Gurbetçilerin Konyalı Sait abisi

Gurbetçilerin Konyalı Sait abisi

Uzun yıllardır Avrupa’da yaşayan gazeteci kökenli Konyalı işadamı Sait Özcan’la Hürriyet Gazetesi Avrupa baskısının hafta sonu eki, röportaj yaptı.

16 Ocak 2021 - 18:50 - Güncelleme: 16 Ocak 2021 - 19:00

Avrupa’da ‘iyi bilgilenmedikleri için hak kaybına en fazla uğrayan millet hangisidir’ diye bir araştırma yapılsa kesinlikle cevap ‘Türkler’ olur. 72 milletin olduğu bir kıtada en büyük göçmen grubu olarak hak kaybında biz neden öndeyiz diye araştırırken yolumuz bir isimsiz kahramana düştü. Yolda yürürken “Evet Ayşe teyze”, “Tamam Osman Amca”, “Kardeş, tam saat 12.00’de buluşalım” veya “Delikanlım lütfen bir dinler misin” diye yalvaran ve yolda yürürken bile dertlere derman olmaya çalışan Konyalı Sait Özcan’ı 2 saat oturtup konuşabilmek için zar zor randevu aldık. Her anı dolu, her saatinde iyilik dağıtan, adeta adı konulmamış bir gönüllü sosyal danışman ve Almanya Türklerinin Sait Abisi idi. Üç-beş kelime konuşunca “İyi ki böyle insanlarımız da var aramızda” diyeceğiniz Özcan’ın bilinmeyen yönlerini hem üzülüp, hem de takdir ederek öğrendik. Türk Göçünün 60. yılı seçilebilecek bir örnek karakter sahibi Sayın Özcan ile olan söyleşimizi sizinle paylaşıyoruz... 

SİZİ Hürriyet okuyucuları nasıl tanısın Sait Bey? dedik ve hemen özür dileyerek çalan telefona bakabilir miyim işareti yaptı. Anlaşılan bir gence uyuşturucu konusunda nasihat etmesi gerekiyordu.?

Herkesin kafasında değişik bir tanıtım vardır. Ama yardımseverliğimden dolayı genelde ‘Sait Abi’ derler.
Neden Sait Abi?
Gönüllere girebilmektir abilik kültürümüzde. Bir derde derman, bir yaraya merhem olmaktır. Beni abi yapın demekle olacak bir şey değildir bu. Yardım edip yara sarmak ve Yunus’un tarif ettiği gibi insan olmak, insanın kendini bilmesi gerekir öncelikle.
Anlaşılan bir yanlışın peşine veya bir problemin çözümüne takıldığınızda inadına asılıyorsunuz sonuç alana kadar?
İşin özü budur işte. Benzer tarifi yaparlar bana zaman zaman. Ancak ben insanımızın gözündeki mutluluğu gördükçe daha çok motive oluyorum.
Kaç yıldır sosyo-kültürel sonunlar ile uğraşıyorsunuz?
Bu yıl Almanya’da 36. yılım. Sanırım ilk aylardan itibaren amcaların mektuplarını okumaya başladım. Bir anda adımız, “İhtiyar amcalara yardım eden Konyalı Genç” olarak anılmaya başladı. Sadece mektup okumuyor, aynı zamanda bizim insanımızın hangi alanda problemlerinin yumaklandığını da fark etmeye başladım.
Hangi alanda zayıf bizimkiler?
Öncelikle eğitim seviyemiz çok düşük. Eğitim her şeyi vermez sana ama, neyi istiyorsan oraya götürür. Veya senin ilgin hangi yöne ise sen farkında olmadan, zaten o yöne yönelirsin aldığın eğitimle. Birçok insanımızda temel eğitim eksikliği var.
Almanya gibi bir ülkede giderilmesi zor mu bu eğitim eksikliği sorunu?
Tabii ki imkân çok burada ama, bazı konular şurada konuştuğumuz gibi pek de kolay değil. Zaman, teşvik, motive ve yol göstermek gerek insanımıza. Bazıları ileri yaşta, bir çoğunda ise temel bilgi eksikliği var. Ama ne olursa olsun bu insanlarımız ‘sahipsizlik’ duygusuna asla kapılmamalı. Bir el uzatan, bir yardım eden ‘Nasılsın Amca’ diyen biri olmalı. İnanın sadece pandemi öncesi uzatıp merhabalaştığım birinci neslin bir bakışı var ki anlatamam. Merhamet duygumuz biterse biz bitmişiz demektir. Gönül kazanmak onları öyle rahatlatıyor ki.
Sizi ilk tanıyanların tepkisini merak ettim?
Anlıyorum sizi, her şey maalesef maddiyat ile ölçülür oldu. “Acaba bir karşılık istemek için mi yapıyorsun” bunu der gibi bakıyorlar. Ama beni tanıyınca öyle içten teşekkürleri var ki.
Bu sosyal işler zamanınızı alıyor ama?
Şükür yürüyen bir işimiz var. Ama para kazandığımdan daha çok ben gönül kazanırken mutlu oluyorum. Yardım ettiğim kim? dedelerimiz, babalarımız veya bir şekilde bu gün yalnızlaşarak bir konuda desteğe muhtaç hale gelenler.

‘HAYAT İSTATİSTİKLERDEN İBARET DEĞİL’
Sanıyorum Almanya’da yerel makamların, eğitim camiasının, belediyelerin bu bağlamda bilgilendirme yardımları var?
Elbette, ama bizim insanımıza ulaşan resmi eller ‘Hep o değilden ve yapılmış desinler’ şeklinde programlanmış. Hayat istatistiklerden ibaret değil. Bizimkilerin nasıl bilgilendiğine bir örnek vereyim eskiye giderek. Almanya’da yıl sonunda vergi denkleştirme diye bir form doldurursun. İşverenler değil, normal çalışanlar için. Bu formu bir muhasebe bürosunda dolduranlar devletten bin ile 2 bin 500 mark arası para alır. Kaç yılında başladı Almanya’ya Türk göçü? 1961’de. Türklerin vergi denkleştirme konusunda ilk defa kaç yılında bilgilendirildiğini tahmin ediyorsunuz?
Kaç yılında?
1966 yılında bütün vatandaşlarımızın vergi denkleştirmesini mutlaka yapması ve bu konunun önemli olduğu belirtiliyor.
Bu ne demek?
Şu demek, 5 yıl boyunca bizimkiler bu vergi denkleştirmesini yapmamış. 1966 yılında bizimkilerin Almanya’daki nüfusu 550 bini aşmış durumdaydı. O zaman çocuklar ve eşler de olmadığı için tamamı çalışan işçi durumunda. Almanya’ya hediye edilen para en basit hesapla milyar Alman markı idi. Buna sebep ne biliyor musunuz?
Bilemiyorum...
Bunun sebebi vatandaşlarımızın bilgilendirilmemesidir. İş arkadaşı Hans vergi denkleştirmesi yaparken Hasan’ın bundan haberi yok. İnsanımızın ve devletimizin kaybını görebiliyor musunuz? Bütün bunlar Almanya’ya gönderdiğimiz insanlarımız ile ilgilenmemektir. Sorun zihniyet meselesi.
Ama şimdi öyle değil, vatandaşımız bilgilendiriliyor?
Lütfen yani, aradan 60 yıl geçmiş hâlâ mı bilgilendirilmesin. Şu an zaten anlattığım dönem kadar ihtiyaç da yok. Ama sorun Almanya’ya gönderilen insanların sadece dövizi ile ilgilenen bir zihniyet var Türkiye tarafında. Buradaki vatandaş ile 1974 yılına kadar kimse bana yeteri kadar ilgilenildi demesin.
Sosyal sorunlar her dönemde vardı ve gelecekte de var olacaktır ama. Pekiyi Alman devleti neden bilgilendirmedi?
Doğru, katılıyorum, sosyal sorunlar hep vardır ama, devlet babadır ve her dönemde insanını sadece bilgilendirme değil, uyarması da gerekli. 70’li yılların ortasında bir işçi şirketleri konusu vardı. 80’li yıllarda bankerler başladı. 90’lı yıllarda ise holdinglerin ağır bombardımanı ile karşılaştı Almanya Türkleri. Her 10 yılda bir tırpanlandı ekonomik anlamda. Bunun hesabını kimse sormayınca vatandaş kabuğuna çekildi. Son sorunuzun cevabını vereyim, 60’lı yılların Almanyası senin vatandaşını neden bilgilendirsinki.
Sosyo-kültürel olarak vatandaşımızı fahri anlamda bilgilendirmeniz çok güzel, ama bir Çin atasözü gibi balık tutmayı öğretmek gerek değil mi?
Ben bir bireyim ve gücüm kadar uğraşabilirim. Ama bana ne demediğim için kendimce mutluluk duyarım. Camiye, maça veya düğüne gittiğimde bir kalabalıktan 15-20 kişi teşekkür ederek Allah razı olsun diyorsa bu bir şeylerin karşılığıdır. İnsanımızın engin hissiyatı ve öngörüsü vardır, yani vefalıdır. Benim yaptığımı herkes yapmalıdır.
Bu şekilde insanımıza yardım eden başka kimse yok mu?
Tabii ki vardır ama, inşallah daha da artar. Hiçbir insanımızın hakkı ve hukuku kaybolmasın, hiçbirisi yalnız kalmasın.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Son 24 saatte 11.302 kişiye koronavirüs tanısı konuldu
Son 24 saatte 11.302 kişiye koronavirüs tanısı konuldu
Bitlis şehitleri son yolculuğuna uğurlandı
Bitlis şehitleri son yolculuğuna uğurlandı