Fırsat önümüzde, tepmeyelim
TEZCAN UZCAN

TEZCAN UZCAN

Fırsat önümüzde, tepmeyelim

19 Şubat 2019 - 17:24 - Güncelleme: 19 Şubat 2019 - 23:19

Ülkemiz futbolu, yıllardır tükenmişliğin ve kaosun içinde, sağdan sola, soldan sağa savrulup duruyor. Bizler de spor kamuoyu olarak bu yok oluşu, dibe vuruşu izlemeye devam ediyoruz. Futbolumuzdaki bu olumsuz gidişatı, dibe vuruşu seyreden; en başta Türkiye Futbol Federasyonu kulüp yönetimleri ve ulusal basınımız gerçek anlamda suçludurlar.

Günümüzde futbolun ekonomisi çok büyük hacimlere ulaşmıştır. Futbol Federasyonu ve bütün kulüplerin müşterek bütçeleri günümüz Türkiye’sinde birçok bakanlık bütçesinden daha fazladır. Bu büyük futbol ekonomisinin kurumsal anlamda Türkiye Futbol Federasyonu ve kulüplerimiz tarafından daha rasyonel ve sürdürülebilir bir anlayışla yönetilmesi gerekmektedir.

Bu büyük ekonomiyi yönetecek Futbol Federasyonun, bütün kulüplerimize eşit mesafede durması ve adaleti eşit dağıtan bir işleyişi ortaya koyması gerekmektedir. Oysaki bu doğru anlayış ülkemde bir türlü sağlanamıyor, adalet terazisi; ölçümleri asla doğru yapamıyor. Sesi gür çıkan, görüyoruz ki her zaman korunuyor. Ülkemde futbol  kabul etsek de etmesek de lobilerin ve siyasi baskıların gölgesinde yönetiliyor. Futbolumuzun genel çerçevesi bu. Bizler bu gerçeklerle kucak kucağa yaşıyoruz yıllardır. Kısacası Türkiye Futbol Federasyonu bütün kulüpleri koruyan önemli bir işlevi yerine getirmeli ve kendisine tanınan bütün yetkileri, hiç bir kulüpten ve lobi baskısından çekinmeden cesaretle uygulamalıdır.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı futbolumuzun marka değerini yükseltme adına ciddi anlamda adımlar atmalıdır. Görüyoruz ki, bu amaca dönük adımlar da her nedense bir türlü atılamıyor. Futbolumuz gerek alt yapılarda, gerekse üst yapılarda gereksinim duyduğu nitelikli adımları bir türlü atamıyor. Kalite ve iyileştirmeler konusunda dünya futbolundan alınabilecek çok önemli modellerin ve uygulamaların olduğu gerçeği akıllardan asla çıkarılmamalıdır. Ayrıca; kanunlarımızın özerk federasyonumuza kazandırdığı bütün yetkileri, hem kendi iç dinamiklerinde hem de kulüplerimiz bazında rahatlıkla kullanıyor olması gerekmektedir. Uygulamada cesaret ve sürdürülebilirlik esas olmalıdır. Uygulamalarda adalet ve eşitlik ilkesinden kesinlikle ödün verilmemelidir. Bu doğru yol izlendiğinde inanın kamuoyu vicdanı ciddi anlamda rahatlayacaktır. Doğru yol, doğru ve adaletli uygulama, yönetenlere karşı saygı ve sevginin artmasına neden olacaktır.

Türkiye Futbol Federasyonu'nun en önemli iki görevinden birincisi öncelikle kulüpler yasasını çıkartmak, ikincisi de kulüpleri taviz vermeden denetlemekle işe başlamalıdır. İşte bu asli görevlerini yerine getiremeyen federasyonumuz, ülke futbolunun yerlerde sürüklenmesine neden olmuştur. Futbolumuzun şu andaki tükenmişliğinin ve kulüplerimizin batma noktasına gelmesinin temel suçlusu da asla spor kamuoyu değildir.

Günümüz futbolunda yaşanan ciddi kan kayıpları, futbolumuzun ana paydaşları sayılan teknik adam, oyuncu, personel ve kulüplerimizin karşılıklı parasal alış verişlerinde sıkıntılı bir süreç yaşanmasına neden olmuştur. Bu süreçte takımlarımız transfer yapamaz hale gelmiştir. Bu büyük endüstrinin vizyon ve marka değerini artırmak; Türkiye Futbol Federasyonu'nun sistematik, metodolojik, kısa, orta ve uzun vadeli plan ve programlar yaparak, ödünsüz uygulaması ile mümkün olacaktır. Sonuçta her noktada ciddi olumsuzluklar yaşanırken, ahbap çavuş ilişkileri ile bu sorunlar çözülemez ve çözmek için ilke ve kurallara sadakat, sonra da eğilip bükülmeyen dik duruşa sahip olmak gerekir.

Eğer iyi değerlendirmeler yapılırsa kulüplerimizin içinde bulunduğu dibe vuruşu fırsata çevirebiliriz. Kulüplerimiz zaman kaybetmeden alt yapı havuzlarına ve kendi öz kaynaklarına dönmelidir. Bu konuda ısrarcı davranılmalıdır. Futbolumuz yabancı futbolcu mezarlığından hızla kurtarılmalıdır. Yaşanılan ekonomik sorunlar bütün kulüplerimizin sorunudur. Alınan kararlar bütünüyle bütün kulüplerimizi kapsayacaktır. Kulüplerimiz en fazla 5 veya 6 kaliteli oyuncu transfer edebilme hakkına sahip olabilmeli. Üst ve alt liglerimizde Türk futbolcudan çok yabancı futbolcu var. Bu durum kulüplerimizin ve ulusal takımlarımızın kimyasını alt üst etmektedir. Genişletilmiş ve iyi koordine edilmiş öz kaynak düzeninden değerli hocalarımızla çok kaliteli oyunculara sahip olmak asla olanaksız değildir. Böyle bir düzenin gerçekleşmesi, kurulması inanç, sabır ve bilimsel çalışmalarla mümkündür. Trabzonspor’un şu anda başardıkları önemli bir ders niteliğindedir. Kendi gençlerine güvenmek onlarla yol almak takımdaşlık ruhunuda otomatikman yükseltiyor. Kurtuluş reçetesi bu olmalı kulüplerimizin.

Son günlerde FİFA ve UEFA yetkilileri tarafından alınan kararlar neticesinde kulüplerimizin yaşadığı olumsuzlukları hep beraber izledik. İşte tam bu noktada ülkemiz futbolu adına olumlu gelişmelerin yaşanabileceği gerçeği ile sevinirken, Futbol Federasyonu, kulüplerimizin borçlarını yapılandırma adına Ziraat Bankası ile yeni bir yol seçti. Bu yolun seçilme nedeni ve önceliği Konyaspor, Erzurumspor, Kayserispor, Göztepe gibi (isimlerini yazamadığım diğer takımlarımız da dahil) takımlarımızın kurtarılması anlamını akla getirmemeli, kurtarma operasyonu; arkasında milyonlarca taraftar kitlesi barındıran Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray kulüpleri içindir. Bırakalım Ziraat Bankası ülke çiftçisini kurtarsın, astarı yüzünden pahalı hale getirilen bu ortamda kulüplerin finansal alt yapılarını düzeltme yerine, daha geçerli ve kalıcı çözümlerle futbolumuzun arkasında durulma gayreti içinde olunmalı idi. Sayın Federasyon yetkilileri kolay yolu yıllardır seçerek ülkemiz futbolunu hangi noktaya getirdiğinizi görün artık. Bu çürümüşlük ve eyyamcılık bitsin artık.

Ülke insanı ve kulüplerimiz, bu zorlukları yenerek aşacaktı. Tükenmişliği fırsata dönüştürmek için güzel bir fırsat var önümüzde. Sadece sabır ve planlı adımları atabilme adına gelin dip dalgayı fırsata çevirelim

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir