Zafer Haftası ve Atatürk'ü anlamak
TAHİR SAKMAN

TAHİR SAKMAN

Zafer Haftası ve Atatürk'ü anlamak

26 Ağustos 2019 - 12:19
Reklam

Bugün “Büyük Taarruz”un, bir başka ifadeyle Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin başladığı, dünyada emperyalizme karşı verilen ilk savaşın, istiklal ve istikbalini kendi gücüyle, milletten aldığı güçle kazanılacağının tüm dünyaya gösterildiği, Kurtuluş Savaşı’mızın zaferlerle taçlandığı haftanın ilk günü…

Şafakla başlayan Türk topçusun ateşi, günü emperyalistler için cehenneme çevirirken, şehadete erişenler içinse tam bir cennetti…

Ömrünü savaş meydanlarında geçiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun komuta kademesindeki ve Cumhuriyetimizin kurucu kadrosunda yer alanlar başta olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmet ve şükranla anarken, günümüz gençliğine Atatürk’ü yeterince anlatamamanın üzüntüsünü de yaşıyoruz.

Bir ulusu yoktan var eden bu insanlar, ülkemizi Sevr canavarından kurtarıp aydınlık günlerin önünü açarken, hiçbirisi siyasi ikbal peşinde koşmamış; aksine kendi ikballerini değil sadece ülkesinin ve insanlarının aydınlık yarınlarda yaşaması için mücadele etmişlerdir.

Her türlü yokluğa rağmen hiçbir bahanenin ardına sığınmayarak, vatan topraklarını düşman çizmesinden temizlemişlerdir. Mecliste bile Amerikan mandası tartışılırken, Atatürk; milletin istikbalini ancak milletin tayin edebileceğini vurgulamış, istiklal ve istikbalimizi ancak Türk Milletinin sağlayacağına inanmış ve bunu da başarmıştır.

Bugün, bu topraklarda özgür yaşıyorsak, bunu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıyla aziz şehitlerimize borçlu olduğumuzun ne kadar farkındayız acaba?

İçinde bulunduğumuz bu hafta; beylik birkaç cümleyle, parlak laflarla geçiştirilebilecek bir hafta değildir; o günün şartlarında, ülkenin içinde bulunduğu durumun iyi irdelenmesi ve gençlere iyi anlatılması gerekir.

Uçakla kağnının savaştığı bir kurtuluş destanını yazan bir başka millet yoktur. Analarımız, bacılarımız kağnılarla cepheye mühimmat taşırken, vatan evlatları özgürlüğe giden yolun şehadetten geçtiğini çok iyi biliyorlardı.

O millet ki, o gün Mustafa Kemal Atatürk etrafında kenetlenmiş, Meclis bütün yetkilerini geçici de olsa Atatürk’e devretmiş ve düşmanın 9 Eylül’de İzmir’de denize dökülmesiyle kesin netice alınmıştır. Bizzat Atatürk’ün sevk ve idare ettiği ordularımız, 26 Ağustos 1922 günü başlayan Büyük Taarruz’la birlikte şahlanmış ve yedi düvelin ihtiraslarına Türk süngüsünü tattırmıştır.

Biz yeterince anlatabiliyor muyuz? Bizler Atatürk’ü ne kadar anlıyoruz? Bir ulusun kaderini çizen ve geleceğe umutla yürümesini sağlayan bir dahi lideri, bizler ne kadar anlayabiliyoruz?

Bu tür sorulara ne yazık ki olumlu yanıt vermekte zorlanıyoruz. Zaman zaman siyasilerimizden de olumsuz yorumlar duymak, insanımızı daha da üzüntüye sevk etmekten başka bir işe yaramıyor.

Bugün bulunduğu makamları, Yüce Atatürk’ün kurduğu devletin sayesinde elinde bulundurduğunu ilk unutmaması gereken siyasilerimiz olması gerekirken, ne acıdır ki, 30 Ağustos gibi sadece Türk Milleti için değil dünyadaki tüm sömürülen halklar için ışık olan anlamlı bir bayramı bile, “30 Ağustos halkı ilgilendiren bir bayram değildir” diyebilmektedirler.

Belki maksadını aşan bir sözdü; ancak bunların benzerlerini de duyduğumuz için içimiz acıyor. Bunun daha da ötesinde Kurtuluş Savaşı’mızı reddeden insanların olmasını da hayret ve ibretle izliyoruz.

Eskiden 30 Ağustos kutlamaları çok görkemli olurdu sonraları sıradanlaştırıldı. Çocukluğumuzun ve gençliğimizin 30 Ağustos kutlamalarını yine aynı görkemle kutlamayı özledik. Resmi geçitler ve akşamları yapılan fener alaylarındaki coşkuyu yeniden yaşamak, 30 Ağustos’u bize hediye eden ecdadımıza da bir vefa borcu değilse, nedir?

Yüce Atatürk’ü sosyal medyadan veya kime hizmet ettikleri belli olmayanların anlatımından değil kahramanların kendi yazdıklarından okuyun. Bizzat Atatürk tarafından kaleme alınan Nutuk, bu konuda bizleri aydınlatacak olan kitapların başında gelmektedir.

O günün şartlarını, ülkenin işgal altındaki durumunu, halkın yılgın ve yoksulluğunu anlamadan, 30 Ağustos’u ve Atatürk’ü anlayamayız.

Bir kez daha Aziz Atatürk’ün, silah arkadaşlarının ve şehitlerimizin yüce hatırası önünde saygıyla eğiliyorum, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına sonsuz şükranlarımı sunarken, Türk Milleti’nin de Zafer Haftasını kutluyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir