Onur Yaser Can olayı nedir? Onur Yaser Can kimdir, neden tutuklandı?
Onur Yaser Can davası, Türkiye'nin adalet ve insan hakları tarihindeki en hüzünlü ve çarpıcı vakalardan biri olarak kabul edilmektedir.
2010 yılında bir gözaltı işlemiyle başlayan bu süreç, sadece genç bir mimarın hayatına mal olmakla kalmamış, aynı zamanda hukuksuzluk iddiaları karşısında adalet arayan bir ailenin dramatik bir şekilde yok oluşuna tanıklık etmiştir. ODTÜ mezunu başarılı bir gencin intiharı ile başlayan olaylar zinciri; işkence, çıplak arama ve resmi evrakta sahtecilik iddiaları etrafında şekillenerek on yılı aşkın süren bir hukuk mücadelesine dönüşmüştür.
Onur Yaser Can kimdir?
Onur Yaser Can, 1982 yılında dünyaya gelmiş, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi'nden mezun olmuş başarılı bir mimardı. 2010 yılında 28 yaşındayken İstanbul'da yaşayan Can, çevresinde sevilen, sanata ve hayata bağlı genç bir profesyonel olarak tanınıyordu. Ancak 2 Haziran 2010 tarihinde İstanbul Harbiye'de uyuşturucu madde satın aldığı iddiasıyla Narkotik Şube polisleri tarafından gözaltına alınması, hayatının dönüm noktası oldu.
Onur Yaser Can olayı nedir?
Olay, Onur Yaser Can'ın gözaltına alındığı gece emniyette maruz kaldığı muameleler ve sonrasında devam eden hukuki baskılar üzerine kurgulidir. İşte sürecin trajik özeti:
Gözaltı ve İddialar: Can, emniyette bulunduğu süre zarfında "çıplak arama"ya maruz bırakıldığını, dövüldüğünü ve onur kırıcı muamele gördüğünü ailesine anlatmıştır.
Belge Baskısı: Serbest bırakıldıktan sonra, emniyetteki tutanaklarda yanlışlık olduğu gerekçesiyle tekrar tekrar emniyete çağrılmıştır. İddiaya göre polisler, Can'a başka isimleri ihbar etmesi için baskı kurmuş ve altına imza attığı ifadeleri değiştirmesi için onu zorlamıştır.
İntihar: Bu psikolojik baskıya ve yaşadığı travmaya daha fazla dayanamayan Onur Yaser Can, 23 Haziran 2010 tarihinde annesinin evinin balkonundan atlayarak yaşamına son vermiştir. Can, arkasında bıraktığı notlarda ve ailesine yaptığı açıklamalarda emniyette yaşadıklarının dehşetini dile getirmiştir.
Bir ailenin yok oluşu
Onur Yaser Can'ın ölümü, sadece hukuki bir sürecin değil, bir ailenin dramının da başlangıcı olmuştur:
Hatice Can (Anne): Oğlunun acısına ve devam eden hukuksuzluklara dayanamayan anne Hatice Can, 2014 yılında tıpkı oğlu gibi pencereden atlayarak yaşamına son verdi.
Mevlüt Can (Baba): Hayatını oğlunun ve eşinin adaletini aramaya adayan baba Mevlüt Can, 2019 yılında kalp sağlığı sorunları nedeniyle vefat etti.
Ezgi Can (Kardeş): Ailenin hayatta kalan tek üyesi olan Ezgi Can, bayrağı devralarak polisler hakkında açılan davaların takibini sürdürmektedir.
Yargılama süreci ve son durum
Olayın ardından yürütülen soruşturmalarda uzun süre "işkence" suçlamasıyla dava açılmamış, sadece "evrakta sahtecilik" üzerinden gidilmiştir.
Evrakta Sahtecilik: İki polis memuru, Onur Yaser Can'ın ifadesini sonradan değiştirdikleri (resmi belgeyi bozma ve yok etme) gerekçesiyle yargılanmış ve hapis cezası almıştır.
Yeni Dava Süreci: Ailenin ısrarlı takibi sonucu, yıllar sonra diğer ilgili polis memurları hakkında da dava açılmıştır. 2023 yılında görülen son duruşmalarda, yargılanan polislerin bir kısmına 6'şar yıl hapis cezası verilmiştir.
Onur Yaser Can olayı, bugün Türkiye'de "çıplak arama" ve "emniyette kötü muamele" tartışmaları açıldığında akla gelen ilk ve en sembolik vaka olma özelliğini korumaktadır.