elindeki sopasını saz gibi kullanarak güle oynaya savaşa gittiklerini anlatmıştı. Yeni evli olanların bile yeni evli olduğunu belirtmek için çevresindeki acı ve hüzünle seyreden köylülere yeni gelin getirdiği eşini şöyle dile getirerek anlattığını söylerdi anacığım merhume. Adam ortada hem oynuyor hem de şöyle diyormuş:

Yan ekinden getirdim

Üç gün yanında oturdum

Ak ellerini al kınalara batırdım

Al gelini anama emanet ettim

Kafir oğlu geliyoruz kaçma

Bir başka asker adayının ise;

Kaçma kafir kaçma

Tutarım seni oy tutarım seni

Şekerlenmiş lokum gibi

Yutarım seni oy yutarım seni

Dediğini dinlediğim için gezmek ve ziyaret etmek maksadıyla gittiğim Afyon ve Çanakkale cephesinde bu düşünceler ile o günleri yaşıyorum gibi duygulanırdım.

Değerli okurlarım Allah bu milletin evlatlarına inşallah savaş yaşatmasın, zaten atalarımız bunları fazlası ile ödemişler. Ancak söz konusu vatan olursa gerisi laf-ü güzaf olur değil mi?

 

ÇANAKKALE VE ANADOLU’M

Gelincikler çiçek açmış gövde yeşil gül kırmızı

Ey şehitlerin oğulları minnetle anın atalarımızı

Vatanı için canını esirgemez Türklerin oğlu kızı

Sen gurur duy bağrında taşıdığın bu ırkla Anadolum

 

Kan döktük gül bittirdik her karış toprağında

Türk İslam’ın imzası var bitkilerin yaprağında

Tarih akıyor bir baksanıza çağlayan ırmağında

Bin yıllık ana yurdum benim güzel Anadolum

 

Bastığın yeri tanı kardeş şehit var her adımda

Onlar yerlerini almışlar cennetin üst katında

Her aileden bir şehit var bu vatan toprağında

Seni düşmana çiğnetmeyiz öz yurdum Anadolum

 

Bakınız şu yarımadaya yüz binleri şehit vermiş

Öyle şiddetli bir savaş ki mermiler birbirine girmiş

İslam peygamberinin ordusuna Allah da yardım etmiş

O gün geçilmemiş bugünde geçilemez Çanakkale Anadolum

 

Marmara ile ege denizi Çanakkale de hayat bulur

Bu denizlerin dalgaları kıyıya pek nazikçe vurur

Bilir ki hızlı çarpsa bağrında yatanlar rahatsız olur

Tabiatı kurdu kuşuyla bir cennettir güzel Anadolum

 

Kazamadık dar gelmeyen makberi senin şehitlerine

Vatan aşkı nakşedilmiş onların kanlarına kemiklerine

Muhtaçtı kursağımız aşa, hatta bir mermi çekirdeğine

Yedi düvele karşı koydu atalarım senin için Anadolum

 

Can aradım iz sürdüm o savaş alanında ki siperlerde

Ard arda şehit düşmüş Mehmetçik çeşitli cephelerde

Yamyam anzak hindu İngiliz dölü bilmediğimiz askerlerle

Aylarca göğüs göğüse can siper hane çarpışmış atalarım Anadolum

18.03.2015 19:31

İsmail Detseli

 

Çanakkale harbinde 12- 13 yıl sonra şehit künyesi gelmeyince oğlu ile kocasını 15 gün Çanakkale savaşlarının geçtiği yerlerde amaya giden Eşi Şefika yenge ile hayali konuşması.

Şehit Mustafa emmi 1306 (1890) doğumlu 331 / 1915 de Çanakkale de şehit kardeşi Mehmet 1308 (1892) 334 de askerde şehit yeri bilinmiyor

Mustafa emminin eşi Şefika yengeye seslenişi dağ çiçeği kokulum saf kalpli hatunum Şevkam benimi arıyorsun. Der.

15 Haziran 2012

YORUMLAR

  • 1 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Mezarlıklar Allah'a emanet
Mezarlıklar Allah'a emanet
Koronavirüste günlük vaka sayısı 10 bine doğru düşüyor
Koronavirüste günlük vaka sayısı 10 bine doğru düşüyor