Konya Aydınlar Ocağı'nda İlber Ortaylı anlatıldı

Prof. Dr. Alaattin Aköz, Konya Aydınlar Ocağı'nın düzenlediği Selçuklu Salı Sohbetlerinde tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı'yı anlattı.

Konevi Derneği Salonundaki konferansın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Türkiye’den son yüzyılda bir yılgınlık yaşadığına vurgu yaparak “Böyle bir dönemin devamında, bir batılı karşısında; bilge tavırla oturan, Türk akademisyenlerine özgüven kazandıran bir insandır İlber Ortaylı. Bizi köylülükten, psikolojik yılgınlıktan çıkarırken, hicvederek düzelmemizi telkin ederdi. Üslubu ve özgüveniyle, bazen karşısındakini hafife almasıyla dikkat çeken ve tarihi Türk insanına sevdiren bir bilgeydi” dedi.

Daha sonra kürsüye gelen Prof. Dr. Alaattin Aköz otuz yılı aşkın zamandır devam eden Aydınlar Ocağı Sohbetleri ve İler Ortaylı’yı Anma Programından dolayı Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü ile yönetim kuruluna teşekkür ettikten sonra “İlber Ortaylı Türk tarihçiliğinin ve Türk entelektüelizminin en önemli temsilcilerinden biridir. Türk tarih yazımının ve entelektüel yaşamının belirleyici şahsiyetlerindendir” dedi.

Konuşmasını İlber Ortaylı'nın ailevi ve kültürel arka planı, akademik formasyonu ve metodolojisi, entelektüel kimliği ve düşünce hayatındaki yerine dair tespitleri anlatarak devam eden Aköz “Ortaylı, II. Dünya Savaşı sonrasının siyasi atmosferinde, 21 Mayıs 1947 tarihinde Avusturya'nın Bregenz şehrinde, dünyaya geldi. Kırım kökenli bir aileye mensup olması, onun tarihi bilincini şekillendiren temel unsurlardandır. Annesi Şefika Ortaylı, Kafkasyalı Karaçay asıllı ve Kırım Hanlığı'nın önde gelen asilzade ailelerinden, Çarlar tarafından prenslik verilmiş ve Kırım mirzalarından olan Şirinski ailesine mensuptur. Şefika hanım Türkiye'ye göç ettikten sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Rus dili ve edebiyatı bölümünde yıllarca Rusça öğretim elemanı olarak çalıştı. Babası ise Kırım Kefe doğumlu, Türkçeye Kırım tarihi ve Tatarlar üzerine eserler ve makaleler çevirmiş bir uçak mühendisi olan Kemal Ortaylı'dır” şeklinde konuştu.

Kırım diasporasına mensup olmanın, Rus İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa tarihinin kesişim alanında yer alan çok katmanlı bir tarihi belleği devralmak anlamına geldiğine işaret eden Aköz, “Diaspora topluluklarında tarih, kimliğin korunması ve aktarılması açısından merkezi bir işleve sahiptir. Ortaylı'nın tarihi olayları imparatorluklar ve geniş coğrafi etkileşim alanları üzerinden değerlendirmesi, bu arka plânla doğrudan ilişkilidir. Bir bilim insanının formasyonunda aile ortamı belirleyici bir rol oynar. Annesinin filolojik disiplini, dilin tarih araştırmalarındaki temel rolünü ona erken yaşta kavratmıştır. Babasının mühendislik kökeni ise analitik ve nedensellik temelli düşünce biçiminin gelişmesine katkı sağlamıştır. Böylece filolojik derinlik ile rasyonel analiz bir araya gelerek onun metodolojisini şekillendirmiştir” diyerek devam etti.

Daha okuma yazma bilmezken dinlediği menkıbeler sayesinde tarih ile tanışan ve küçük yaşlarda anlatıcı duruma gelen İlber Ortaylı’nın, 1949 yılında ailesi Türkiye'ye göç edince akademik formasyonunun kurumsal bir zemine taşındığı dile getiren Aköz “İlk ve orta öğrenimini İstanbul Avusturya Lisesinde tamamladıktan sonra 1965 yılında Ankara Atatürk Lisesinden mezun oldu. Tarihçi olmaya daha ilkokulda karar veren Ortaylı, yine de liseden sonra kendine bir meslek hazırlamak isteğiyle SBF'nin İdari bölümünü bitirirken Şerif Mardin, Halil Inalcık, Mümtaz Soysal, Scha Meray, İlhan Tekeli, Mübeccel Kıray gibi hocalardan ders aldı. Bununla yetinmeyip 1968 yılında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yeniçağ Tarihi bölümünden ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi tarih bölümünden aynı zamanda mezun oldu” diye konuştu.

Ortaylı’nın Akademik gelişimini Viyana Üniversitesinde sürdürüp saha çalışmaları yaptığını, yüksek lisansını Chicago Üniversitesi'nde Prof. Dr. Halil İnalcık'ın danışmanlığında tamamladıktan sonra Filoloji açısından önemli olan Avusturya'da okuduğunu anlatan Aköz, “Hoca, 1974 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde (Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler) başlıklı teziyle doktor unvanını aldı. 1979'da da (Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu) çalışmasıyla doçent oldu. 1989’da profesörlüğe yükseldi ve yaklaşık 35 sene Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde idare tarihi alanında görev yaptı” dedi.

Ortaylı’nın 12 Eylül darbesi sonrası Silahlı Kuvvetlerin, 1982 yılında üniversitelere yönelik müdahalelerine tepki olarak görevinden ayrılıp, Avrupa ve Amerika'da; Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma ve Oxford gibi dünyaca ünlü üniversitelerde dersler verip, konferanslar düzenlediğini vurgulayan Aköz “1988'de Türkiye'ye dönerek akademik çalışmalarına devam etti. İlerleyen yıllarda da Galatasaray Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi ve MEF Üniversitesi gibi kurumlarda dersler verdi. 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü görevine getirildi ve bu görevini yedi yıl sürdürüp 2012 yılında emekli oldu. Akademik çalışmalarının yanı sıra çeşitli uluslararası kuruluşlarda aktif rol aldı. 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı danışmanlığı görevini üstlendi” diye konuştu.

Ortaylı'nın tarih anlayışını disiplinli çalışma ve sürekli öğrenme üzerine kurduğunu anlatarak sözlerini sürdüren Aköz “O dil öğrenimini ve kaynaklara doğrudan erişimi tarihçiliğin temel şartı olarak gördü. Bu sebeple Rusça, Arapça, Latince, Farsça, İngilizce ve Almanca gibi pek çok dil bilirdi. Bu noktada akademisyen ile entelektüel arasındaki ayrımın vurgulanması önemlidir. Akademisyen, belirli bir disiplinin sınırları içinde uzmanlaşmıştır ve kendi disiplininin bilgisini üretir. Entelektüel ise bu bilgiyi toplumsal bağlamda anlamlandırır ve farklı disiplinlerle ilişkilendirir. İlber Ortaylı, akademik çalışmalarında ortaya koyduğu bulguları geniş toplumsal bağlama taşıyabilmiş, Türkiye'de entelektüel geleneğin sürekliliğini temsil eden bir şahsiyettir. En belirgin vasıflarından biri de, tarihi olguları güncel siyasetin dar çerçevesinden bağımsız olarak analiz edebilmesidir. Güncel olaylara yaklaşırken tarihi süreklilikleri esas aldı. İdeolojik yaklaşımlar yerine analitik kavramları tercih etmesi önemlidir” dedi.

Ortaylı’nın tarihi kişilikleri ve olayları kendi dönemlerinin şartları içinde değerlendirdiğini anlatan Aköz, “Bu yaklaşım, anakronizme karşı geliştirilmiş metodolojik bir hassasiyet olarak öne çıkar. Türkiye'de tarih çoğu zaman güncel politik tartışmaların bir parçası haline getirilir. Bu durum karşısında Ortaylı, tarihi gerçekliği bilimsel yöntemlerle ele alır. Onun tarih anlayışı, kurumlar tarihi perspektifiyle yakından ilişkilidir. Tarih, yalnızca siyasi olayların kronolojisi değildir; kurumların sürekliliği, şehirlerin dönüşümü, ekonomik yapıların gelişimi ve toplumsal ilişkiler bu bütünün parçalarıdır” diyerek sözlerine devam etti.

İlber Ortaylı’nın, akademik çalışmalar yanında televizyon programları ve gazetelerdeki yazılarıyla geniş bir kitleye ulaştığını vurgulayan Aköz “Tarih bilgisini popüler bir anlatımla sundu. Anlatımını basitleştirmeden, dinleyiciyi düşünmeye sevk eden bir üslup geliştirdi. Bir toplumun hafızası, o hafızayı işleyen ve yorumlayan entelektüeller aracılığıyla şekillenir. İlber Ortaylı'nın çok kültürlü aile yapısı ve güçlü akademik formasyonu, onu Türk düşünce hayatında önemli bir konuma taşıdı. Tarihi gerçekliği ideolojik yaklaşımlardan bağımsız olarak ele alma çabası, bilimsel sorumluluğun bir gereğidir. Ortaylı'nın temsil ettiği tarih anlayışı, bir düşünme biçimi olarak değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, uzun süreli tarihi analiz, kurumsal odak ve metodolojik titizlik üzerine kuruludur. Günümüz tartışma ortamında analitik berraklığını koruyabilen bu yaklaşım, tarih bilincinin sağlıklı bir zeminde gelişmesine katkı sağlamaktadır” diyerek konuşmasını tamamladı.

Program sonunda Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü Prof. Dr. Alaattin Aköz’e günün hatırası olarak kitap takdim ederken, Aköz de Güçlü’ye İlber Ortaylı’nın hayatını anlatan (Zaman Kaybolmaz) adlı eseri hediye etti.

konya aydınlar ocağı ilber ortaylı