Reklam
Bu poşet mavzuuna fena takığım
YADİGAR GÜNEŞ

YADİGAR GÜNEŞ

Bu poşet mavzuuna fena takığım

08 Şubat 2019 - 00:02

Hayatımızın en naylon mevzuu market poşetleri, hükümet tarafından ücretlendirilince bir süre gündemimizin baş tacı oldu.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın AB mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında hazırlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği ile 1 Ocak tarihinden beri alışverişlerimizde belli bir kalınlığın üzerindeki poşetlere ekstra para öder olduk.

Neymiş efendim…

15 ila 50 mikron arası kalınlıktaki plastik alışveriş poşetleri, market kasalarında tüketiciye 25 kuruştan verilecekmiş. Bu kalınlığın altında ve üstündeki poşetler ise ücretsiz olacakmış.

Vatandaş ne mikronu bilir, ne de poşetin kalınlığından anlar.

Yuttur yutturabilirsen..

Çevreci bakanlık, plastik atıkların çevreyi kirletmemesi için görünürde çok güzel bir uygulama başlattı.

Peki bu plastik atıklar, 1 Ocak’tan önce doğayı kirletmiyor muydu?

Çocukluğumdan zar zor hatırlıyorum; eskiden bez torbalar, fileler kullanırdı annelerimiz alışverişte. Marketler hayatımıza girince aldığımız ürünleri poşetleyerek verdiler ellerimize.

O zaman da zararlı olan o naylon torbaları kullanmak kolay geldi ve hayatımızın bir parçası oldu. Evimize kadar getirdik marketten aldıklarımızı yine kolayca. Sonra çöp poşeti olarak kullandık.

Çok yönlü kullanımıyla hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen bu poşetler, madem bu kadar zararlıydı neden topyekun kaldırılmak yerine parayla, zorla dayatılıyor.

Daha önce bu plastik torbalar doğada kolayca çözünebiliyordu da o yüzden mi marketlerde hoyratça müşterilere veriliyordu.

Önceden insan sağlığına zararlı değil miydi ki bu poşetler, üzerlerine marketin reklamı basılarak kanserojen etkisi artırılıyordu?

Bu poşetler madem bu kadar zararlıydı, bugüne kadar halk sağlığı neden düşünülmedi?

Elbette 1 Ocak itibariyle satışa sunularak ticaret aracı haline gelen naylon poşetlerin yapısında da doğaya ve insan sağlığına verdiği zararda da değişen bir şey olmadı.

Hal böyleyken, “Vatandaş marketlerden daha mı zengin ki, marketler parayla reklamını yaptırıyor?” diye insanın aklına gelmiyor değil.

Oysa poşetler, bedeli karşılığı satılmaya başlanıp sosyal medyada türlü esprilere konu olduğunda bir esnaftan 400 adet poşetin 2 TL’ye alındığını öğrenmiştim.  Raflarda ..,9’luk küsuratları kasada yuvarlayarak, vatandaşın cebinden fazladan para almaya alışan marketlerin, adedi 0,005 kuruşa gelen poşetlerden kazancını varın siz düşünün.

Tam da bu cümleleri yazarken, yine naylon torbaların paralı olduğu günlerde, plastik kullanımını azaltmanın faydalarının anlatıldığı açıklamalarda, marketlerin poşet yükünden kurtulacağı yönündeki bildiriler, poşet maliyetiyle birleşince doğrusu gülmekten kendimi alamıyorum.

Biz bu mevzuyu naylondan gördük ama o meşhur poşetler, 24 Haziran 2018 genel seçimlerinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 100 günlük eylem planına bile girdi.

Yani mevzuu derin…

Ama bu poşet mevzuu, ekonomik sıkıntılarla ne naylon poşetini, ne de yerine kullanılması önerilen bez torba ya da filesini dolduramayan vatandaşın gündeminden çabuk çıktı.

Şimdiki gündemimiz, tanzim satış noktaları.

Sebze ve meyve fiyatlarının artması ile birlikte halkın daha uygun fiyata sebze ve meyve yiyebilmesi için çareler aramaya başlayan hükümet, bu arsız yükselişe dur demek için yeni ve çok güzel bir proje geliştirdi.

Aslında yeni demek tam da doğru olmaz. Yine çocukluğumun market anılarından hatırlıyorum; daha Türkiye’de market kültürü yokken, Büyükşehir Belediyesi tarafından Uygun Satış Mağazaları adıyla açılan USAM’ları.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da halkın geçim sıkıntısına çare olması amacıyla belediyelere, Konya’daki USAM’lar örneğindeki gibi belli bölgelerde tanzim satış yerleri açması için talimat verdi.

İlkin İstanbul ve Ankara’da yapılacak uygulama ile belediyeler düşük fiyatta sebze ve meyve satacağı tanzim satış noktaları oluşturacak. Belediyeler, direk üreticiden alacağı ürünleri de düşük karla satarak, hem komisyoncuları aradan çıkaracak, hem de vatandaşın bütçesine katkıda bulunacak.

Tanzim satış yerleri ile ilgili bir dipnot…

Tanzim satış, Türkiye’de ilk kez 1973 yılında Tansa adı ile satışa başlamış. 1976 yılında da ilk mağaza İzmir’de açılmış. Konya’da ise dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Halil Ürün tarafından Türkiye’de marketçiliğin yeni ­tanındığı günlerde,1990 yılında açılmış USAM Uygun Satış Mağazaları.

Uygulama ilk olarak gelecek hafta iki büyükşehirde başlayacak. Dilerim altyapısı tam hazırlanır ve aksaklıklara mahal verilmeden, içi boş bir proje olarak kalmadan, Konya’da da özellikle dar gelirlilerin imdadına yetişir.

Zira dar gelirli vatandaş, yakınında bulunmayan bir uygun satış mağazasına bir de yol ücreti ekleyerek alışverişine gitmez.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Gürdal YORULMAZ
    1 hafta önce
    Yadigar hanım yazılarınızı zevkle okuyorum,öncelikle konu tesbitleriniz ve medeni cesaretle yazdığınız yazılar için teşekkür ederim.Evet konu naylon poşet çevreyi kirletiyor doğada bilmem kaç yıl kalıyor.Gerçekten doğa mı düşünülüyor?yoksa marketler fazla para kazansız çaktırmadan bakanlı'ğada para aktaralım mı düşünülüyor?Gerçek doğa düşünülüyorsa buyurun çözüm için öneri teklifi:25 kuruş değil siz poşet getirene 15 kuruş verin bakın doğada bulunan milyonlarca poşet kaç günde toplanır. Gerçekten Milletin sağlığı ve Doğa düşünülüyorsa.Ama değil gene zengin düşünülüyor Fakir fukara garip guraba edebiyatı yapılıyor.sizi kutluyor başarılarınızın devamını diliyor güzel yazılarınızı okumak fikirlerinizden faydalanmak dileği ile kaleminiz güçlü olsun diyorum.

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir