Orta doğu sınırlarını Gertrude Bell çizdi

Konya Aydınlar Ocağı'nın Selçuklu Salı Sohbetlerinde Murat Sarıbaş, yüz yıl önce ölen İngiliz seyyah,arkeolog ve ajan Gertrude Bell'in Anadolu ve Orta Doğu coğrafyasındaki faaliyetlerini anlattı.

Konevi derneği salonundaki programın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü Orta Doğu’yu parçalayıp Osmanlı’dan koparan kadın olan Gertrude Bell’in intiharının üzerinden yüz yıl geçtiğini belirterek “Günlüklerinde (Bugün sabaha kadar Irak’ın güney sınırlarını belirlemekle vakit geçirdim, çok yorgunum) diye yazmıştır. Bell, Lawrence gibi yüzlerce ajan yetiştirmiş, İngiliz dış istihbaratının Orta Doğu masası şefidir” dedi.

Daha sonra kürsüye gelen Murat Sarıbaş, Gertrude Bell’in çocukluğu ve ailesine dair bilgiler verirken “14 Temmuz 1868'de, İngiltere’nin Durham Kontluğu’nda nüfuzlu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası ünlü bir aileden gelen Thomas Hugh Bell idí. Gertrude Bell henüz üç yaşındayken annesi öldü. Bunun Üzerine babası, birkaç yıl sonra seçkin bir aileden gelen oyun yazarı Florence Oliffe ile evlendi” dedi.
İlk ve orta öğrenimini Londra'daki çeşitli okullarda tamamlayan Bell’in, tarih okumak üzere gittiği Oxford Üniversitesinden birincilikle mezun olmayı başaran ilk kadın olduğunu anlatan Sarıbaş, 1902 yılında yaptığı dağcılık faaliyetleriyle Avrupa’da bulunan Alp Dağlarına çeşitli tırmanışlar gerçekleştirdiğini ve on yeni rota keşfettiğini vurgulayarak “Bu keşif çok önemliydi ve bir zirveye
(Gertrude Zirvesi) adı verildi. Halen de bu adla anılmaktadır” diye konuştu.
Bell’in daha sonra İran'ın başkenti Tahran’da İngiltere'nin İran Büyükelçisi olarak görev yapan amcasının yanına ziyarete gittiğini ve burada bulunduğu süre zarfında, hem İran hem de Orta Doğu’dan çok etkilendiğini kaydeden Sarıbaş, “Bell, bu dönemde İngiliz bir diplomata âşık olmuş ancak ailesinin rıza göstermemesi nedeniyle bu aşkı yarım kalmıştır. İran da bulunduğu süre zarfında Farsçasını oldukça ilerletip (Hafız Divan) eserini Farsça'dan İngilizceye çevirebilecek kadar hâkim olmuştur. Bu çeviri eser bugün dahi, Hafız Divan'ın en iyi çeviri eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir” diyerek devam etti.
Öncesinde Kudüs'ü ziyaret eden Bell’in 1905, 1907 ve 1909 yıllarında Anadolu’da geziler yaparak coğrafyayı ve Türkleri yakından tanıma fırsatı oluşturduğunu ifade eden Sarıbaş “Anadolu'da bulunan tarihi eserleri, yapıları incelemiş, her birinin fotoğrafını çekmiş, çalışmalar yürütmüştür. Gezi rotasına baktığımız zaman İstanbul, Afyon, İzmir, Aydın, Antalya, Isparta, Konya, Karaman, Aksaray, Niğde, Kayseri, Mersin, Adana, Antakya, Mardin, Urfa, Diyarbakır illerini ziyaret ettiğini görüyoruz. O dönem Osmanlı toprağı olan Halep ve civarında da çalışmalar yaptığı biliniyor. Bunlar uçakla, motorlu vasıta
ile değil, at ve deve ile yapılan seyahatler… Hem seyyah, hem de arkeolog kimliği ile Anadolu’yu gezmiş, özellikle Konya-Karaman sınırlarında bulunan Karadağ’daki Binbir Kilise'de, İskoç Arkeolog Prof. Dr. William Ramsey le birlikte kazı çalışmaları yürütmüştür” diye konuştu.